• $30,9847
  • €33,6395
  • 2015.12
  • 9347.17
4 Mart 2023 Cumartesi 07:00 | Son Güncelleme:

İstanbul'dan mektubunuz var!

İstanbul'dan mektubunuz var!
- ALİ DEMİRTAŞ / ali.demirtas@aksam.com.tr

İstanbul'dan depremde kurtulanlara gönderilen mektuplar birlik ve beraberlik mesajı verdi. El yazısıyla, içtenlikle yazılan ve yazarlarının iletişim bilgileri ile adreslerini eklediği mektuplar, "Ateş bu sefer sadece düştüğü yeri yakmadı." dedirtti.

Deprem bölgesine gönderilen, yapılan her türlü yardım elbette çok önemli. Bununla beraber fiziki veya somut bütün formlardaki yardımların yanı sıra duygusal beraberlik ve destek bilincinde olduğumuzun da bölgeye iletilmesi; en az diğerleri kadar anlamlı ve kıymetli. Bu, hem bölgede bulunduğum süreçteki gözlemim hem de oradayken arkadaşlarımın bana gönderdiği "Nasılsın?" mesajlarıyla yaşadığım hissiyat; üstelik depremzede değil sadece bir gönüllü olmama karşın...

BERABERDİK VE BİRLİKTE İYİLEŞECEKTİK

Bölgede internet ve teknik iletişim oldukça kısıtlı olduğundan depremzedeler her şeyi takip edemiyor. Bizim sosyal medyada veya televizyonda ne konuştuğumuzdan, onları nasıl izlediğimizden, en az onlar kadar üzüntü içinde olduğumuzdan ve ateşin sadece düştüğü yeri yakmadığından pek haberleri olamayabiliyor. Bu nedenle ben de sosyal medya hesabımda duygusal beraberliğimizi ve desteğimizi ifade ederek yazılan "içten" mektupları depremden kurtulanlara ulaştıracağıma dair bir duyuru paylaştım. Çünkü beraberdik ve birlikte iyileşecektik...

SADECE İYİ NİYETLİ MEKTUPLAR

Mektupları insanlardan ya elden ya da hızlı kargo ile teslim aldım. Çıktığım duyuruda mektupları önce okumayacağımı yazmıştım ama çok hassas bir konu olduğundan iyi niyetli dahi olsa bölgedeki kardeşlerimizi incitecek bir ifade bulunmaması adına her mektuba göz gezdirdim, bunu da öncesinde ikinci bir duyuruyla insanlara bildirdim. Ama bütün bunlara rağmen yine de sadece niyetinden emin olduğum insanların mektuplarını kabul ettim. Zira amacı dışında herhangi bir sürprizle karşılaşmamak ve buna aracı olmamak için bunu yapmam gerekliydi. O anki kaygımız belliydi çünkü yaralı gönüllere bir selam ulaştırmak. Bunun dışındaki her şeyin ne vakti ne de zamanıydı, anlamsızdı da.

FOTOKOPİ VEYA ÇIKTI DEĞİL, EL YAZISIYLA

İnsanlardan mektupları el yazısı ile yazmalarını, mümkünse kimliklerini en azından bir isimle açık etmelerini istedim. Bu önemli bir detaydı, kimden gelmişti bu mektup? Anonim olmaması gerekirdi. Ardından mektupları teslim alırken insanlara hangi yaş grubuna, cinsiyete ya da hangi ölçüte yönelik yazdıklarını sorarak kendime not ettim. Çünkü mektupların doğru kişiye gitmesini sağlamalı ve ona göre bir dağıtım yapmalıydım.

ZARFIN İÇİNDE ANLAMLI HEDİYELER

Yine mektup yazarlarına dilerlerse zarfın içine bir fotoğraf ya da kendileri için anlamlı küçük bir obje koyabileceklerini söyledim. Ve en nihayetinde onlarca mektup topladım. Zarfın içine, içten mektuplarının yanına bilekliğini koyandan tutun da bir miktar para koyanı da vardı, resim yapanı da. Zarflarını biraz daha büyütüp kendince hediyeler ekleyenler de yine o içten mektupların bir parçasıydı.

BİR MEKTUP ÇANTASI İLE DAĞITMAYA BAŞLADIM

Tüm mektupları aldım ve kendime bir mektup çantası hazırlayarak bölgeye vardığımda emanetleri dağıtmaya başladım. Ama rastgele ya da hızlı bir dağıtım değildi bu. Hayatta İyilik Var Derneği ile birlikte yaptığımız yardım çalışmalarını devam ettirirken bir yandan da radarım hep bu mektupları ulaştırmaya yönelik açıktı.

İSTANBUL'DAN MEKTUBUNUZ VAR...

Kimi zaman çadır kentlerde dolaştım kimi zamansa ara sokaklarda. Kırsal alanlardaki çadırlarda mektup verdiğim de oldu, şehrin tam ortasındaki birinin karşısına çıkarak "Size İstanbul'dan mektup var" dediğim de. Kimi bu söylemimi asla yadırgamadan heyecanlı gözlerle mektubunu çıkarmamı beklerken kimi da haklı olarak afalladı. Ama hemen ardından mektubunu almak için sözlerini toparladı ve sanki zaten böyle olması gerekiyormuş gibi aldığı zarfı hassasiyetle avcuna sıkıştırdı. Mektubunu hemen yanımda okuyan da oldu, alıp cebine sıkıştıran veya çadırına doğru yönelen de. Kimi gözyaşlarına hâkim olamadı, kimi ya böyle bir şeye aracı olduğumdan ya da mektubun yazarına sarılamadığından bana sarılmak istedi. Ayrıca sohbet sırasında bazı mektupları adaşlarına teslim ettiğimi fark edince, "Demek ki doğru yeri buraymış" demekten alamadım kendimi, bu tesadüf de tüm bu anlamlı sürecin bir parçasıydı belki de...

MEKTUP KARDEŞLİĞİ OLUŞTU

Mektupları dağıtmaya başlamamla beraber mektubun yazarlarından da tek tek mesajlar düşmeye başladı bana. Bazıları mektubu teslim alan depremzedelerin onlara yazdıkları teşekkür mesajını gönderdi, bazısı da aralarında bir mektup kardeşliği oluşacağının müjdesini verdi. Benim tek hissettiğim şeyse buna aracı olmanın ve o an orada işe yaramış olmanın sevinciydi.

TEŞEKKÜRLER ALİ AĞABEY

Yine Hatay'da mektupları dağıttığım bir gün farkında olmadan Hayatta İyilik Var Derneği ile konuşlandığımız Kırıkhan'daki okuldan oldukça uzaklaştığımı fark ettim. Telefondan navigasyona baktığımda araçla dahi 30 dakika gösteriyordu dönmem gereken adres. Biraz yürümeye başladıktan sonra mektupların da bitimiyle yoldan geçen araçlardan ve o yöne gidenlerden ricada bulunmayı düşündüm. Yürüdüğüm sırada sık sık arkama bakarken, motosikletli bir abi bu durumu fark etmiş olacak ki önümde durdu ve nereye gideceğimi sordu. Bu yol üzerinde gittiği yere kadar onunla gelsem dahi bana uyacağını söylesem de tam konumu açmamı istedi ve beni okulun bahçesine kadar bıraktı. İsminin Ali (adaşım) olduğunu ve kendisinin de bir depremzede olduğunu söyleyen Ali Abi'nin iyi niyeti mektupların dağıtım finalinde bir kez daha "İyi ki yapmışım bu işi" dedirtti. Teşekkür ederim Ali Abi, sağ ol.

BERABERİZ, AYNIYIZ

Mektupları dağıttığım sırada gözlemim, tıpkı bir engelli adayı olmamız gibi potansiyel birer depremzede olduğumuzu da hatırlattı bana. O çadırdaki insanlar da birkaç gün öncesine kadar herkes gibiydi. Hayata dair kaygıları, üzüntüleri, mutlulukları vardı. Belki de depremden önce hiçbir eksikleri yoktu; şu an ihtiyaç duydukları o şeyler, evlerinin her noktasındaydı. Bu nedenle aldığım her "Nasılsın?" sorusuna aynı yanıtı verdim: "Herkes gibiyim". Ne iyiyim ne de kötüyüm demeyi kendime hak görmedim. Ya henüz pek çok şeyden haberi olmayan çocuklar? Şu an en büyük mutlulukları aldıkları oyuncaklar olsa da birkaç gün öncesine kadar ihtiyaç listelerinin başında belki başka şeyler vardı. Bu nedenle gerçekten beraber olmamız gerekiyordu. Şu ara aynıyız zira, ateş sadece düştüğü yeri yakmadı. Bunu Hayatta İyilik Var Derneği'nin Psikososyal Destek Çadırı'na gelenlerin anlatımlarından da gördüm. Hepimiz aynı gök kubbenin altındayız. Beraberiz ve birlikte iyileşeceğiz...

TUSAŞ tarihi hikayeyi paylaştı: KAAN'ın kahraman pilotundan ilk sözler! Al bayrağı öptü
TUSAŞ tarihi hikayeyi paylaştı: KAAN'ın kahraman pilotundan ilk sözler! Al bayrağı öptü

TUSAŞ tarihi hikayeyi paylaştı: KAAN'ın kahraman pilotundan ilk sözler! Al bayrağı öptü

Ve tarih verildi! KAAN 2028'de envantere katılacak
Ve tarih verildi! KAAN 2028'de envantere katılacak

Ve tarih verildi! KAAN 2028'de envantere katılacak

Deprem bölgesini ayağa kaldıracak hamle! Uçak, İHA ve helikopter parçaları üretilecek
Deprem bölgesini ayağa kaldıracak hamle! Uçak, İHA ve helikopter parçaları üretilecek

Deprem bölgesini ayağa kaldıracak hamle! Uçak, İHA ve helikopter parçaları üretilecek