• $7,8217
  • €9,355
  • 448.959
  • 1328.73
26 Eylül 2020 Cumartesi 08:01 | Son Güncelleme:

'Her gidişte Afrika'ya gönlümü bırakıyorum'

'Her gidişte Afrika'ya gönlümü bırakıyorum'
- GÜLCAN TEZCAN / gulcantezcann@gmail.com

Yıllardır çektiği fotoğraflarından oluşan seçkiyi ‘Afrika Masumiyet' adıyla albüm haline getiren Fotoğraf Sanatçısı Coşkun Aydın, “Afrika'yı ve Afrika insanını anlayabilmek için onlara dokunmanız, aynı havayı teneffüs etmeniz gerekir. Bu coğrafyalara ‘'Gönüllü' gidiyorum ama her seferinde gönlümü orada bırakıp geliyorum.” diyor.

Dünyanın en saf ve kirlenmemiş coğrafyası belki de Afrika. Mutluluğu yanlış yerlerde arayan modern insanın arayışlarına en net cevabı bulabildiği yerlerden biri. Uzun yıllar batılı seyyahların ve gazetecilerin inşa ettiği görüntü ve dil üzerinden tanıdığımız Afrika ile ilgili yargılarımız sahici karşılaşmalar arttıkça yerini hayranlığa bırakıyor.

İşte o hayranlıkla bir Afrika gönüllüsüne dönüşen fotoğraf sanatçısı Coşkun Aydın’ın binlerce fotoğraf arasından seçtiği birbirinden renkli kareler Afrika Masumiyet adlı bir albümde toplandı. İstanbul Ticaret Odası tarafından yayınlanan albüm ve Afrika sevgisi üzerine Coşkun Aydın’la konuştuk.

Ne zamandır Afrika’da fotoğraf çalışıyorsunuz?

İlk gidişim bu kıtanın Büyük Sahra çölü bölgesinde yer alan Nijer’e oldu, 2013’de. ‘’Ben Afrika’ya batılı gazeteciler ve fotoğrafçılar gibi bakmayacağım’’ dedim. Rehber olan bir Afrikalı dostumun da ‘’Çektiğin fotoğraflarda lütfen bizi ihtiyacı olan, yardım bekleyen, başka ülkelere el açan insanlar olarak gösterme’’ deyişini dün gibi hatırlıyorum. Döndüğümde aklım orada kalmıştı. Çektiğim fotoğraflarla 30 dakikalık video sunum hazırladım. Ama bu bana yetmedi, tekrar nasıl giderim arayışı içindeyken bir dostum vasıtası ile 2014 de ‘’Gönüllüler Derneği’’ Başkanı İbrahim Ceylan Beyle tanıştım. Çektiğim fotoğraflardan kısa bir sunum yaptım. Sunum sonrası ‘’Afrika’ya tekrar gider misin?’’ demesiyle hayallerimin gerçekleşmeye başladı. Nijer’e 20 kez, Çad’a 1 kez, Komor Adaları’na 1 kez gittim. Gönüllüler Derneği ve derneğin organize ettiği başka derneklerin katkılarıyla Nijer’in başkenti Niamey’den 800 km. doğuda sahra kırsalında Tessaoua bölgesine tıbbi yardım, katarakt ameliyatları, cerrahi ameliyatlar, KBB, kadın hastalıkları, diş, poliklinik, çocuk, laboratuvar faaliyetleri gibi sağlık hizmetleri götürüldü. Bunlarla beraber çalışmalar kuyu açmak, kurban kesimleri, keçi dağıtımı olarak da devam ediyor. Ben de görsel hafıza oluşturmak için bu çalışmaların fotoğraf ve videolarını çekiyorum. Bu çekimleri yaparken bir yandan da sosyal hayatın içine giriyorum her gidişimde. Sokaklarını dolaşıyorum, açık alanlarda kurulan pazar yerlerine gidip orada kilometrelerce uzaklardan gelmiş küçük üretimlerini ve mallarını satmaya çalışan insanlarla tanışıyorum. Köylerine gidiyorum, milet tarlalarının içinden geçiyorum, tarlalarında kısıtlı ve ilkel aletlerine bağladıkları hayvanlarla tarım yapmaya çalışanları, açılan kuyulardan su çekenleri görüyorum. Milet saplarından yapılmış kulübelerine davet edip olmayan imkânlarıyla ikramda bulunup size ne kadar önem verdiklerini gösteriyorlar. Bütün bu güzelliklerin, samimiyetlerini, masumiyetlerini göstermelerinin öncelikle Türkiye’den gelmemiz ve Müslüman olmamızla ilgisi var. Ve elbette gönüllerin yaptığı sayısız yardım bu coğrafyada yaşayan insanların Türklere duydukları muhabbetin temelini oluşturuyor.

BİNLERCE FOTOĞRAF BİRİKTİ

Bu fotoğraf albümü nasıl oluştu?

Altı yılda 22 defa Afrika’ya gitmenin sonunda arşivimde sosyal hayat içinden çektiğim 50 bin civarında fotoğraf birikti. Gönüllüler adına çektiklerimle 100 bini buldu bu rakam. Zaman içinde bunlar sosyal medyada paylaşıldı, bazı kısa süreli sergiler yapıldı, tanıtım faaliyetlerinde kullanıldı ama bunlar hayatın hızı içinde kalıcı olamıyor ve etkisi hızla kayboluyordu. Bu düşünceden yola çıkarak kitabın proje yönetmeni olan dostum Hasan Mustafa Arslan ile bir araya geldiğimde bu fotoğrafları konuştuk. Bazı kurum ve düşünce kuruluşları Afrika ile ilgili yazıya dayalı kitaplar çıkarıyorlar ama bunların fotoğraflarla anlatımı bir albüm şeklinde olanı hiç yapılmamıştı. Sahra Çölü bölgesindeki ülkelerde çekilen bu fotoğraflarla yapacağımız albüm bir ilk olacaktı. Bu düşünce bizi heyecanlandırdı ve konuyu projelendirerek İstanbul Ticaret Odası’na teklifimizi sunduk. Kitabın muhteviyatına, fotoğraflara ve kitabın meydana getireceği etkiye inanan İTO Yayın Kurulu kitabın yapılmasına onay verdi. Çok ciddi bir fotoğraf elemesi sürecinden (5 ay) sonra kitapta yer alan 298 fotoğrafa kadar inebildik. Kitabın ismini de sizin bir yazınızdan çıkardık. Önce ‘’Afrika Masumiyete dokunmak’’tı sonra ‘’Afrika Masumiyet’’ de karar kılındı. Sizin Afrika ile ilgili bir yazınızda yer alan ‘’Gülümsemesine bakacaksın bir insanın, gözleriyle gülüyor mu diye. Bir de ağlamasına bakacaksın, sessiz ve derinden damlalar parmaklarına dökülüyor mu diye. İnsanın hakikati gözlerde başlar... İnsanın kapıları gözlerde, köprüleri ise sözlerdedir’’ ifadelerinizi kitabın giriş yazısı yaptık ve de çok yakıştı. Kitapta sağolsunlar Gönüllüler Derneği Başkanı İşadamı İbrahim Ceylan’ın, bölgeye giden gönüllü doktorlarımızın, İstanbul Ticaret Üniversitesi Dış Ticaret Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Murat Yalçıntaş’ın, İstanbul Medeniyet Üniversitesi öğretim üyesi, Afrika Araştırmaları Merkezi kurucusu, Afrika Senegal Büyükelçisi Prof. Dr. Ahmet Kavas’ın, İstanbul Fotoğraf Müzesi Kurucusu, Küratör, Fotoğraf Sanatçısı ve yazar Gültekin Çizgen’in yazıları da yer aldı ve bu albüm daha da değer kazandı. Türkçe, İngilizce, Fransızca hazırlanan kitap 240 sayfa, 2000 adet basılarak okuyuculara sunuldu.

HER FOTOĞRAFIN BİR HİKAYESİ VAR

Özellikle portreleriniz çok dikkat çekici. Her bir yüzün bir hikâyesi var gibi. Bu yüzler sizde nasıl duygular uyandırıyor?

Çektiğim tüm fotoğrafların bir hikâyesi var tabi, Afrika’da vizörüme yansıyan tüm karelerde yoksulluğu görmemek neredeyse imkânsız. Buna rağmen onların gülen, sevinen, seven, zengin ruhunu, onurlu duruşlarını yansıtmaya çalıştım hep. Kitaba yazısıyla katkıda buluna Ahmet Kavas hocam da fotoğrafları görünce ‘’Bakışlara yansıyan insanlık’’ diye özetledi bu durumu. Afrika gerçeğinin içinde yaşamak ve bir fotoğrafçı gözüyle bunları belgelemek benim için büyük bir tecrübe oldu. İçinden insanlık geçen hikâyeleri çektiğim fotoğraflarla Türkiye’deki insanımıza Afrika’yı anlatmaya çalıştım.

HER SEYAHATTEN APAYRI BİR DERSLE DÖNDÜM

Afrika tecrübesi bir fotoğraf sanatçısı olarak size ne kattı?

Öncelikle Büyük Sahra Çölü bölgesinde yaşayan insanlarını tanıdım. Her seyahatimden ayrı bir dersle döndüm diyebilirim. Oraya gidip, o insanları gördüğünüzde dünyevi hırslarınızın törpülendiğini fark ediyorsunuz. Her türlü yokluğa rağmen yaşamanın mümkün olduğunu da orada öğreniyorsunuz. Dolayısıyla o insanlara kendimi borçlu hissediyorum. Afrika’yı ve Afrika insanını anlayabilmek için onlara dokunmanız, aynı havayı teneffüs etmeniz gerekir. Değdiğiniz insanların samimi tebessümleri ve yerli dilde ‘’Nagudi, Nagudi Türkiye’’ teşekkürleri ile tarifsiz mutluluk duydum. Hareketlerime hep dikkat ettim acaba incitir miyim diye. Yaşadıkları hastalıklar ve bunu kabullenmiş olduklarını görmek üzüntü verici, birçok Afrikalının ikinci bir yiyeceğin tadını bilmeden hayatlarının sona erdiğini, fakir olduklarının bile farkında olmadıklarını, hayallerinin olmayışını görüp yutkundum. Bu coğrafyalara ‘’Gönüllü’’ gidiyorum ama her seferinde gönlümü orada bırakıp geliyorum. Afrika’da fotoğrafçı olmak cesaret istiyor, fedakârlık ve emek istiyor. Her şeyden önce Afrika’yı sevmek gerekiyor.

Albüm dışında bu fotoğraflarla ilgili sergi düşünceniz var mı?

Aslında albümle birlikte içinde yer alan fotoğraflardan 40 tanesiyle bir sergi de düşünülmüştü. Ancak pandemiden dolayı ertelenmek zorunda kaldı. İlerleyen zamanlarda bu sergi yine yapılabilir. Kitap inşallah Afrika’nın masumiyetini ve yüzündeki tebessümü en iyi şekilde yansıtır. Afrika insanının çaresizliğine ve yaşam şartlarına rağmen onurlu duruşunu aksettirir, bu konuda farkındalık oluşturmaya, Afrika’yı iyi ve doğru tanımamıza katkı sağlar.

<p>Malatya'da 4.7 şiddetinde deprem meydana geldi. İşte 8 saniye süren depremden ilk görüntüler...</

Malatya'da 4.7 şiddetinde deprem meydana geldi! İşte 8 saniye süren depremden ilk görüntüler...

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yumurtanın sarısı grileşiyorsa dikkat!

Vahşi doğanın yaşayan vampirleri