• $ 5,888
  • € 6,49
  • 281.597
  • 95257.6
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Babam gibi şiir yazamam, ben taşa imge yontarım

Yeliz COŞKUN

yeliz.coskun@aksam.com.tr

‘Ahmet Arif’ mahlasıyla yazan ve gerçek adı Ahmet Hamdi Önal olan merhum şair Ahmet Arif’in oğlu ödüllü heykeltıraş Filinta Önal; eserlerini, sanat anlayışını ve hayatını AKŞAM Cumartesi’ye anlattı…

Merhum şair Ahmed Arif’i tanımayanımız yok değil mi? Asıl soyadı Önal… Ama o, şiirlerinde mahlas olarak dedesinin ismi olan Arif’i kullanmayı tercih etti. 64 yıllık ömrüne, ‘Hasretinden Prangalar Eskittim’ isimli bir tanecik şiir kitabı sığdırdı. Ama onun her şiiri zatın bir kitap gibi… Bugün sizi Ahmed Arif’in oğlu, ödüllü heykeltıraş Filinta Önal ile tanıştıracağız. Filinta Önal ile hem babasını hem de heykeltıraşlık yolculuğunu konuştuk. Kardan adam ve hamurdan kurabiyeler yaparak keşfettiği yeteneği, yaşam şekli olmuş.

Filinta Bey, kendinizi anlatır mısınız?

1972’de Ankara’da doğdum. Lisans ve lisansüstü eğitimimi Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Heykel Bölümü’nde tamamladım. Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nde ve Bilkent Üniversitesi B.U.P.S.’ta öğretim görevlisi olarak çalıştım. Yurtiçi ve yurtdışında çeşitli diplomatik anıtsal projelerim de mevcut. 9 tane kişisel sergim var. ODTÜ Heykel Yarışması’nda Birincilik Ödülü ve 57. Devlet Resim Heykel Yarışması’nda Başarı Ödülü aldım. Çeşitli resmi ve özel kurumlar için sanat danışmanlıkları, bilirkişilikler ve jüri üyelikleri yapıyorum. 

ADIM, BABAMIN GENÇLİK HAYALİ

Adınız günümüzde rastlanamayan farklı bir isim, bir hikâyesi var mı?

Filinta; uzun boylu, yakışıklı delikanlı anlamında kullanılan bir anlam taşıyor. Babamın geç yaşta evlenip çocuk sahibi olmasının etkisi olabilir mi tam bilemiyorum, ancak gençlik dönemlerinden beri ‘Oğlum olursa adını Filinta koyacağım’ dediğini arkadaşlarından duymuştum.

Bize taşla olan yolculuğunuzun nasıl başladığını ve devam ettiğini anlatır mısınız?

Çocukluğumda Ankara’da kışlar sert geçerdi, çok kar yağdığını hatırlıyorum. Bütün çocuklar kardan adam yapardı, benim yaptıklarım biraz değişik olurdu. Kocaman kar yığınları yapıp eve getirip leğenin içinde çay kaşığıyla oyarak şekillendirirdim. Bazen de annemin yaptığı poğaça, kurabiye hamurlarından çeşitli insan ve hayvan figürleri yapar pişirip yerdim. Nasreddin Hoca portreleri vb. en sevdiklerimdi. 

HER MALZEMENİN BİR DİLİ VAR

Üniversite çağlarında mimar ya da fizikçi olmayı düşünürken, yaratıcılığı en özgür şekilde yaşayabileceğim alan olarak sanatı, heykelciliği gördüm. Kişiliğim gereği, ‘yontulması mümkün olmayan molozlarla muhatap olup zaman kaybetmektense, gerçek taşlarla, kayalarla konuşurum, onları yontarım daha iyi’ demiş bulundum bir kere. En değerli hazine zamandır, boşa harcanmayacak kadar değerlidir. Tüm malzemeleri seviyorum, kil, bronz, demir, çelik, taş, hatta beton. Hepsinin kendine has bir dili var, yapmak istediğim heykele, işleyeceğim konuya, aktarmak istediğim duyguya hangisi uygunsa onu tercih ediyorum. Mermer, bizim var olmamızdan milyonlarca yıl önce gezegenimiz tarafından yoğun basınç ve yüksek ısı altında metamorfoza uğrayarak oluşmuş bir malzeme. İnsanoğlu yok olduktan sonra da, gezegen var olduğu sürece var olmaya devam edecek olan bir malzeme. Gezegenin varoluşundan bu yana zamanın ve tüm varoluşun sırlarını içinde barındıran böylesi bir maddeye şekil verebilme isteği, ölümsüzlüğü, zamansızlığı aramaktır, büyük bir iddiadır. Yaşamak bir iddia olmalıdır. Bu şekilde yaşamayı becerebilmek, var olabilmek gerçek başarıdır diyorum. Doğayla, evrenle baş başa kalmanın, tek başına yaşamayı başarmanın adıdır heykel. Kendi kutbunu bekleyen adamların yapabileceği bir iştir.

‘VAR OLMA SEBEBİM’

Mesleğinizin hayatınızdaki yeri nedir?

Var olma sebebim... Yaşayabilme, özgür olabilme biçimim, üreterek ölümsüzlüğü arama biçimim.

Atölyede günde kaç saat çekiç sallıyorsunuz? Ortalama bir heykelin yapımı ne kadar sürüyor?

Değişir, işlerin yoğunluğuna göre bazen 8-10 saat, bazen birkaç saat. Bazen hiç. Malzeme ve detaya göre 20 gün ila 6 ay arası diyebilirim. Bazen çok büyük ölçekli projeler söz konusu olursa bir ya da iki yıla kadar çıkabilen üretim süreçleri söz konusu olabilir. Ekip ve teknolojik zorunluluklar, finansın akışı, montaj yerindeki yasal ve altyapı düzenlemeleri vb.

BABAM ADAM GİBİ ADAMDI

Babanızı anlatır mısınız desem…

Kazık gibi namuslu, dürüst, haksızlığa tahammülü olmayan, aldığı tavrı ömrü boyunca sürdürebilecek kişilik ve kalitede, güçlü, ilerici, aydın, mert bir adamdı. Adam gibi adamdı. 

Hiç babanızın heykelini yaptınız mı? Yaptıysanız görebildi mi?

Ufak tefek denemelerim olmuştu, bir büstünü yaparken oturup modellik yapmıştı. Adamakıllı bir anıt heykelini yapmak isterdim, ama bu da nasip olmadı. Keşke şu olgunluk dönemimde babamın bir heykelini yapabilsem. Bunu yaptırabilecek vizyon sahibi yerel yöneticilerin desteği lazım. Buna benzer travmalar sonucu babamın heykelini yapmak/yapamamak konusu hep bir acı olmuştur.

Sizin de babanız gibi şiire merakınız var mı? 

Yok. Ben taşlara imgeler yontuyorum. Yazılanları okumayı severim. Türk edebiyatı büyük bir edebiyattır. Güncel şair ve yazarlarımız seviyorum, okuyorum.

Siz en çok neyden ilham alıyorsunuz?

Hayattan… Aslında fazla bir şey söylemeye gerek yok. Yaptıklarım, yaşadıklarımın ifadesidir. Tanıklıklarımı dünya görüşüm paralelinde heykele dönüştürürüm.

İŞİN YÜZDE 90’I ARAŞTIRMA

Siparişleri yaparken zorlanıyor musunuz? Sonuçta bu sanatın büyük bir kısmı ilham olsa gerek…

Heykeltraşlığın özgün ve resmi olmak üzere iki temel kulvarı bulunmakta. Özgün kısmı, kişisel yolculuğumun engelsiz bir yansıması olduğu için olsa gerek, beni daha fazla heyecanlandırıyor. Resmi kısım ise ustalık ve tasarımın bileşkesi bağlamında, profesyonelce yerli-yabancı çeşitli kurumların ihtiyaçlarının karşılanması anlamında toplumsallaşabildiğim bir alan. Anıtsal heykeller ister resmi, isterse özgün tasarımlar olsun, uygulaması zor ve zaman alan işlerdir. İlham beklemekle gelecek olan bir şey değildir. Bir işle sürekli hem hal olmak gerekir. Ancak o zaman ilham denilen sezgisel bir takım fark edişler, uyanışlar, ya da imge yakalamalar söz konusu olmaktadır. Aslında bu işin yüzde doksanı, okuma, çalışma, araştırma ve alın teridir.

GENETİK KODUMUZ ŞANS

Tam bir sanat âşığı olmalısınız. Babanız ünlü şair Ahmed Arif, eşiniz Natalie Hanım bir resim sanatçısı ve ünlü Rus Yazar Tolstoy’un da torunu. Edebiyatın, şiirin, resmin, heykelin çok yoğun yaşandığı bir hayatınız olmalı. Gündelik yaşamınızda sanatın yerini anlatır mısınız?

Sabah kalkınca şiir okumaya ya da tiratlar atmaya filan başlamıyoruz. Herkes gibiyiz. Bazen diplomat ve bürokrat arkadaşlarımızın davetlerine katılırız. Meslektaşlarımızın sergi, fuar vb. etkinliklerine fırsat buldukça katılırız. Tamirci, dökümcü, inşaatçı usta arkadaşlarım da var, iş insanı, büyükelçi, bakan, sanatçı arkadaşlarım da var. Hepsi eşsiz ve eşit kıymettedir.

Edebiyat her şeyin temelidir, sahip olunan vizyon ve tavırlar ancak okuma ile mümkündür. Resim, heykel vb. yaşam tarzımız, mesleğimiz olduğu için bazen yorar, sıkar. Hobi gerekir. Doğayla baş başa olmak gerekir. Huzur gerekir insana. Genetik kodlarımız ve eğitimimiz yaratıcılığın dışavurumu için yeterli olması bir şanstır. Bu şansı taşıyıp, kullanabilmek ise beceridir. 

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri

<p>Hamsilos Tabiat Parkı´nda bulunan Hamsilos Koyu, Türkiye´de fiyort özelliğindeki tek koy. Hamsilo

Türkiye´deki Tek Fiyort Tipi Kıyı: Hamsilos Koyu

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Fransa-Türkiye

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları