• $ 6,6179
  • € 7,298
  • 335.659
  • 89643.7
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Annelerimiz haklı çıktı

GÜLCAN TEZCAN

Çocukken hemen hepimizin annemizden en sık duyduğumuz cümlelerdir: “Ellerini yıka doğru sofraya”, “Çocuğum sokaktan geldin değiştir üstünü”, “Ne o ellerinin hâli”, “Ayakkabıyla dalma oğlum içeri”, “Hapşırırken ağzını kapa”, “Üstünden çıkanları evin ortasına atma”.

Bugünlerde coronavirüs sebebiyle alınacak 14 önlem sıralanırken eminim “Annem haklı çıktı yine” diye geçmiştir aklımızdan. Annelerimizin, ninelerimizin titizliği, temizlik konusundaki hassasiyeti epeydir espri konusu olmaya başlamıştı oysa. Temizlik olayını gereğinden fazla abarttıklarını, adeta teröre dönüştürdüklerini düşünmeye başlamıştık ki corona salgını kadınlardaki kadim bilginin hiç de yabana atılır olmadığını gösterdi. Aile içinde nakledilen hiçbir bilgi boşuna değildir ve sağlam bir tecrübe aktarımıdır. Zaman içinde nedeni unutulsa da yapılagelen pek çok şeyin arka planında muhakkak alınan bir takım dersler, yaşanmışlıklar vardır.

En temel temizlik ve görgü kurallarının bile ne kadar hayat kurtarıcı olduğunu görmüşken bir süre daha devam edeceğimiz zorunlu ev mesaisinde aile fertlerinin birbirlerinin hayat bilgisinden de çokça istifade etmesi gerekiyor.

HAYATIN MERKEZİNE DÖNÜŞ

Dünyanın geldiği noktayı düşünmek, tartışmak da buna dahil. Misal tüm dünya Kovid 19 ile mücadele ederken bütün ezberler de alt üst oldu. ‘Medeniyet’in beşiği olduğu iddiasındaki, daha düne kadar sınırlarını mülteci ve göçmenlere kapayan kibir abidesi Avrupa, aczini ibretlik bir şekilde gördü. Çin’de başlayan salgın, kadere hükmedeceğini, dünya düzenini istediği gibi evirip çevireceğini zanneden bütün büyük ülkelerin elini kolunu bağladı. Modernizmle bölünüp parçalanan; evden, aileden uzağa savrulan, kapitalizmle tüketime ayarlı sürüler haline getirilen insanlar yeniden ‘ev’e dönmek zorunda kaldı. Hayatın merkezinin, hayatiyeti koruyacak yegâne kurumun aile olduğu yeniden keşfedildi.

Tanıklık ettiğimiz bu tarihi günler bir sağlık krizinin çok ötesinde insanlık için bir kırılma noktası. Salgının hız kazandığı Avrupa’da Venedik’te kanallardaki suyun nasıl berraklaştığı, balıkların görülmeye başlandığı, İtalya kıyılarına yunusların yaklaştığı haberleri bile insanoğlu olarak dünyayı ne kadar yaşanmaz hale getirdiğimize iki anlamlı örnek. Elimizi, ayağımızı sokaklardan çektiğimiz anda dünya kendini temizlemeye başlıyor. Şimdi muhasebenin tam zamanı. Dünyaya verdiğimiz zararı fark edip sade yaşama dönersek bozulan dengelerin yerine oturması için küçük ama etkili bir adım atmış oluruz. Ama tam tersi ‘aç kalma’ korkusu ve açgözlülükle stokçuluk yapıp hakkımız olmayana el uzatırsak daha çok çekeriz bu salgınlar, virüslerden. 

ÜVEY EVLADA SIRTINIZI DÖNMEYİN! 

Ülkenin ve toplumun yaşadığı her kriz döneminde ilk feda edilen kültür-sanattan bahsediyorum. Öteden beri hep üvey evlat muamelesi gören kültür hayatımız KOVİD 19 salgınıyla ilgili yaşanan süreçte de en büyük darbeyi yiyen alanların başında geliyor. Kamu ve ödenekli sanat kurumları haricinde konser, sergi, sinema gösterimi ve diğer sanat etkinlikleri ile sanatını icra eden serbest müzisyenler, ressamlar, sinema sektöründe üretim yapan senaristinden set işçisine tüm çalışanlar ciddi anlamda ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalacaklar.

Kimi ülkeler bu konuda da bir dizi ekonomik tedbir paketi açıklıyor. Fransa’nın Kültür Bakanı Franck Riester coronavirüs salgını sebebiyle ülkesindeki kültür kurumlarının çökmesini engellemek amacıyla 22 milyon euro’luk paketin devreye sokulduğunu açıkladı geçenlerde.

Ülkemizde de Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Tiyatro Kooperatifi ve Oyuncular Sendikası temsilcilerini kabul ederek bir çözüm paketi üzerinde görüştü. Ersoy toplantı sonrasında ” Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün sitesinden özel tiyatroların (destek paketine) hangi kriterlerde başvuracaklarıyla ilgili bir açıklama yayınlanacağını dile getirerek, “Özel tiyatroların başvurularını aldıktan sonra haftaya cuma günü bir toplantı daha yapıp bir sonraki hafta içinde özel tiyatrolara nasıl bir destek paketi sunacağımızı da açıklayacağız. Şu anda en büyük mağdur turizm sektöründen sonra aslında kültür ve sanatla ilgilenen başta özel tiyatrolar. Onlara da bu süreçte bir destek paketiyle yardımcı olacağız” dedi. Ancak herkesin malumu ki kültür sanat hayatı tiyatroculardan ibaret değil. Bu anlamda kültür ve sanatın tüm alanlarında üretim yapanların varlığını devam ettirmesi uzun bir süreci evinde geçirecek toplum için de büyük önem taşıyor. Zira salgının psikolojik tahribatının önüne geçebilmek için elimizdeki en güçlü iki silahtan biri inanç ve dua, diğeri de moral ve motivasyon. Evde geçirilen zaman uzadıkça hem psikolojik desteğe, hem de sanatın iyileştirici ve onarıcı gücüne daha çok ihtiyaç duyacağız.


Başkan Erdoğan '7 Aylık maaşımı bağışlıyorum' diyerek kampanya başlattı

Başkan Erdoğan '7 Aylık maaşımı bağışlıyorum' diyerek kampanya başlattı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

New York'taki Central Park'ta koronavirüs nedeniyle hastane kuruldu

MEB'den sağlık çalışanlarına destek... Günde 100 bin maske!