• $15,8769
  • €16,8435
  • 942.556
  • 2372.35
19 Eylül 2020 Cumartesi 08:01 | Son Güncelleme:

'Değerlerimize güvenelim'

'Değerlerimize güvenelim'
- GÜLCAN TEZCAN / gulcantezcann@gmail.com

“Bizi biz yapan değerlerimize güvenelim. Aile yapımızın temelleri çok mu zayıf ki kolayca yıkılacak? Tabiat boşluk kabul etmiyor. Çocuklarımız ve gençlerimizin gündemini dolduracak, onları doğru yola yönlendirecek kültürel, sanatsal, bilimsel hiçbir çalışma yapmadan, hiçbir değer üretmeden sadece ‘aile yıkılıyor', ‘çöküyor' diye vaveyla koparmak topluma kötümserlik ve ümitsizlik aşılamaktan başka hiçbir işe yaramıyor.”

İstanbul Sözleşmesi’ne dair tartışmalar sosyal medya marifetiyle kör döğüşüne dönüşmüşken Aile ve Sosyal Araştırmalar Platformu (ASAP) serinkanlı bir yaklaşımla meselenin anlaşılabilmesi için bir açıklama yaptı. Ardından sürecin nasıl başlayıp bu noktaya geldiğinin görülmesi açısından online oturumlar düzenleme yoluna gitti.

ASAP sözcüsü Avukat Serpil Balat ile Platformun kuruluş amacını, İstanbul Sözleşmesi’ne bakışını konuştuk.

ASAP ne zaman kuruldu, kimlerden oluşuyor?

2019 yılının Ocak ayında Yasemin Çoban, Vildan Bayraktar, Ayşe Bostancı, Gülenay Pınarbaşı, Ayla Kerimoğlu, Sevinç Sanisoğlu, Hatice Balin, Ayşe Güney, Hatice Gökçe ve Henim Demirhan ile birlikte ASAP’ın alt yapısını oluşturmaya başladık ve aynı yılın Ekim ayında kurduk.

Anladığmız kadarıyla sadece kadın odaklı bir platform değil. Gündeminizde neler var?

Gündemimizde, kadınlar başta olmak üzere toplumdaki tüm bireylerin insanca yaşama hakkını ve kendini geliştirme imkânını elinden alan; toplumsal saygınlığına gölge düşüren; böylece toplumsal adaleti ve hakkaniyeti zedeleyen yapılar ve zihniyetle mücadele etmek, birey, aile ve toplum arasındaki tüm etkileşimlere, evrensel insanî hakikatler penceresinden bakarak, insanlığın varoluş serüveninde aile başta olmak üzere tüm toplumsal yapıların ve normların önemini göz önünde bulundurarak, bu yapıların olduğundan daha iyi bir noktaya ulaştırılması ve toplumu güçlendiren bütün değerlerin iyileştirilmesi yönünde çalışmalar yapmak, çocukların ve gençlerin her türlü zarardan korunmasına öncülük etmek var.

İstanbul Sözleşmesi tartışmaları ile ilgili bir bildiri yayınladınız. Nasıl karşılık buldu o bildiri? Farklı kesimler bambaşka amaçlarla sözleşmeyi farklı yönlere çekerken doğru yerden bakmak nasıl mümkün olacak sizce?

“İstanbul Sözleşmesi nedir, ne değildir” başlıklı bildirimiz epey ilgi gördü. Çok olumlu geri dönüşler aldık. Biz bildiriyi imzaya açmayı düşünmemiştik. Birçok kimse bizi arayarak bildirimizin düşüncelerine tercüman olduğunu ve altına imza atmak istediklerini söylediler. Böylece farklı meslek gruplarından 500’e yakın kadın ve erkek bildirimizi imzaladılar. Duyuruya çıksaydık bu sayının binleri aşacağını görmüş olduk. Doğrusu toplumda bu kadar makes bulması bizi sevindirdi. İstanbul Sözleşmesi’ne doğru yerden bakmak için önce sözleşmeyi okumak gerekiyor. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamalıyız. Sözleşme çok açık bir şekilde amacını açıklamış. İçinde geçen kavramları da net bir şekilde tanımlamış. Yasal metinlerin yorum kuralları bellidir. Bağlamından kopararak yapılan yorumları, örtülü iletileri olduğu ve bagajında değerlerimize aykırı bir yük taşıdığı iddiasını doğru bulmuyoruz. Sözleşmeye doğru yerden bakmak için tarihsel arka planı da iyi bilmek gerekiyor. Bizi sözleşmeyi imzalamaya iten toplumsal sorunlarımızı gözardı etmemek gerekiyor.

Kadına yönelik şiddet konusunda neler yapmayı planlıyorsunuz?

Şiddetin her türlüsü insanın şahsiyetine ve insanlık onuruna yöneltilmiş bir tehdittir. Her canlıya olduğu gibi kadına yönelik te her türlü şiddetin karşısında yer almakta kararlıyız. Bu konuda farkındalık oluşturmaya, kamuoyunu bilgilendirmeye ve politikaları dönüştürmeye çalıştırıyoruz. Aile ve hane içindeki şiddet kimden gelirse gelsin engellenmesi ve ilgili mekanizmaların etkin bir biçimde devreye sokulması gerekiyor. Özellikle kadına yönelik şiddetin önlenmesi ile ilgili oluşturulmuş yasaların daha etkin uygulanması ve uygulamadaki eksikliklerin giderilmesi için önerilerimizi ilgili mercilere bildireceğiz. Kadınların toplumsal varlıklarını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Kadının öznelliğini ve bireyselliğini yok etmeden aile ve toplum içinde var olması ve sosyo-ekonomik olarak güçlenmesi gerekiyor.

SORUNLARI ÖRTBAS ETMEYİP ÇÖZÜM ÜRETELİM

“Aile yıkılıyor”, “ahlak çöküyor” diyenlerin tepkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz ve bu dönüşümler aslında bize ne söylüyor?

Küreselleşmenin ve dijitalleşmenin etkisiyle toplumumuz ve dolayısıyla aile yapımız hızla değişiyor ve dönüşüyor. Ailenin toplumsal öneminin farkında olarak meydana gelen sorunları objektif bir şekilde ve bilimsel bir zeminde tartışmalıyız. Aileyi yıpratan, boşanmaların artmasına neden olan unsurlarla mücadele edilmeli. Aileyi çağın gerekleri, sosyo-ekonomik şartlar ve geçirilen dönüşümler içinde ele alarak ütopik yaklaşımlarla arasına mesafe koymalıyız. Aile yapımızın değişmesini ‘aile yıkılıyor’ olarak algılamak doğru değil. Eski aile yapımızın hiç mi olumsuz yönleri yoktu? Çok mu mükemmeldi? Belki bu dönüşüm aile yapımız içindeki sorunlarla yüzleşmemize vesile olur ve daha sağlıklı aileler kurarız. Sorunlarımızı örtbas etmemek çözüme yönelik çok büyük adım. Bizi biz yapan değerlerimize güvenelim. Aaile yapımızın temelleri çok mu zayıf ki kolayca yıkılacak? Tabiat boşluk kabul etmiyor. Çocuklarımızın ve gençlerimizin gündemini dolduracak, onları doğru yola yönlendirecek kültürel, sanatsal, bilimsel hiçbir çalışma yapmadan, değer üretmeden sadece ‘yıkılıyor’, ‘çöküyor’ diye vaveyla koparmak topluma kötümserlik ve ümitsizlik aşılamaktan başka bir işe yaramıyor. Çok çalışmamız gerekiyor. Yeter ki karanlığa taş atmayı bırakıp bir mum yakalım.

İstanbul Sözleşmesi ne işe yarar?

İstanbul Sözleşmesi bir ceza yasası değil. Kimden gelirse gelsin özelde kadına ama genelde kime gelirse gelsin şiddetin önlenmesine dair oluşturulmuş bir çerçeve sözleşme. Şiddet gibi bazı sorunlar evrenseldir. Uluslararası sözleşmeler evrensel ortak değerlerin korunması için her türlü işbirliğinin gerçekleştirilmesini kolaylaştırıyor. Uluslararası sözleşmelerle demek istiyoruz ki; Uluslararası arenada değerlerimizden taviz vermeden biz de varız. Çağımızın sorunları hakkında bizim de dünyaya söyleyecek sözümüz var. İstanbul Sözleşmesi diyor ki; her devlet şiddeti ve ayrımcılığı doğuran sebepleri tespit edecek ve bunlarla mücadele edecek. Bu konuda toplum bilinçlendirilip farkındalık oluşturulacak. Ayrıca devletler mevzuatlarında da bu konuda gerekli değişiklikleri yapmayı taahhüt edecekler. Anayasamız zaten her türlü ayrımcılığı yasaklar. Türk Ceza Kanunu da şiddet meydana geldikten ve ayrımcılık yapıldıktan sonra verilecek cezaları belirler. Ama İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı gibi yasalar önleyici tedbir yasasıdır. Biri birinin yerine geçmez, yerini doldurmaz. Bir sorun suça dönüşmeden veya dönüştüyse tekrarlanmaması için nasıl önlenir ve tedbir alınır onu gösterir.

SÖZLEŞME ŞİDDETİ ÖNLEMEK İÇİN

İstanbul Sözleşmesine neden cinsel yönelimi farklı olanlar cümlesi eklendi?

Sadece cinsel yönelimi ifadesi eklenmedi. Dini, dili, mezhebi, etnik kökeni, ırkı v.s farklı olan ifadesi de eklendi. Ülkemizde dini, dili, mezhebi, ırkı, etnik kökeni v.s farklı olana da şiddet suçtu. Bu kesimler bazı zaman dilimlerinde dezavantajlı duruma düşmüyorlar mı? Sırf eşcinsel olduğu, sırf Alevi olduğu ya da sırf Kürtçe konuştuğu için hakarete ve şiddete maruz kalan insanlara özel olarak dikkat çekilerek farkındalık oluşturuluyor. Eve hırsız girmiş evin annesini öldürmüş bu suçtur. Ama bir erkek boşandığı karısını ‘ya benimsin ya kara toprağın’ gibi bir çarpık bir bakışla ‘kadın erkeğin mülküdür’ zihniyetiyle öldürmüşse bu mücadele edilmesi gereken bir zihniyettir. Siz bir eşcinselle yaptığınız bir borç alacak ilişkisinde kavga edip ona hakaret edebilirsiniz bu suçtur. Ama arabanın camını açıp yolda gördüğün eşcinsele ‘i..e’ diye hakaret ederseniz onun özel durumundan dolayı hakaret ettiğin için bu suçtur. Aynı evi paylaşan eşcinseller de birbirlerine şiddet uyguladıklarında mağdur eşcinseli korumak zorundasın diyor İstanbul Sözleşmesi. Onlara da sığınma evi gibi evden uzaklaştırma gibi önleyici ve koruyucu tedbirleri almalısın diyor. İstanbul Sözleşmesi’nin şiddeti ÖNLEMEYE dair bir çerçeve sözleşme olduğunu unutmamamız gerekiyor.

Sözleşmenin iptali ihtimali var mı? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Sanırım hükümet Avrupa Konseyi’ne sözleşmenin tartışmalı maddelerini nasıl yorumladığımıza dair bir yorum mektubu gönderir. Toplumsal değerlerimize aykırı bir cevap gelmezse Avrupa Konseyi’nden sözleşme feshedilmez diye düşünüyorum. Ama sözleşmenin feshedilmesini talep eden kesimlerin endişeleri doğrultusunda cevap gelirse fesih kaçınılmaz olur. 

Otomotiv yetkili satıcıları 2. ele odaklanıyor: Pazara olumlu yansıyacak
Otomotiv yetkili satıcıları 2. ele odaklanıyor: Pazara olumlu yansıyacak

Otomotiv yetkili satıcıları 2. ele odaklanıyor: Pazara olumlu yansıyacak

Ev kiralarına yeni düzenleme! Tavan fiyat uygulaması masada
Ev kiralarına yeni düzenleme! Tavan fiyat uygulaması masada

Ev kiralarına yeni düzenleme! Tavan fiyat uygulaması masada

Türkiye'nin yeni sondaj gemisi filonun en güçlüsü
Türkiye'nin yeni sondaj gemisi filonun en güçlüsü

Türkiye'nin yeni sondaj gemisi filonun en güçlüsü

<p>CATS, İnsansız  Hava Araçları, helikopterler ve uçaklar dahil sabit kanatlı veya döner kanatlı  h

İnsansız hava araçlarının gözü 'CATS'

Akıncı Toyu 2022 Uluslararası Atlı Okçuluk Yarışması başladı

Türkiye'nin en pahalı Tofaş'ı! 250 bin liraya satıldı

Türkiye'nin kültürel mirası 35 bin eser dijitalle dünyaya açılacak