• $8,0721
  • €9,6787
  • 461.534
  • 1408.14
23 Haziran 2018 Cumartesi 00:47 | Son Güncelleme:

Asıl şehirde yaşamak cesaret istiyor

Asıl şehirde yaşamak cesaret istiyor

SİBEL ATEŞ YENGİN

sibel.ates@aksam.com.tr

“Nişantaşı’nda büyüdü, iki dil biliyor, Galata’da pastane işletti. Şehir hayatının karmaşasına dayanamayıp 10 haneli bir köyde küçükbaş hayvan yetiştiriciliğine başladı.” Sözü edilen kişi Elif Sarıkaya’ydı. Ben de “kızlarım” dediği keçileriyle mutlu mesut bir hayat süren Elif’in izini buldum. İşte karşınızda Bilecik’in Vezirhan beldesine bağlı Zobran Köyü’nde yaşayan Elif Sarıkaya… 

Sizinle ilgili araştırma yaptığımda “Nişantaşı’nda büyüdü, İtalyan Lisesi’nde okudu, Galata’da pastane işletti diye yazıyor. Sizi sizden tanıyalım mı?

Aslında başkaları anlatsa daha iyiydi, iyi bir şey söylesem narsisist durur, kötü bir şey söylesem kompleksli. Kendimizden bahsederken önce hep ne iş yaptığımızı anlatırız ya son senelerde “Merhaba çobanım ben” diye şımarıyorum.  Cevval, zor pes eden, çok korumacı, sevecen kısmını çıkarırsak mutluluk ve huzur takıntılı bir insanım. Mantıklı biri olduğumu düşünsem de geleneksel seçimlerim olmadığı için çevremden itirazlar gelebiliyor. İçimde bir ateş var hep, sönmesini istemediğim; beni hayatta tutan, her şeyi yapabilir kılan. Onu taşımak ara sıra yakıcı olabiliyor ama yine de memnunum halimden genel olarak bir de gevezeyim anladığınız üzere. 

HAYALCİ BİRİ DEĞİLİM

Her şeyi bırakıp İstanbul’dan gitmeye nasıl karar verdiniz?

Pek hayalci biri değilim sadece durmanın saçma olduğunu anladığım an hareket kabiliyetim var diyelim. Öyle “Kırsala gideyim de şöyle bir hayatım olsun” diyerek ayrılmadım. Fas’ta bir pastane zinciri kurmak için danışmanlık verip döndüğüm dönem ev sahibim vefat etti. İmalathane de evim de aynı binadaydı. Binanın sahibini babam gibi severdim, muhteşem bir adamdı. Cenazeye bile gelmeyen mirasçılar satmaya karar verdiler binayı. Bu durum benim için kırılma noktası oldu.  Şehirli, yoz ve sevimsiz bir sürü insanla bir arada olacağıma sadece tercih edeceğim insanlarla beraber olmayı tercih ettim. Yakın bir arkadaşım Kaş’a yerleşmişti. Benim de hem vaktim hem de biraz durma isteğim vardı. Gittim ve sadece bir süre durdum öyle.

KÖY HALKIYLA İÇ İÇEYİZ

Hiç deneyiminiz yokken nasıl cesaret ettiniz bu işe girmeyi?

Bunu cesaret olarak görmüyorum. “Dünya yansa çöpüm yanmaz” diyebilecek ender insanlardan biriyim. Bir dükkanda çakılı kalıp ve saati belli olmayan bir işte çalışmak ilgimi çekmedi. Gelecek için sürdürülebilir bir düzen kurmak istedim. Esas şehirde kalmak daha çok cesaret isteyen bir şey. Çünkü ne zaman başına neyin geleceği belli değil.

Oranın yerlileriyle aranız nasıl, size şaşırıyorlar mı?

İlk etapta her yerde olduğu gibi temkinli yaklaştılar. Hakkımda çeşitli rivayetler olmadı değil. Define aradığınızı bile düşünüyorlar. Çünkü onların kaçtığı bir hayatı istemek onlara saçma geliyor. Aramız şimdi gayet iyi. Belediyenin ve muhtarın da büyük etkisi oldu tabii. Köyü ilk kez belediye çalışanı Yunus gezdirmişti. Görür görmez “Burada yaşarım” demiştim. Onlar da dış göçten mustarip aslında çeşitli projeler yapmak istiyorlar. Başkan, evin babası gibi daha ne yapsak derdinde hep. Muhtar bir ışık daha yansın, hizmet gelsin istiyor. Tek başına koşuşturuyor. Sonuç olarak köyün sahipleriyle iç içeyiz. Mesela tarlasına ya da domuz beklemeye geliyor bana da uğrayıp bir çay içiyor, “Bir şeye ihtiyaç var mı?” diye soruyorlar. 

Keçilerle, koyunlarla bir arada olmak nasıl? 

İnsanı müthiş şarj eden bir şey. Benimkiler öyle sevecen ki istesen de istemesen de öptürme sevdirme halindeler. İşin ortasında iki yandan iki yanak uzatılıyor, eller doluyken hem gülüyorsun hem yorgunluğun gidiyor. Hele çayırda çimlere beraber uzanmak yatmak paha biçilemez. Bu hale gelinceye kadar çok ağladım, uzun nutuklar attım; “Kızlar bakın böyle olmuyor, ne istiyorsunuz?” diye. Şimdi hepimiz daha rahatız. Mesela doğum devresi filan o kadar yorucu ve zor oluyor ki ama sonunda ne uykusuzluk kalıyor ne yorgunluk. Muhteşem bir his. Doğa sana dayanabildiğin kadarını veriyor, “yorgunluktan öleceğim” dediğinde çocuklar büyüyor, “ay özledim yeni bebekler ne tatlı” dediğinde yeni yavruların doğum vakti geliyor. 

Hayvanlarla bir arada olmak size ne öğretiyor?

Bekleyebilmeyi öğrendim biraz. Neleri yapabilecek olduğumuzu ve vücudumuzun evriminin ne kadar hızlı olabildiğini. Kim olduğumu öğrendim, ne lazım diye bakan, anlamaya çalışan biriydim önce de ama bu hal anlatılabilir gibi değil artık çok daha hayvanım diyebilirim galiba. 

KAPANA KISILMIŞLIKLA MUTSUZ OLMASINLAR

Şehir hayatından bıkmış ama bir türlü cesaret edip de terk edemeyenlere ne önerirsiniz?

Saçmalamasınlar. Kapana kısılmışlıkla mutsuz ve hasta olur insan. Aslında düşündükleri kadar zor değil. Tabii beklentilerinin ne olduğuna da bağlı. Önemli olan şehir hayatını kırsala taşımamak. Çünkü bu bir nevi katliam olur bence. Sadece yeşillikli ya da deniz gören yayıp yatabilecekleri bir hayat istiyorlar diye taşındığı yeri de mahvedeceklerse zaten bunun hazır yapılmış olduğu tatil beldeleri var, oraya gidebilirler. Hem mutlu da olabilirler ama doğada var olmak istiyorlarsa çok istekli olmaları yeterli. İlk sene daha zor özellikle fiziksel olarak ama tatmin duygusu muazzam. Aslında eğitim köyü kurmak istiyorum. Hayran olduğum birkaç ekip var, bakalım neler olacak. Gelsinler baksınlar, kim olduklarını, ne yapabileceklerini, neye ihtiyaç duyduklarını öğrensinler sonrası daha kolay olur.

İSTANBUL’U HİÇ ÖZLEMİYORUM

İstanbul›u özlemiyorsunuz?

Hiç özlemiyorum. Sadece birkaç arkadaşımı ve bazı yiyecekleri özlüyorum arada. Baylan’la büyümüş çocuklardan olduğum için Kup Griye’yi özlüyorum haliyle. Ayrıca çeşitli sanatsal aktivitelerde orada olma isteğim coşuyor. Dayanılmaz bir özlem duymuyorum çünkü iki sene aradan sonra İstanbul’a gittim Boğaz’dan geçtim denizin kokusu bile kalmamış. 

VAKTİN NASIL GEÇTİĞİNİ ANLAMIYORUM

Orada bir gününüz nasıl geçiyor?

Mevsimsel olarak değişiyor ama şu aralar sabah 06.30, akşam 22.00’e kadar çalışıyorum. Kızlarım (keçiler) günde iki kere gezmeye çıkıyor. Sağım, peynir yapımı ve yapılanların bakımı var. “Yok kedi doğurdu, dur reçel yapay reçel yapsak, erik ekşisi deneyelim” derken vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorum.  Akşam çay eşliğinde 51 oynuyoruz. 

<p>Zonguldak'ta Emniyet Müdürlüğü'nde görevli trafik polisi Mustafa Dönmez, koronavirüs tedavisi gör

Zonguldak'ta trafik polisi koronavirüse yenik düştü... Acı detay ortaya çıktı

Bakanı Karaismailoğlu, Hasankeyf-2 Köprüsü Açılış Töreninde katıldı

Milli Savunma Bakanlığı fotoğrafları paylaştı

''Baharın müjdecisi'' leylekler Bingöl'e renk kattı