Reklamı Kapat

AB Bakanı Çelik'ten FETÖ açıklaması

AB Bakanı Ömer Çelik gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile ilgili olarak "Usame Bin Ladin'den daha tehlikeli bir terörist başı ile karşı karşıyayız" açıklamasında bulundu.

Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik, Avrupa Bölgesi İş Konseyi'yle yaptığı toplantıda AB liderlerini vizyonsuzlukla eleştirdi.

AB Bakanı Çelik'in açıklamasından satırbaşları;

Bu darbe girişimi başarılı olsaydı Türkiye'nin milli egemenliği sona erdirilecek, demokrasi ortadan kaldırılacak ve ekonomideki işadamlarının gelirlerine el konulacaktı. Bu yapının tehdidi henüz geçmedi.

AB İLE YENİ SAYFA AÇMAMIZ GEREKİYOR

Halkların siyasal olarak ortaya çıkmasının tarihi 200 yıllıktır. Halkımızın dmeokrasiye sahibe çıkması bu tarihin yeniden yazılmasına neden olacaktır. 15 Temmuz sonrası ekonomimizin gücü ispat edilmiştir. Bu terör örgütü yurtdışındaki propagandalarla imajımızı sarsmaya çalışıyor. AB ile yeni sayfa açmamız gerekmektedir. Avrupa'nın Türkiye'deki demokrasiden bir ders çıkarması gerekiyor.

DEMOKRASİYİ KORUMAK İÇİN ADIMLAR ATILIYOR

Darbelerin engellenmesine dair öneride bulunmayanlar savunma reformunu eleştiriyor. Ordumuzun içinde bu darbelerin nasıl engellenmesi gerektiği konusunda bir söz bile söylemeyenler bazı eleştiriler getiriyor. Alınan kararların emir komuta zincirini bozacağını söylüyorlar. Asıl bu zinciri bozan bu darbe girişimleridir. Atılan adımlar demookrasiyi korumak için atılıyor.

AB LİDERLERİ VİZYONSUZ DAVRANDI

Paylaştığımız ortak demokratik değerler adına halkımızın göstermiş olduğu direniş herkes tarafından takdirle karşılanmalı ve ayakta alkışlanmalıdır. Bu sebeple Avrupa Birliği'nde temsil edilen küresel değerlerin korunması açısından Türkiye'nin ne kadar önemli bir rol oynadığı görülmüştür. AB'den Türkiye'de darbe karşıtı olduğu eleştirileri var. AB liderlerinin eleştirileri vizyonsuzdur. AB bu vizyonsuzluk parantezine alınmayacak değerlendirilmelidir. AB'nin Türkiye'den yeni bir vizyon çıkartması gerekir. Bu terör örgütünü devletten, sivil toplum örgütlerinden kazıyacağız. Türkiye burada AB standartlarındaki gibi sivil iradenin askeri otorite üzerindeki denetimi sağlayan adımlar atmaktadır. Bunlar dünyada denenmiş, genel olarak kabul görmüş adımlardır. Özellikle psikolojik propaganda araçları sözkonusu oluyor.

DARBELERİ ÖNLEYİCİ ADIMLAR ATIYORUZ

Ordumuzun içerisinde birtakım darbecilerin ortaya çıkması, engellenmesi konusunda nasıl engellenebileceği konusunda doğru düzgün hiçbir öneride bulunmayanlar, seyirci kalmış olanlar tutuyorlar savunma politikalarını eleştiriyorlar. Gözden kaçırdıkları bir şey var emir-komuta zincirini bozan, kanserojen sokan bu darbe girişimidir. Burada alınması gereken iyiniyetlerin ötesinde kurumlarımızın darbeleri engelleme kapasitesinin arttırılması vardır. Son zamanlarda eksiklikler gideriliyor. Tüm bu savunma reformlarına niye ihtiyaç duyuluyor, emir komuta zinciri bozuluyor eleştirileri son derece yanlıştır. Bütün bunlar demokrasi, hukuk devleti ve silahlı kuvvetleri korumak için atılıyor. Bu reformlar AB standartlarındadır. Tüm bunlar demokrasimizin, hukuk devletimizin, toplumsal barışımızın lehinedir. Ordumuzun gerçek bir savunma gücü olarak zedelenmesinin önüne geçmek için atılan bir adımdır. Statükoyu korumaya çalışan birtakım yorumlar ya da psikolojik propaganda faaliyetleri olarak değerlendiriyorum.

BU SADECE TÜRKİYE'NİN SORUMLULUĞU DEĞİLDİR

Bu reformlar yapılmadığı takdirde darbeci girişimlere karşı bağışıklık sağlayamayacağımız açıktır. Belli bir konuda sadece o sektörde çalışanlara bırakılmaz. Bütün bunlara emir komuta zinciri bozuluyor şeklinde karşılık vermenin hiçbir temeli yoktur. Biz burada isterdik ki, dostlarımız Ankara'da boy göstersinler, ortak demokratik değerlerimiz adına daha güçlü cümlelerle dayanışma göstersinler. Bu fırsat kaçırılmıştır. AB liderlerinde vizyonsuzluk vardır. Bu bakımdan Avrupa gücü, demokrasisi, tarihi boyunca Avrupa devleti olmuş devletimizin şimdiye kadar olduğu gibi reformları sürecektir. Bunun ilerlemesi tek başına Türkiye'nin sorumluluğu değildir karşılıklı sorumluluktur. Önümüzde net bir talo var. Bundan sonrasında bizi Türkiye'yi içe kapatmaya çalışanların bu teşebbüslerine fırsat vermeyeceğiz. Dünyaya daha da açık olacağız. Kuşkusuz önümüzde ciddi krizler var. DEİK'le konuşacağımız çok şey var. Öncelikli olarak yapmamız gereken şey attığımız adımları doğru bir şekilde dünyaya anlatmaktır. Attığımız bu adımların dünyayla paylaştığımız ortak değerleri korumak olduğunun altını çizmektir. Bu terör örgütünü devletimizin bütün kılcal damarlarından temizlememiz gerekiyor. Bunu temizlemezsek demokrasimiz sağlıklı işlemeyecektir. Bu siyasi bir tercih değildir. Esasında 15 Temmuz'daki ağır darbe girişiminden sonra ortaya çıkan en büyük hayır toplumumuzun ortak bir hayır etrafında yeniden kenetlenmesi. Toplumun adı konulmamış yepyeni bir toplumsal sözleşmenin yazılmış olmasıdır. Toplum entelektüellerin, seçkilerin, siyasi elitlerin çok uzun zamandır tartıştığı toplumsal sözleşmeyi kendiliğinden yazmaya başlamıştır, meydanlarda bunu inşa etmeye çalışmıştır. Toplumumuzun bütün kesimlerin hiçbirinin dışlanmadan, hiçbirinin kiracı sayılmadan herkesin ev sahibi sayıldığını toplum tarafından hayata geçirildiğini görüyoruz. Bundan sonra önümüz açıktır, Türkiye'nin geleceği parlaktır. 

En Çok Okunanlar