HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,4655
  • 6,1492
  • 211.227
  • 91.445
SON DAKİKA HABERLERİ
Tümü
Reklamı Kapat

'Evlilikleri minicik şeylerden bitirmeyin' diyoruz

Pınar Göktaş, ailesini kırmamak için jeodezi okusa da, kafasına koyduğu oyunculuğu yapabilmiş. Şu sıralarda TRT ekranlarında yayınlanan 'Böyle Bitmesin' adlı dizide oynuyor. Pınar Göktaş'la dizisinin de konusu olan aile halleri ve boşanma gibi hayatın içinden konular hakkında konuştuk.

x

 Sibel Ateş Yengin
 sibel.ates@aksam.com.tr

Eğitim hayatı oldukça başarılı geçmiş Pınar Göktaş'ın. Zaten kendisi için 'Sayısalcıydım' diyor gülerek. Eğitimi için İTÜ'de Jeometri bölümünde okumasının sebebi sadece çalışkanlığından değil, ailesinin isteğini yerine getirmek ve onların emeğini boşa çıkarmamak içinmiş. Ancak o, okul tiyatrosundayken kafasına oyuncu olmayı takmış ve isteğini de gerçekleştirmiş bir tiyatro sevdalısı. Geçen sene kurdukları The Clup'ta oyunlar yazıyor, yönetiyor hem de yürütücü yapımcılığını yapıyor.
Pera Güzel Sanatlar ve Akademi Kenter'de oyunculuk eğitimi alan Göktaş, Haliç Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nde de lisans üstü eğitimini bitirmiş. 'Melekler Korusun', 'Ezel', 'İstanbul'un Altınları', 'Sakarya Fırat' adlı dizilerde ve birçok reklam filminde rol alan Göktaş'la rol aldığı 'Böyle Bitmesin' adlı dizinin konusundan yola çıkarak evlilik, boşanma, aile kavramını konuştuk...

- Boşanma konusu ve aile kavramının merkezde olduğu 'Böyle Bitmesin' adlı dizi ne anlatıyor?
Her bölüm farklı ailelerin hikayeleri var. Son 20 yılda boşanma davalarında inanılmaz bir artış var. İnsanların çok çabuk birbirlerinden koptuğunu görüyorum. Aileler ufacık nedenlerden dağılabiliyor. Bizim dizimiz 'Ne olursa olsun yuvalar yıkılmasın' demiyor. 'Bu kadar ufak şeyler için evliliği bitirmeye değer mi, başka ihtimal yok mu?' diye soruyor. 

- Gerçek hayat hikayeleri mi işleniyor?
Tamamen olmasa da gerçeklerden, gazete haberlerinden beslenen hikayeleri işliyoruz. Dizinin en önemli kısmı 'Sadece bunlar iyi diğerleri kötü örnek' gibi bir şey söylememesi. Ters köşe hikayesi olan karakterleri işliyoruz. 'Ne kadar da iyi bir kadın aslında' dediğimiz bir karakterin bir anda başka bir yüzünü görebiliyoruz ki gerçek hayatta da aynı şeyler oluyor. Hepimizin içinde iyi, kötü, barışçıl, kavgacı taraflar var.

BENCİL BİR KUŞAĞIZ

- Eskiden evlilikler 40-50 yıl sürerken, şimdi evlilikler ne oluyor da bitme noktasına geliyor?
Biz biraz daha bencil yaşayan,  isteklerini üstte tutan bir kuşağız. Annemlerin kuşağı daha yapıcıyken biz kendi seçimlerimizin peşinden gitmeye yatkınız. Ve bunu da özgürlüğümüz adına çok da kolay yapıyoruz. Kadının ekonomik anlamda güçlü olması da gidebilmesini kolaylaştırıyor. Eskisi gibi maddi nedenlerden dolayı kimse kimseye katlanmıyor artık. 

- Hangi durumda evlilik bozulmalı sizce? Mesela eşinden başkasına aşık olan bir adamın ya da kadının gitmesi sizce anlaşılır bir durum mu?
Evlilik bambaşka bir motivasyon. Birine 'Seninle hayatımın sonuna kadar yaşayacağım, seninle yaşlanmayı düşünüyorum' demek zor ve önemli bir karar. O durumda nasıl davranılır ya da ben nasıl davranırım bilmiyorum. Her ilişki farklı dinamikler üzerine kurulu.  

- Oynadığınız bir reklamda nikah masasından kaçan bir gelini canlandırıyorsunuz, evlilik sizin hayallerinizi süsler mi?
Şu anda işime odaklandım. Mesleki hedeflerim daha ön sırada. 28 yaşındayım; evet, önceliğim kariyerim. Ama bazen sevdiğiniz insanla sürekli beraber olmak, her şeyi ona anlatmak, onunla paylaşmak istiyorsunuz. Şimdilik böyle hayallerim yok ama hayat sürprizlerle dolu. Belli olmaz...

AİLE OLMAK ÖNEMLİ
- Sizin için aile ne ifade ediyor?
Aile olmayı çok önemli buluyorum. Çünkü çok büyük bir sorumluluk gerektiriyor. Artık siz tek başınıza değil, iki ya da üç kişi oluyorsunuz. O an geldiğinde denenmeye değer. 

- Yüzyıllardır değişmeyen ve her ailede kendini tekrarlayan anne-kız çatışması için ne söylersiniz?
Aslında bu olması gereken ve sağlıklı bir davranış, değilse problem var demektir bence. Bir yandan da asla reddedemeyeceğimiz sıkı bir bağ arada. 'Ne seninle, ne de sensiz' gibi bir durum işte. Kimseyle kuramayacağımız kadar kompleks bir ilişki anne-kız ilişkisi. Bu sene The Club'da 'Annemi Parçalamak İstiyorum' diye bir oyun sahneye koyacağız. En çok kalbini kırdığımız ama en çok sevdiğimiz kadınla yani anneyle ve bir süre sonra ona dönüşen kızıyla ilgili bir oyun. Zor bir oyun olacak, çünkü ne var ne yok deşeceğiz.

- Oyun çıkarma safhasında terapi sürecindeki gibi, dile getirmediğiniz duygularla yüzleşiyor musunuz?
Oyunculuk hocam Deniz Erdem'le Eric Moris yöntemiyle çalışıyoruz ki bu metot kendi gerçeğinizi ve içinizdeki o akışı takip etmek üzerine kurulu bir sistem. Baskılamak değil de, o içinizdeki duygu neyse onu da almaya dayalı. Oynayacağın karakter için 'O ne yapar değil de, ben olsaydım nasıl tepki verirdim' düşüncesinden yola çıkıyoruz. 

- Hiç terapiye gittiniz mi?
Gitmedim. Herkesin ihtiyacı olduğunu düşünüyorum ama ben de sorunları atlatabildim herhalde. 

- Peki, içinizde biriken pislikleri, çöpleri nereye ve nasıl atıyorsunuz?
Herkes kadar atıyorum. Biraz önce dediğim gibi Eric Moris yönteminin önemli bir yeri var hayatımda. En azından sahnede kafamdaki çöpleri atabiliyorum. Yazmak da ifade alanı yaratıyor. 

- Daha önceki oyunlarınızda da sağlık sistemine, eşcinsel haklarına, yer veriyorsunuz. Neden daha eğlenceli konular yerine bu tür konuları seçiyorsunuz?
Güzel soru (Gülüyor)... Bence yüzeyde olan değil de, altında yatan sebeplere bakmak önemli. Hasta yakınlarının doktoru taciz etmesi, doktorun öldürülmesi çok üzücü... Ya da eşcinsellerin ötekileştirilerek bazı haklarının ellerinden alınması doğru değil ve her zaman bunlar kafama takılan meselelerdir ve bu durumları oyunlarımızda göstermek istiyoruz.   

- Toplumun kanayan yarası neyse onu örtmekten yana değil de, o yaraya çomak sokmaya meyilli biri misiniz?
Sadece beni heyecanlandıran, kafamı kurcalayan ve kabul edemediğim durumları yazıyorum oyunlarımda. Olanı biteni görünür kılmak önemli.

Ortaokuldan beri mizah dergisi biriktiriyorum
- Yazmak ve oynamak dışında başka neler yapıyorsunuz?
Oyun yönetiyorum, bir yandan da The Club'da uygulayıcı yapımcıyım. Geçen sene beş oyunumuz vardı. Yerli yazarlar projesi yaptık. Yoga yapıyorum. Ortaokuldan beri mizah dergileri biriktiriyorum. 'Uykusuz'u alırım. Vedat Özdemiroğlu, Umut Sarıkaya'yı okurum. Onlara tutkuyla bağlıyım. 

- Takip ettiğiniz gazeteler var mı ve önce hangi sayfalara bakarsınız?
Genelde kültür-sanat sayfalarına bakarım önce. Özgür Mumcu, Pınar Öğünç, Ferhat Uludere, Ece Saruhan'ı ve Nihan Bora'yı takip ediyorum. Fatih Özgüven'in sinema yazılarını hiç kaçırmam. Milliyet Sanat, Sinema ve Altyazı Dergileri'ni mutlaka alırım. Evde de koyacak yer kalmadı. Kıyamıyorum atmaya da, tozlarını alıyorum.

Otel sahibi bizi keşfetti
- Kurduğunuz 'The Club'dan da söz eder misiniz?
Sahne ve sinema alanında çalışmalar yapılan kolektif bir yer. Cihan Sağlam'la kurduk.
Geçen sene Asmalımescit'te bir daire kiraladık. Sadece yerli oyunlar oynuyoruz. Karşımızda Han İstanbul Otel var ve bir gün sahipleri oyunlarımızı izlemeye geliyor ve oyunumuzu çok beğeniyorlar. Ve şansa bakın ki 'Otelin altında kullanmadıkları bir şarap mahzenleri olduğunu söyleyip orada çalışmak ister misiniz?' dediler. Gidip baktık, inanılmaz güzel bir mekan... Tarihi bir atmosfer... Şimdi orada 12 Kasım'da 'Turist' oyunumuzla prömiyer yapacağız. 

 

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri
Şehit Piyade Topçu Er Melih Sancar´ın naaşı Edirnekapı Şehitliği´ne defnedilecek. Şehidimiz son yolc

Hakkari şehitleri son yolculuğuna uğurlanıyor

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Dünyanın merakla beklediği maçtan kareler

İstanbullu Gelin'de beyin yakan sahne! İzleyicinin tepesi attı

En Çok Okunanlar