HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,3363
  • 6,0767
  • 209.534
  • 93.616
SON DAKİKA HABERLERİ
Tümü
Reklamı Kapat

Ahmet Kaya olmadan ‘Bir Eksiğiz’

Ahmet Kaya şarkılarından oluşan ‘Bir Eksiğiz’ adlı albümün hazırlanmasında emeği geçen Yavuz Bingöl’le buluştuk. Sezen Aksu’dan Halil Sezai’ye, Zuhal Olcay’dan Teoman’a kadar birçok ünlü müzisyenin yer aldığı albümü konuştuğumuz Yavuz Bingöl’den Ahmet Kaya anısı da dinledik, elbette çocukluğunu ve ailesini de.

x

SİBEL ATEŞ YENGİN
sibel.ates@aksam.com.tr
Fotoğraflar: UYGAR TAYLAN

‘Bir Eksiğiz’ adlı albümün çıkış hikâyesini anlatır mısınız? Nasıl karar verdiniz?
Ahmet Kaya’nın müziğinden yola çıkarak başladık bu serüvene. Çünkü Ahmet Kaya yorumculuğunun dışında çok önemli bir besteciydi. Yaptığı bestelerle toplumun müzikle ilişkisini doğru tahlil ettiği için büyük yankı uyandırırdı. Her kesimden insanın dinlediği Ahmet Kaya, farklı müzik türlerinde yorumcu ve müzisyenlerin de beslendiği bir isimdi. Onun şarkılarından oluşan bu albüm, farklı müzik yolculuğu yapan şarkıcı ve müzisyenlerin kendi sesleriyle kendi ruhlarını ve gönüllerini katarak gelecek kuşaklara kalması açısından önemli bir proje olarak tarihteki yerini alacak. Katılan tüm müzisyenler de bunu bilerek heyecanla yola çıktı ve dinleyiciyle buluşması sağlandı.

Albümün adı nasıl ortaya çıktı?
‘Bir Eksiğiz’ ismi Gülten Kaya tarafından önerilen ilk isimler arasındaydı. Albüme emek veren herkes çok beğendi. Dolayısıyla albümün adının ‘Bir Eksiğiz’ olmasına karar verildi. Biz de zaten Ahmet Kaya’sız eksiktik ve onun yeri hiçbir zaman dolmayacak. 

Albümde hangi sanatçının hangi şarkıyı söyleceği  neye göre belirlendi?
Albümde hangi şarkıların yer alması gerektiğine Gülten, kızı Melis ve ben karar verdim. Önerilen şarkıları müzisyen arkadaşlarımızla paylaştık. Ahmet Kaya’ya sesini katan sanatçıların çoğu hangi şarkıyı okuyacaklarını kendileri belirledi. Herkes oldukça mutlu.

Stüdyoda nasıl anlar ve anılar paylaşıldı?
Ahmet ağabeyin mutlaka herkesle yaşadığı bir anısı var tabii ki. Stüdyo sürecinde herkes ona ait anıları paylaştı zaten. Kimi zaman gülerek hatırladık kimi zaman hüzünlü anlar doldurdu stüdyoyu. Yaşarken kullandığı stüdyolarda ruhu dolaşırken onun bir şarkısını seslendirmek son derece özel ve anlamlıydı. O her daim yanımızda olacak. 

AHMET KAYA’DAN BİR ANI

Ahmet Kaya’yla yaşadığınız özel bir anınızı bizimle paylaşmak ister misiniz?
Tabii ki onunla yaşadığım birkaç özel anım var ama paylaşmak istemiyorum, bu anılar benimle kalsın (gülüyor). Ama şunu anlatabilirim: Üçüncü albümüm ‘Gülenaz’da Ahmet Kaya’nın ‘Le Le Kurban’ şarkısını okumuştum. Şarkının kaydını bitirdikten sonra Ahmet Kaya’yı arayarak “Abi, senin bir şarkını okudum. Sana dinletmek istiyorum. Eğer beğenirsen albüme koymak istiyorum” dedim. Ahmet abi de bir adres verdi ve “Hemen gel, bekliyorum” dedi. Aceleyle gittim. Hatta Gülten abla ve Melis’le orada tanışmıştım. Ahmet Kaya şarkıyı dinledikten sonra, “Bugüne dek kimse beni arayarak, senin şarkını okudum bir dinler misin? diye sormadı. Duyarlılığından dolayı kutluyorum. Şarkıyı kötü bile okusan bu ince davranışından ötürü sana izin veriyorum. Kaldı ki o kadar güzel okumuşsun ki” demişti. O gün piyanonun başında ben çalmıştım, o söylemişti. Bu benim için çok özel bir andı. İyi ki onu tanımışım.

Ahmet Kaya için başka ne söylemek istersiniz? Nasıl biriydi mesela?
Söyleyeceklerim bir tane olmaz ki (gülüyor). Onun öyle renkli ve öyle heyecanlı bir kişiliği vardı ki her sohbeti yaratıcı, renkli ve anlamlıydı. Daha çok özleyeceğiz onu. O her zaman her an yanımızda, gönlümüzde ve kalbimizde olmaya devam edecek. 

YETER Kİ İSTEMESİNİ BİL

Geçmişe dönsek, çocukluğunuza mesela; güzel günler mi hatırlıyorsunuz? 
Yoksullukla geçen zor günlerdi ama güzeldi. Her şeye rağmen azimliydik ve hayallerimizin peşinde koşardık. Eskiden evlerin önüne süt şişesi bırakılırdı, biz de kimin evinin önündeki fazlaysa birini alır daha çok ihtiyacı olanın evinin önüne bırakırdık. Elimizde yağlı, salçalı ekmekler sokağa çıkardık. Sonra da o hayatı biz yaşardık. Elimizdeki avucumuzdaki her şeyi paylaşırdık. Annemin hazırladığı ekmeği böler arkadaşlarımızla paylaşırdık. Bugüne gelmemi sağlayan, adalet duygumu yerleştiren, bir insanı sevmenin gerekliliğini ve önemini öğrendiğim yıllardı. 

O zamanlar ünlü biri olacağınızı söyleseler ne derdiniz?
Şaşırmazdım. Çünkü çok küçük yaşlardan itibaren bu hayali kurardım. Televizyonla tanıştığımız günlerde Frank Sinatra’nın siyah beyaz filmlerini izlerdim. O zamanlardan “Gün gelecek ben de böyle olacağım” derdim. İnsanın hayalini gerçekleştirmesinden başka insana mutluluk veren ne olabilir ki.

Peki, ne olursa mutsuz olursunuz?
Mesela Ahmet Kaya’ya çatal, bıçak fırlatılan o geceyi düşünüyorum. Belki orada bulunan birçok arkadaş buna izin vermemişti ama “Keşke ben de o gecede olsaydım” diye düşünmüştüm. İşte böyle insanın elinden bir şey gelmediği zamanlar mutsuz oluyorum. Mesela bir arkadaşımın, dostumun kaybı da mutsuzluk sebebimdir. Çocuklarına yemek yediremeyen, ısıtamayan bir annenin intihar haberini okuduğumda da mutsuz oluyorum. “Keşke orada olsaydım bir soba alsaydım” diye düşünüp üzülüyorum. İnsan ancak karşısındakine iyilik yaptığında ve elindekini paylaştığında mutlu oluyor.  

Çocukken ünlü olma hayali kurarmışsınız ya azminiz o günlerden belliymiş… 
İnsan isterse elinden bir şey kurtulmuyor. Tabii ki her istek kolaylıkla gerçekleşmiyor. Hayatın önünüze çıkardığı türlü zorluklar da var. İnsan istemeye görsün ve yeter ki zorluklarla başa çıkmanın formülünü bulsun. İsteğiniz, hayaliniz neyse hemen gerçekleşmeyebilir ama uzun soluklu bir mücadeleyle çözülmeyecek sorun yoktur. Bir de kişinin kendi şansını yarattığına da inanırım. Zorluklar elbette olacak. Önemli olan; yılmadan çalışmayı sürdürmek. Ve tabii ki amacınıza giden yolda da kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. İnsan ölene kadar değişmezse bile kendini geliştirebilir. Benim de değişmeyen huysuzluklarım, değerlerim, duruma göre değişen azmim ve direncim olabilir. Her şeye rağmen bunların bir ritmi var. İşte bu ritmi yakalar ve hissederseniz amacınıza, hedefinize ulaşırsınız. O ritmi duymayan hayatta bocalıyor ve eli kolu bağlı bir şekilde pasif kalıyor. 

Yavuz Bey, sezgilerimizi ve iç sesimizi dinlemek aradığımız yanıtları bulmamızı da kolaylaştırır mı? 
Gönlünüzün, vicdanınızın sesini dinlemeyi öğrenirseniz size neler fısıldadıklarını duyarsınız. İnsan yeter ki bir gönlü ve bir vicdanı olduğunu hatırlasın. İşte o zaman hayatını düzgün ve anlamlı yaşar. Düşkünün, mazlumun yanında olur, savaşın, sömürünün karşısında yer alır. Haksızlıklara karşı çıkar. Kimseyi kandırmaz. Mesela önemli bir karar vermeniz gerekiyordur o anlarda sanki biri kulağınıza bir şeyler fısıldar. Gönlünüz çok da razı olmaz o kararı verirken ve hakikaten yanlış bir karar verdiğinizi hata yapınca anlarsınız. İşte içinizdeki o sesi iyi dinlemediğinizde bu başınıza gelir. Bazen o sesi duymak işinize gelmez bazen de hayatın gürültüsü içinde o ses kaybolur gider.

SİMİT DE SATTIM 

Babanızla ilişkiniz nasıldı? Çatışmalarınız olur muydu?
İyi bir baba-oğul ilişkimiz vardı ama her hareketimize de çok karışırdı. Onu büyük bir sevgi ve saygıyla anarım. Aslında bize çok büyük bir iyilik yapmış. Çünkü okullar kapanınca arkadaşlarım tatile giderdi. Babam da bizim çalışmamızı isterdi. Tamircinin yanında çıraklık yapar, simit ve su satardık. Bu sayede hayatı erken yaşta öğrendik. Dolayısıyla kolay yolu seçmemeyi, hazıra konmamayı ve elindekini paylaşmayı ve öğrendik. 

HASSAS VE KIRILGANIM

Takıntılarınız var mıdır? 
Var elbette. Zaten psikologum hassas ve kırılgan biri olduğumu söylemişti. Esas işin ilginci bağlantılarımın ters olduğunu söylemesiydi. Yani çoğunluğu kızdıran bir şeye kızmıyormuşum. Kimsenin umursamadığı bir şeyi de fazlasıyla ciddiye alıp kafama takıyormuşum. 

Sorunlarla baş etmenin yolu nedir?
İnsanız, her zaman güçlü olmayabiliriz. Bazen güçsüz hissedersiniz ve ne yapsanız elinizden bir şey gelmez. İşte bu anlarda bazısı kahrolur bazısı da alır eline silahı ölümü seçer. Oysa insan sorununu, eksikliğini, hatasını anlar ve onlarla barışırsa her şeyin üstesinden gelir. Önce insan kendini anlayıp bilecek ki ailesinin ya da dünyanın başına sorun olmasın, hayatına son vermesin. İnsan önce benliğinin, vicdanının sesini duymayı becerecek. 

ANNEM TATLI SERTTİR

Peki, annenizle aranız nasıldır, size neyi öğütlerdi? 
Annemle aram her zaman iyi olmuştur. Hâlâ nasihat etmeye, öğüt vermeye devam eder. Ne kadar yaşımızı başımızı alsak da annemin gözünde hâlâ çocuğuz.  

Kahveye gitmenizi engellemek için sizi tehdit etmiş değil mi?
Tatlı-sert bir anneydi. Delikanlılık dönemimizde “Eğer sizi kahvede kâğıt oynarken görürsem gelirim o kahveye yan masanıza otururum. Bir deste de kâğıt isteyip kahveden de birkaç erkek toplarım, sizin gibi pişpirik oynarım” deyince o kadar etkilenmişiz ki bir daha kahveye adım atamamıştık. 

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri
Amerikan New York Times gazetesinin internet sitesinde yayınlanan videoda, Suudi gazeteci Cemal Kaşı

New York Times´tan ´Kaşıkçı cinayeti´ videosu

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

İmar barışı sonrası konut fiyatları en çok değerlenen ilçeler

Türkiye'nin ilk millet bahçeleri açıldı

En Çok Okunanlar