Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:15
Akşam | Yazarlar

Türkiye'nin seçimi, insanların seçimi

13 Haziran 2011 Pazartesi 03:00

l Öncelikle hiçbir ego patlaması yaşamadan seçim öncesi yazdığım bütün yazılarda çektiğim fotoğrafın doğru çıktığının altını çiziyorum. Bana küfredenlere duyururum. Köşe yazarlarının kendi mahallelerine bakarak yanılmalarına yine tanık olduk. CHP seçmeninin sadece miting meydanlarına, sosyal medyaya bakarak projeksiyon yapmalarına da. Sürpriz beklemiyordum: Sadece Burhan Ayeri'ye özür borcum var. MHP barajı geçti.

l CHP'de Gürsel Tekin acilen istifa etmelidir. Genel Başkan yardımcılığının altında ezildi. Hani '1 puan gerideydi' CHP? Sadece CHP'yi değil, siyaseti bırakmalıdır.

l Kemal Kılıçdaroğlu'nun siyasi hayatı 'de facto' bitmiştir. CHP'de bundan böyle kaos hakim olacak. Kılıçdaroğlu'nun bütün iyi niyetine, kişisel başarısına inanıyorum ve hakkını teslim ediyorum. Ama 'cehennem buz tutana kadar' Türkiye'de karşılık bulması imkansızdır. Alevifobi her zaman baskın gelecektir ve Kemal Kılıçdaroğlu'nu yutacaktır. Mitinglerde 'Bu adam Alevi' söylemi karşılığını buldu, referandumda 'Dedeler yargıyı ele geçirdi' söyleminin etkili olduğu gibi. Kılıçdaroğlu mecburen koltuğunu Sünni bir adaya teslim etmek zorunda kalacaktır.

l Kıyılarda yeni CHP söylemi ters tepti. Özerkliğe vurgu ters tepti. Laiklik ve Atatürk'ten bahsetmek ters tepti. 'Melih Aşık-Yılmaz Özdil okuru' olan CHP seçmeni ne kadar kuvvetli olduğunu gösterdi. CHP'nin belli bir oranda seçmeninin 'baraj korkusu' yüzünden MHP'ye kaydığı aşikardır.

l Basına, entelijansiyaya, akademisyenlere 'güzel görünme' kaygısı içindeki CHP gerçek seçmeninin tepkisini çekmiştir. 'Medya gazı' ve patlayan flaşların baş döndürmesinin tipik hasarları CHP'de görünmüştür.

l Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 'kıyılardaki' başarısının en büyük sorumlusu beceriksiz CHP belediyeleridir. İzmir'e büyük hizmet olarak hayvanat bahçesi yapan Aziz Kocaoğlu ya gitsin o hayvanat bahçesinin müdürü olsun ya da geldiği beyaz eşya bayiine geri dönsün. Büyükşehir yönetmek taksitle buzdolabı satmaya, senet yapmaya benzemiyor. Antalya'da da Mustafa Akaydın'ı halk sevmedi, sevmeyecek. Bu adayları Deniz Baykal seçmiştir. Aynı şekilde Antalya'da yaşanan hezimet de Deniz Baykal'ın Türk seçmeninde artık hiçbir karşılığının olmadığının kanıtıdır.

l Sandık gösterdi ki Türkiye'nin genelinde itirazlara, Başbakan Erdoğan'ın söyleminden hoşnutsuzluğa rağmen 'Adamlar çalışıyor ama' inancı 'Bu CHP gelse hiçbir şey yapamaz' önyargısını yine yenmiştir. CHP'nin 'bir şey yapamama' algısı suların akmadığı Sözen İstanbul'undan beri bir türlü değişememiştir. Duble yollar galip gelmiştir.

l Türkiye sağcı bir ülkedir. Muhafazakardır. Sünni İslam'ı her şeyin üstündedir. Bu gerçekler hiçbir zaman değişmeyecektir.

l Başbakan Erdoğan Türkiye'nin lideridir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli siyasi figürlerinden biridir. Bu başarı sadece alkışlanabilir: İnsanları ikna etme gücü, başarısının eşdeğeri yoktur. Ona meydan okuyacak bir tek güç bile kalmamıştır. Kabullenelim.

l Adalet ve Kalkınma Partisi, referandum sonucunda ortaya çıkan 'kırmızı şehirler-mavi şehirler' ayrımını, Türkiye'nin fiilen üçe bölünmesini çalışmalarıyla engellemiştir. Türkiye yeniden tek bir ülkedir, lideri Erdoğan da Türkiye'nin artık her şehrinden oy almıştır. Kıyılar-İç Anadolu ayrımı tarihe karışmıştır.

l Bu seçim sonucu Başbakan Erdoğan'ın en az 2023'e kadar (belki de daha fazla) Türkiye'nin lideri (ya Başkan ya Başbakan) olacağını tescillemiştir. Ortadoğu'da Türkiye'nin liderliği konusunda da hiçbir engel yoktur. Kendi ülkesinde kuvvetli bir lider, dünyada da etkin olur. Türkiye fırsatı iyi kullanırsa bölgesel güç olacak.

l Muhalefet önümüzdeki dört sene boyunca da kendisini toparlayamayacağı için bu kaos Başbakan Erdoğan'a yarayacaktır. Hem CHP'de, hem MHP'de ciddi değişimler söz konusu.

l Yeni anayasa tartışması bir süreliğine ertelenecektir. Milletvekili pazarlıkları yapılacak, 'Fırıldak Kubi' geleneği Meclis'e geri dönecektir. Adalet ve Kalkınma Partisi 330'un altındaki milletvekili sayısıyla uzlaşmaya, diyaloğa mecbur kalacaktır. Bu Türkiye için olumlu bir adımdır kuşkusuz.

l Seçimin galibi milletvekili sayısını artıran Barış ve Demokrasi Partisi'dir. Selahattin Demirtaş, önümüzdeki dönemin en etkili muhalefet lideri olacaktır. Kürt halkının sesi Meclis'te daha gür duyulacaktır.

l Sandıktan çıkan sonuç Türkiye'nin seçimidir. İnsanların seçimidir. Yüzde 50 civarında oy alan bir parti Türkiye'nin de çoğunluğunun onayını almış demektir. Bu sonuca sadece saygı gösterilebilir. Bu ülke 'Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' ilkesi üzerine kurulmuştur ve millet bu iradeyi Başbakan Erdoğan ve ekibine vermiştir. Bu sonuçtan memnun olmayanlar da bu sonuçla yaşamayı öğrenmek zorundadır.

l Başbakan Erdoğan'dan da kendisini sevmeyenlere, sevmeyeceklere, kendisine düşman olanlara ve olmaya devam edeceklere karşı asgari saygıyı bekliyorum. Türkiye'nin tamamı onun liderliğini kabul edecektir, o da hepimizin Başbakanı olmalıdır. Ayrık otlarının, sapmaların, sütü bozukların, baldırı çıplakların, yaramaz çocukların, sürüden ayrılanların, 'yıkanmak isteyemeyen çocukların', başını sürekli belaya sokanların, dilinin kemiği olmayanların, namertlerin, vatan hainlerinin de Başbakan'ı olmalıdır.

Akşam
 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'