• $7,9474
  • €9,3977
  • 486.858
  • 1198.32
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
29 Şubat 2020 Cumartesi 08:00 | Son Güncelleme:

Güncel sanatın konusu 28 Şubat...

Güncel sanatın konusu 28 Şubat...
- GÜLCAN TEZCAN / gulcantezcann@gmail.com

Böyle Daha Güzelsin, özellikle 28 Şubat'ta ne yaşandığını merak edenlerin mutlaka görmesi gereken bir sergi. KADEM tarafından düzenlenen 28 Şubat temalı güncel sanat sergisi dönemin ruhunu incelikli işlerle bugüne taşıyor...

Ne zaman 28 Şubat Postmodern darbesinden bahsedecek olsak hem bizim mahallede hem de diğerlerinde bir tedirginlik baş gösterir. Bizim mahalle yüzleşmekten kaçar, kimileri çoktan vazgeçilmiş, hesabı sorulmamış, yarım kalmış hayatları için kırgınlığını dillendirir. Yaralar sarılmadığı gibi gündemimize almamız bile rahatsız edicidir bu can yakıcı süreci. ‘Amma mağdur edebiyatı yaptınız’ diyerek sözümüz ağzımıza tıkılır çoğu kez.

Ülkemizin darbeler tarihinde sistemin dayatma ve zorbalıklarından nasibini almamış bir kesim neredeyse yok gibi. Başbakan idam etmekten, sağcı ve solcu gençleri birbirine kırdırmaya varan, bir dönem sosyalistleri bir dönem milliyetçileri çarklarının arasında öğüten sistem 28 Şubat Postmodern darbesinde de dindarları hedef aldı.

Kamusal alan denilen kabus binlerce aileyi etkiledi. Yaşam tarzından dolayı dindarlar terörden daha büyük bir tehdit ilan edildi ülke için. Başörtülü genç kızların eğitim alma, kamu kurumlarında çalışma hakkı ellerinden alındı. Kızlar ikna odalarında başlarını açmaya zorlandı. Daha da ileri giden darbeciler başörtülü anneleri, sakallı babaları çocuklarının mezuniyetine, asker oğullarının düğününe almadı orduevlerine. Derin devletin işlediği faili meçhul cinayetlerden dindarlar sorumlu tutuldu.

SANATÇILAR 28 ŞUBAT’I ANLATMAKTA ÇEKİMSER

Yaşananların üzerinden yirmi yılı aşkın zaman geçti. Edebiyat dünyasında hafızamızı canlı tutacak eserler verildi az da olsa. Ama sinema, tiyatro ve görsel sanatlar yeterli ölçüde gündemine almadı 28 Şubat’ı. 12 Eylül darbesi edebiyat ve sinemada pek çok esere konu edilmişken edebiyat ve sanat dünyamız 28 Şubat’ı anlatmaktan imtina etti nedense. Sanat dünyasında makbul olmak için bu tür başlıklar sakıncalıydı belki de. Böylece yaşananlar gazete ve televizyon arşivlerinde, birkaç belgeselle sınırlı kaldı. 28 Şubat’a dair yapılan en etkileyici işlerden biri Kutluğ Ataman’ın ‘Peruk Takan Kadınlar’ projesiydi. Ataman, farklı sebeplerle peruk takan dört kadının hikayesini bir video enstalasyon ile anlatmak istemişti. Ancak başörtülü olduğu için peruk takmak zorunda kalan öğrenci, kimliğinin deşifre olmasından korktuğu için hikâyesini ses kaydıyla anlatmış, siyah ekrana bakıp peruk takan öğrencinin sadece sesini işiten izleyiciler dönemin baskıcı atmosferini de deneyimlemişlerdi.

Hülya Yazıcı’nın İstanbul Modern’de yaptığı ilk trienalde de yine yasağa göndermesi olan işler yer almıştı. Kimi kısa filmler ve FETÖ’nün darbeyi sulandıran yapımları dışında sinemada da anlatılamadı henüz. Hâl böyle olunca manşetleri ile darbeye zemin hazırlayanlar ‘Siz 28 Şubat’ta ne yaşadınız ki’ diye sorabiliyor fütursuzca.

Tam da bu yüzden 28 Şubat darbesi üzerine çokça konuşmamız, darbenin ekonomik, siyasi, toplumsal, psikolojik ve sosyolojik etkilerini daha çok gündemde tutmamız, tartışmamız; notalarla, kalemle, kamera ile sanatın tüm disiplinlerinde bu kırılma noktasını konu etmemiz gerekiyor. Zira 1990’ların sonunda hayata gözlerini açan bugünün gençleri ‘yaşam tarzına müdahale’nin ne demek olduğunu bilmediklerinden sosyal medyanın sahte kurgularına inanıp Gezi olaylarında meydana çıkabildiler.

Eğitim, öğretim hayatına müdahale ile başlayıp kamusal alanda dindarların varlığını silmeye varan yasaklar 28 Şubat’ın en belirgin uygulamaları idi. Doğal olarak bu yasaklar en çok kadınları etkiledi. Ordudan ve farklı sektörlerdeki işlerinden atılan, sakallı olduğu için akademik kariyerine, mesleğine devam edemeyen erkekler de vardı kuşkusuz. Ancak bu süreçten en büyük zararı hayatları çalınan ve kendi tanımları ile ‘yaşayan ölü’lere benzeyen kadınlar gördü.

PERUK YÜZÜNDEN SİLİNEN YÜZLER

KADEM tarafından düzenlenen 28 Şubat temalı “Böyle Daha Güzelsin” sergisi işte o yılların halet-i ruhiyesini güncel sanat işleriyle anlatmaya çalışıyor. “Böyle Daha Güzelsin” mottosuyla sanatseverlerin ilgisine sunulan sergi, 28 Şubat’ta kurulan ikna odalarında en sık kurulan cümlenin de altını çiziyor.

Kapıdan girdiğiniz anda Hilal Büşra Cebeci’nin “Gel Bi de Burdan Bak” adlı eserinde yer alan “Hem unuttum hepsini hem de bir bir aklımda” ifadesi geçen yirmi yılın özeti gibi. Bu duvarın hemen ilerisinde Melek Zeynep Bulut’un “Yara” adlı işi çok kavramsal bir düzlemden yorumluyor 28 Şubat’ı. Sergi alanına girdiğimizde hemen sağ tarafta Merve Güçlü ve Afra Bedriye Öztürk’ün “Dress Code” çalışması dikkatimizi çekiyor. Antik dönem stilindeki başsız kadın heykeli, dindar kadını sadece başındaki örtüyü değil hayata bakış açısı, değerleri ve yaşam tarzını da geride bırakmaya zorlayan darbeci zihniyete dikkat çekiyor. Yine aynı iki sanatçının işi olan “Diploma” balıkçı ağlarına doldurulmuş kağıtlardan oluşuyor. Yasak süresince yönetmelikler, tebliğatlar, savcılık tutanakları ile boğuşan ve hukuki yollardan hakkını arayan bir nesil için bu çalışma son derece anlamlı. Ölü Piksel, Güzin Furat Tever’in video art çalışması. Eğitim hayatını peruk takarak tamamlayan ve o günlerde çekilmiş fotoğraflarında kendine yabancılaşan o hâlini görmek istemeyen kadınların yüzlerini kazıdığı görseller ruhlarda yaşanan depremleri de açığa vuruyor.

28 ŞUBAT’IN ÇİZDİĞİ SINIRLAR

“Cerrahi Tezyin” sergideki en anlamlı işlerden. Tıp eğitimini yasaklar yüzünden yarım bırakıp tezhip sanatı ile ilgilenmeye başlayan Esra Özyaşar Tosun, çelik cerrahi aletler üzerine çini ve tezhip sanatlarında kullanılan tekniklerle bezemeler yapmış. Yaşamının sert bir şekilde değişen çizgisini bu kontrasla ortaya koyan Tosun, başörtülü kadınlara çizilen sınırları da gözler önüne seriyor. On parmağında on marifet bulunan Büşra Kayıkçı’nın “Madde 42” adlı çalışması ince bir fikrin notalarla ifade edilmiş hâli. Yaptığı minimalist bestede dindarlara, başörtülü kadına yönelik yasakları, devletin otoriter ve tavizsiz tutumunu sağ ve sol elin hareketleri ile sembolize ediyor Kayıkçı. Darphane-i Amire binasında bir ay boyunca açık kalacak sergide görecekleriniz elbette bunlarla sınırlı değil. Özellikle 28 Şubat’ta ne yaşandığını merak edenlerin mutlaka görmesi gereken serginin bu alanda yapılacak yeni çalışmalar için de ilham verici olmasını diliyorum.

<p>ABD'nin New Jersey eyaletinde yaşayan Türk işadamı Emrah Arslan, Ermenilerin Route-17 isimli otoy

ABD'de Türk vatandaşı, Ermenilerin astığı afişi polise şikayet etti: Ya bunu kaldırın ya da ben de pankart asayım

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

23 Ekim Cuma günü burçları neler bekliyor? Günlük burç yorumları

Otomobil markalarının amblemlerinin gizli anlamları