• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
28 Kasım 2020 Cumartesi 07:00 | Son Güncelleme:

Emine Erdoğan: Katiller, mafya babaları, zorbalar rol model gibi lanse edilmesin

Emine Erdoğan: Katiller, mafya babaları, zorbalar rol model gibi lanse edilmesin
- GÜLCAN TEZCAN / gulcantezcann@gmail.com

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca çevrim içi olarak düzenlenen “Şiddetle Mücadelede Televizyon Dizilerinin Rolü” konulu programa katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, televizyon ve dizi sektörü temsilcilerine “Ne olur insanlık onurunu reytinge kurban etmeyelim” çağrısında bulundu.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla birkaç gündür şiddetin kaynağı ve şiddetle mücadele yolları konuşuluyor. Devletin bu konudaki kararlılığı en üst düzeyde bir kez daha en sert ifadelerle çizildi. Herkes bu can yakıcı sorunun bir an önce son bulması noktasında hemfikir. Ancak sadece kadına değil tüm canlılara yönelik şiddet dünyanın her yerinde bir şekilde kendine yol buluyor. İnsanoğlunun eğitimi, kültürü, donanımı bu karanlık tarafının, şiddet eğiliminin önüne geçmeye yetmiyor.

Kimi zaman toplumsal kalıp yargılar, geçmişten bugüne taşınan ataerkil topluma özgü zihniyet yapısı, kullandığımız deyimlerden, şarkı sözlerine kadar pek çok detayda karşımıza çıkan ezberler kadınlara yönelik ayrımcılığı ve şiddeti körüklüyor. Tüm bunlarla beraber medya, dizi ve sinema sektörü şiddeti gerek eleştirmek ve karşı çıkmak adına gerekse güçlü bir anlatı malzemesi olarak her gün yeniden üretiyor. Seyirci ve okurların zihin dünyası sürekli estetize edilmiş şiddet duygusuyla uyarılıyor.

En güçlü reyting malzemesi olan şiddet, cinsellik ve entrika sarmalında dönüp duran Türk dizi sektörünün sabıkası da bu anlamda hayli kabarık. Kadına şiddeti eleştirdiğini söyleyip en ağır şiddet sahnelerini ekrana getiren mi dersiniz, kaba kuvvet kullanan kahramanları idealize edip dakikalarca bol çatışmalı, adam öldürmeli sahneler çekenler mi? Toplumu şiddete duyarsızlaştıran gündüz kuşaklarını da bunlara ekleyince ortaya çıkan tablo hayli iç karartıcı.

Kimi uzmanlar konuya ‘Bilgi ve farkındalık davranışı değiştirmez’ diyerek yaklaşsa da medya ve bilhassa televizyonun bu noktada ‘sorumluluk’ alması gerekiyor.

EMİNE ERDOĞAN’DAN SERT ÇIKIŞ

Tam da bu yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca çevrim içi olarak düzenlenen “Şiddetle Mücadelede Televizyon Dizilerinin Rolü” konulu programda söyledikleri büyük önem taşıyor. 25 Kasım’da gerçekleştirilen, ekranlara gelen çok sayıda dizinin yapımcılığını, yönetmenliğini üstlenen isimlerle, senaristler, oyuncular ve medya mensuplarının katıldığı toplantıda Emine Erdoğan, sektör temsilcilerine “Ne olur insanlık onurunu reytinge kurban etmeyelim. Katiller, mafya babaları, zorbalar rol model gibi lanse edilmesin” çağrısında bulundu.

Erdoğan, programa katılan oyuncu, yazar ve akademisyenlere, “Sizlerin ağzından, kaleminden dökülecek en ufak bir sözün, göstereceğiniz örnekliğin değerine paha biçilemez. Dolayısıyla istedik ki medyanın ve bilhassa televizyon dizilerinin şiddetle mücadelede etkin bir araç haline gelmesi için ortak bir akıl oluşturalım.” diye seslendi.

Televizyonun toplumun düşünüş ve yaşayış biçimini belirleyen hâkim bir güç haline geldiğini belirten Erdoğan şöyle konuştu:

“Bu kadar güçlü olması, olgunluk kazandığı anlamına gelmiyor. Siz de takdir edersiniz ki medya dilinin, filmlerde ve dizilerde kullanılan temaların maalesef şiddeti besleyen bir yanı var. Araştırmalar, televizyon yayınlarında sergilenen şiddetin, davranış bozukluğuna yol açtığını ve şiddeti özendirdiğini açıkça ortaya koyuyor. Haber başlıklarında kullanılan, ‘öfkelenen koca, cinnet geçiren eş’ gibi ifadeler, aslında işlenen suça peşinen bahane sunuyor. Daha çok ilgi çekiyor diye şiddet ve korku ön plana çıkartılıyor. Ne olur insanlık onurunu reytinge kurban etmeyelim. Katiller, mafya babaları, zorbalar rol model gibi lanse edilmesin.

Biz insanlık hallerini anlatırken insanın karanlık yönleri yerine iyiliği ve güzelliği merkeze alabiliriz. Hikâyelerimizde kötü olanı da işleyebilir ama kötü olanı süsleyip bunlara popüler anlamlar yüklemekten vazgeçebiliriz. Kadına şiddetin komedisini yapmak, eğlendirmek adına şiddeti normal kılan ve evcilleştiren yaklaşımlar, insanların ruh dünyalarını daha da çoraklaştırıyor. Üzülerek söylüyorum ki şiddetin tırnak içinde ‹estetik› bir anlatım kazanması maalesef revaçta.”

SEKTÖRDE ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK VAR

Katılımcıların kadına şiddet ve televizyon dizileri konusunda fikir ve önerilerini dile getirdiği toplantıda son dönemlerde yayınlanan Kırmızı Oda, Masumlar Apartmanı gibi olumlu örnekler olmasına karşın toplumu iyileştirici içeriklere sahip diziler yapma konusuna bazı isimler ‘temkinli’ yaklaştı. ‘İyinin filmini yapmak çok zor’ ve ‘Hayat bizim dizilerde anlattığımızdan çok daha sert’ şeklindeki itirazlar aslında çok da şaşırtıcı değildi. Kanal D Genel Müdürü Murat Saygı, sorunun bakış açısından kaynaklandığını ifade ederek adalet mekanizması sağlıklı çalıştığında, suç ve kötülüğe hak ettiği cezalar verildiği takdirde şiddet sorununun ortadan kalkacağını söyledi. Elhak doğrudur, kadına şiddetle mücadelenin en önemli cephelerinden biri de caydırıcı cezalar. Ancak, herkesin kendi kapısının önünü temizleyerek üstesinden gelebileceği bir meselede sorumluluk alanını yok saymak, ‘Hayat bizim dizilerde anlattığımızdan çok daha sert’ diyerek ekrana getirilen kötü örnekliklere gerekçe üretmek de ‘ben reytingime bakarım’ demenin bir başka yolu.

Toplantıda konuşan TRT Genel Müdürü İbrahim Eren “Sektörde öğrenilmiş bir çaresizlik vardı” diyerek aslında tam da bu noktaya parmak bastı. TRT olarak yaptıkları saha araştırmalarının neticesinde Masumlar Apartmanı projesini hayata geçirdiklerini hatırlatan Eren, bu anlamda doğru mesaja karar verdikten sonra rating almanın da televizyonculuk başarısı olduğunu söyledi. Eren, bu konuda sektör temsilcileriyle daha sık bir ara gelindiği ve saha çalışmalarının dikkate alındığı takdirde yapımcıların da pozitif bir şekilde bu alanda bir şeyler hazırlayacağına inandığını ifade etti. 

<p>Özel harekat polislerinden oluşan Taktik Su Altı Operasyon Grup Amirliği, su altı ve üstünden düz

Suyun altında da 'özel harekat'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Fenerbahçe'nin ardından Galatasaray... Beşiktaş'ta yüzler gülüyor