• $8,2827
  • €9,7531
  • 499.923
  • 1126.99
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
25 Temmuz 2020 Cumartesi 08:01 | Son Güncelleme:

Ercan Kesal: Sinema bir yönetmen sanatıdır

Ercan Kesal: Sinema bir yönetmen sanatıdır
- ALİ DEMİRTAŞ / ali.demirtas@aksam.com.tr

Ercan Kesal'ın yazıp yönettiği ilk uzun metrajlı filmi Nasipse Adayız'ın festival yolculuğu devam ediyor. Türkiye'deki ilk gösterimini dün İstanbul Film Festivali kapsamında Sakıp Sabancı Müzesi'nde yapan filmin yönetmeni Kesal, sinemanın bir yönetmen sanatı olduğunu söylerken, bu filmin asıl derdinin ise politik hiciv yapmak değil, insanoğlunun bitmek bilmeyen iktidar ve erk tutkusu olduğunu belirtiyor…

Ercan Kesal’ın yazıp yönettiği ilk uzun metrajlı filmi Nasipse Adayız, bu yıl İstanbul Film Festivali’nde yarışıyor. Sakıp Sabancı Müzesi’nde dün gösterimi yapılan film, İstanbul’da bir belediyenin başkan aday adayı olan Doktor Kemal Güner’in trajikomik hikâyesini anlatıyor. Başkan adayı olmak için çalışmalarına devam eden Kemal, Bir Numara’nın adaylığını anons edeceği geceye heyecanla hazırlanmaktadır. Eski eşi de dâhil, Kemal’in etrafındaki herkes bu delice koşturmaya şahit olur. Bir Numara’nın gözüne girip aday olabilmek için her yolu deneyen Kemal, adaylığının açıklanacağı önemli gecede beklenmedik olaylarla karşılaşacaktır. Bir adayın gözünden siyasetin farklı yüzünü, yapılan pazarlıkları, politik stratejileri ve insanın karanlık yüzünü gerçekçi bir üslupla anlatan Nasipse Adayız, ilk gösterimini 49. Rotterdam Film Festivali’nde yapmıştı. Aynı zamanda Berlin Film Festivali’nde ‘marketing’ bölümünde de gösterilen film Türkiye’de ise ilk kez 39. İstanbul Film Festivali ile sinemaseverlerin karşısına çıktı. Biz de filmin yönetmeni sinemacı ve oyuncu Ercan Kesal ile bir söyleşi gerçekleştirdik. İşte sohbetimizden öne çıkan başlıklar…

KENDİME ÜZÜLMÜŞ VE ÖFKELENMİŞTİM

Nasipse Adayız nasıl bir düşünce sürecinin ürünü, çıkış noktası nedir? Nasipse Adayız filminin senaryosunu 2015 yılında yayımlanan aynı adlı romanımdan yola çıkarak yazdım. 2000’li yıllarda Beyoğlu’na belediye başkanı adayı olmaya kalkışmış ve 2-3 yılın sonunda Türkiye’yi, siyaseti, sokağı ve kendimi aslında ne kadar az tanıdığımı fark etmiştim. Kendime üzülmüş ve öfkelenmiştim. Bu süreci bir novella olarak yazmaya karar verdim. Kitap daha sonra senaryo ve sonunda filme dönüştü.

Ne zamandır bu proje üzerinde çalışıyordunuz?

Yaklaşık bir yıl senaryonun yazılması sürdü. Sonra yapım sorunlarını çözmeye çalıştık ve bakanlık desteğini bekledik. Ardından oyuncu, teknik ekip ve mekân seçimleri; ön hazırlık ve set… Bununla da bitmiyor, set sonrası uzun bir post süreci başlıyor. Nihayet 2019’un sonlarında Uluslararası Rotterdam Film Festivali’ne seçilerek dünya prömiyerimizi yaptık.

DERDİ POLİTİK HİCİV YAPMAK DEĞİL

Güncel siyasete ve siyasilere neler söylüyor bu film, göndermelerde bulunuyor mu?

Mutlaka eleştirel cümleler kuruyor ama asıl derdi politik bir hiciv olmak değil. İnsanoğlunun bitmek bilmeyen iktidar ve erk tutkusuyla olan meselesi.

Hem oynadınız hem çektiniz, bu nasıl bir süreçti?

Zor bir süreçti elbette. Üstelik ilk uzun metraj deneyiminden daha da zor. Ama iyi bir ön hazırlık yapmıştık. Görüntü yönetmenimiz Barbu Balasoiu yerinde bir seçimdi. Yardımcı yönetmenlerim Arda ve Beste deneyimliydiler. İyi oyuncularla çalıştım. Ortak yapımcımız Ay Yapım çok destek oldu. Yamaç Okur ve Suzan Güverte hiçbir sıkıntıyı yansıtmadılar.

Eşiniz, değerli oyuncu Nazan Kesal Hanım’ı da bu filmde oyuncu olarak görüyoruz. Yönetmenlik sürecinizde sizi nasıl destekliyor ve neler düşünüyor?

Nazan uzun yıllar sektörde bulunmuş iyi bir oyuncu. Birçok dizi ve uzun metraj deneyimi var. Senaryoda benim oynadığım Dr. Kemal Güner karakterinin boşandığı eşi rolünde. Çok memnunum onunla oynamaktan. Birbirimizi her zaman takip eder, uyarır ve düşüncelerimizi paylaşırız. Sinemaya olan tutkumu ve yönetmenlik isteğimi her zaman desteklemiş ve elinden geleni esirgememiştir, sağ olsun.

OYUNCULUK SERÜVENİM 3 MAYMUN’LA BAŞLADI

Oyunculuktan film yönetmenliğine uzanan geçiş sürecinizden bahseder misiniz?

Sinemaya senarist olarak girdim aslında. 3 Maymun filminin senaristlerindenim. Yönetmen Nuri Bilge oyuncu seçimleri sırasında son anda benim patron rolünü oynamamı istedi ve oyunculuk başladı. Birçok filmde senarist ve oyuncu olarak yer aldım. Ama sinema bir yönetmen sanatıdır.

Hem oyunculuk hem yönetmenlik deneyimine sahip olmak sinema için nasıl bir avantaj?

Olumlu elbette. Kameranın önünü ve arkasını deneyimlemek ilham verici ve kolaylaştırıcı. Sette başınıza gelebilecekler konusunda deneyimleriniz oluyor ve oyuncu yönetimi konusunda en azından çok rahat ediyorsunuz.

Ercan Kesal sinema yaparken mi daha mutlu yoksa dizide rol alırken mi?

Dizi sinema değil mi? Belki oyunculukları karşılaştırılabilir. Uzun metraj işlerde daha çok zamanınız vardır ve bu sonuca mutlaka olumlu yansır. Dizinin telaşlı bir temposu ve hızı vardır. Her hafta yetiştirilmek zorunda kalınan bir performans.

Hali hazırda yazmaya devam ettiğiniz yeni bir senaryo var mı?

Yönetmenliğini yapacağım ikinci filmimin senaryosu hazır sayılır. 2021’de sette olacağım umarım.

<p>Editör-Kurgu: <a href='mailto:ezgi.asik@turkmedya.com.tr'>ezgi.asik@turkmedya.com.tr</a></p>

Charlie Hebdo'an skandal hakaret

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İstanbul'un ilçelerinin koronavirüs yoğunluk haritası güncellendi

Amerika sokakları yeniden karıştı