• $16,3997
  • €17,5886
  • 981.039
  • 2453.98
13 Şubat 2021 Cumartesi 07:00 | Son Güncelleme:

'Herkesin mükemmel olduğu algısı mutsuz ediyor'

'Herkesin mükemmel olduğu algısı mutsuz ediyor'
- GÜLCAN TEZCAN / gulcantezcann@gmail.com

"Sosyal medyanın en büyük tahribatı herkesin her şeyi mükemmel yaptığına dair bir algı oluşturması" diyen yazar Hatice Özdemir Tülün, bu yüzden sürekli kendimizde eksiklik hissederek mutsuz olduğumuza dikkat çekiyor.

Portakal Ağacı yemek bloğuyla tanıdığımız Hatice Özdemir Tülün, her kitabında hayat yolculuğunun başındaki gençlere anlamlı cümleler kurmayı şiar edinen isimlerden biri. Ezber Bozan Kadınlar ile dünya üzerindeki başarılı kadınları rol model olarak gündemimize getiren Tülün, Portakal Ağacı'ndan Muhabbetle adlı yeni kitabında da okuru içimizdeki boşluğun farkına varmaya çağırıyor. "Her şeyin mükemmel olduğunu düşündüğümüz bu dünyada, kendimizi sürekli bir eksiklik içinde hissediyoruz. Gördüklerimiz mükemmel, duyduklarımız eşsiz, istediklerimizse uzak gibi... Bir biz hata etmişiz, kalbinde çöküntüler olan sadece biz kalmışız, yalnızca biz yaralanan dizimizi bir türlü pansuman edememişiz. Derin bir nefes alma, gökyüzünün mavisini, denizlerin enginliğini, çam ağaçlarının dökülmeyen yapraklarını hatırlamanın vakti." diyen Hatice Özdemir Tülün hayatı inançla, duayla süslemek isteyenlere içten bir muhabbet vaad ediyor. Tülün ile Portakal Ağacı'ndan başlayarak sosyal medya yolculuğunu ve gençlerle iletişimin püf noktalarını konuştuk.

Portakal Ağacı yemek bloğu ile sosyal medyanın ilk dönemlerinde ciddi bir popülarite kazandınız. Yemek tarifleriniz neden bu kadar ilgi gördü? Bu beklediğiniz, hesapladığınız bir şey miydi?

En önemli özelliği Türkiye'deki ilk yemek bloğu olmasıydı. Blogda bir hikâye eşliğinde tarifleri veriyor olmak, her bir yemeğin kısacık da olsa o güne dair bir anıyı barındırıyor olması okuyucuların ilgisini çekti diye düşünüyorum. Elbette tariflerin de gerçek bir mutfakta, bir anne-kız ikilisinin deniyor oluşu, annemin her bir tarifi ilk kez yemek yapamaya başlayacak birine anlatıyor gibi yazdırışı çok etkiliydi. Bizden birileri, bizim damak tadımıza uygun tarifler yapıyordu. Yıllar sonra "Hatice yıllardır siteni okuyorum, yemek yapan bir insan değilim, hiçbir tarifini de denemedim zaten ama ben sadece oradaki hayat hikâyesini takip ediyorum" diyen okuyucularımla karşılaşınca tarifler kadar hikâyenin de ne denli önemli olduğunu daha iyi hissettim.

Çok takipçili bir hesaba sahip olmanıza rağmen yeni kitabınızda sosyal medyaya dair tespitleriniz de var. Size göre en büyük tahribatı nedir sosyal medyanın?

Herkesin her şeyi mükemmel yaptığına dair bir algı oluşturması benim gözlemlediğim en büyük yanılgı. Ekranda gördüğümüz insanı o küçücük karede paylaştığı kadarıyla gözlemliyoruz. O karenin dışında kalan hayatında giden tersliklerin hiçbirini görmüyoruz. Sonrasında tüm profildeki bu minik kareleri zihnimizde birleştirip hepsini her gün bu kadar iyi idare ettiğini düşünüyoruz. "O gün ne paylaşmışsam muhtemelen tek düzgün yaptığım şey o'dur" diyen ya da #yasasinmukemmelolmamak etiketiyle ekranda görünmeyene dair paylaşımlar yapıyorum ama algoritma dediğimiz olay yine de bunlar yerine güzel görünen kareleri daha çok insana gösteriyor.

Yediden yetmişe, her sosyal sınıftan, inançtan insan sosyal medya üzerinde var olma derdinde. Neden gerçeklik bu kadar kaçar olduk?

Yeni düzen öyle bir algı oluşturdu ki artık sosyal medyada ne kadar varsanız o kadar değerlisiniz gibi hissettiriyor. Yaptığınız işin gerçek dünyada ne kadar anlamlı olmasının bir değeri yok bu düzende, "yaptığın en küçük şeyi sosyal medyada nasıl duyuruyorsun" esas meselenin bu olduğuna inandırıyor. Halbuki ne insanlar tanıyorum hiç sosyal medya hesapları yok, yaptıkları şeyleri ekranda göremiyorsunuz ama nasıl değerli çabaları. Esas kıymetli olan da bu gibi hissediyorum.

Gençlerle iletişim konusunda ciddi sıkıntılar yaşanan bir dönemdeyiz. Bu anlamda kendi tecrübelerinizden de yola çıkarak hem gençlere hem ebeveynlere neler tavsiye edersiniz?

Tavsiyeler altında ezilmemeyi tavsiye ederim :D Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım "pandemi döneminde gençlerle neler yapılması lâzım"ı konuşacağız, soru sormak ister misin? dedi. Sorum şu; "Yarım saat benim yerime evde durabilir misiniz? Bir tek başıma kahve içip geleyim!" dedim. Son bir senedir gençler de bizler de hiç bilmediğimiz bir dünyada yaşama mücadelesi veriyoruz. Her birimiz çok zorlanıyoruz, gençler bizden daha da çok zorlanıyorlar. Benim elimden gelen tek şey bu konuda yalnız olmadığımı, herkesin bu süreçte zorlandığını düşünmek. Bunun aynısını çocuklarıma da aktarmak; şu anda asla alışık olmadığın bir süreçten geçiyorsun, hepimizden daha çok belki sen zorlanıyorsun" demek. Arada bu kadar sakin ve mükemmel kalamadığım zamanlarda da kendimi banyoya kilitlemek :D

Yayıncılık ve sosyal medya anlamında çok değerli tecrübelere sahipsiniz. Bütün bu işleri yaparken bir mesleği icra etmenin ötesinde muradınız nedir?

Hayra vesile olup anne babamın sadaka-i cariyesi olabilmek. Bugün gençlerle ilgili eleştiriler geldikçe "Benim gibi anne babasının sabır imtihanı olan bir evlat bugün bu konularda röportaj yapılan biri haline gelebiliyorsa bu her genç bir umuttur" diyorum. Dönüp baktığımda gördüğüm en büyük şey önlerine hangi yeni imtihanla çıkarsam çıkayım asla elimi bırakmadılar. Asla bir başkasının çocuklarını yermesine izin vermediler, kendileri de benim ne kadar inatçı olduğumu, onları ne kadar zorladığımı kimseye anlatmadılar. Ben bugün anlattıkça "Yok canım! Hiç de öyle değildin!" diyor çevremdekiler, çünkü annem babam evlatlarının dertlerini muhabbet konusu yapmadı kimseye. En büyük muradım her ne çabadaysam "Allah onu yetiştiren anne babadan razı olsun" duasını alabilmek.

Portakal Ağacından Muhabbetle adlı kitabınızda "İçimizdeki Boşluğa Yolculuk" şeklindeki alt başlık dikkat çekiyor. Nedir o boşluk?

Sosyal medyadaki takipçi sayısıyla ya da insanların gözündeki değerimizle dolacağını sandığımız halbuki sadece Rabbimize teslimiyetle dolacak olan bir boşluk. Günde defalarca kendime hatırlatmak zorunda kaldığım, sürekli yeniden unuttuğum gerçeklik.

Kitapta annelikle ilgili tecrübeleriniz de var. Bebek büyütmek her zaman meşakkatli bir iş. Ama zamane annelerini en çok yoran nedir size göre?

Herkesin bir başkasının bebeğini nasıl büyütmesi hakkında fikir sahibi olması. Kitapta "Bir bebeğin sahip olabileceği en iyi anne sizsiniz! Rabbimiz size güvenmiş de emanet etmiş o yavruyu, varsın başkaları öyle düşünmesin!" diyorum. Anneliğim ilk yıllarında "ben anneliğe layık değilim, bu bebeğe yazık oluyor" diye ağlıyordum, dışarı çıktıkça Ortadoğu Uzmanı gibi Bebek Uzmanı teyzeler sürekli eleştiriyordu. En sonunda işi espriye vurmaya karar verdim. "Ay daha çok küçük, dışarı çıkarıp yazık ediyorsun!" diyene "Teyze biraz daha evde bir bebekle tek başıma kalırsam bana yazık olacaktı!" diyordum. "Ay o isim konulmaz bebeğe! Nasıl kızacaksın sen sonra o çocuğa?!" diyene "Zaten çocuğa kızmayayım diye o ismi koydum teyzecim" diyordum. Bir süre sonra gözlerini çevirerek uzaklaşmaya başladılar zaten.

Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak
Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak

Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak

3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak
3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak

3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak

Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı
Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı

Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı

<p>Hepimiz mutsuz olduğumuz belli olmasın diye gülümsemeyi kendimize maske ediniriz. Ama bazen bunu

Neden ‘sahte' güleriz? : Gizli Depresyon

Yamaç paraşütü tutkunlarının yeni adresi!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (27 Mayıs 2022)

Dünyanın en şansız insanlarının başına gelen talihsiz olaylar!