İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,5400
  • 4,1277
  • 142,82
  • 106.843
Reklamı Kapat

Türkiye'de yaşanan zorlu sürecin adı akordeon fenomeni

IRA barışının kilit isimlerinden Lord Alderdice son birkaç aydır artan terör saldırılarını şöyle değerlendirdi: 'Türkiye umutsuz bir döneme girmedi, bunun adı akordeon fenomeni. 'Süreç iyi gidiyor, bir yere varıyoruz' dediğiniz anda, bu tarz çöküşler olur. Ama kademeli olarak gitmek istediğiniz yere gidersiniz'

Satır arası...
Öcalan'ın devletle görüşmelerin iyiye gittiği mesajı verdiği, MİT-PKK gizli görüşmelerinin açığa çıktığı bir dönemde PKK terör eylemlerini artırdı ve şehir merkezlerinde sivilleri hedef almaya başladı. Geçen hafta Ankara, Diyarbakır ve Siirt'te kanlı saldırılar düzenlendi. Cumartesi gecesi Siirt Pervari'de yapılan son saldırıda 6 asker şehit oldu. Hükümet, açılım sürecinin başında IRA barışının mimarlarından görülen ve bu nedenle kendisine 'Lord' unvanı verilen John Alderdice'ı Ankara'ya çağırmış ve tecrübelerini dinlemişti. Lord Alderdice geçen hafta Politik Psikoloji Derneği ve Uluslararası Diyalog Girişimi'nin ortaklaşa düzenlediği Arap Baharı konulu toplantılar için yine Ankara'daydı.  Her ne kadar kendisi üzerinde konuşmak istemediyse de, Alderdice'ın açılım sürecini yürüten İçişleri eski Bakanı, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ile cuma günü tekrar bir araya geldiğini belirtelim. Lord Alderdice ile son üç yılda üçüncü kez IRA-PKK-Kürt Sorunu meselesini konuşuyorum. Kendisi, röportajların hiçbirinde tekrara düşmeden, tecrübe ve bilgisiyle bize perspektif sunuyor. Alderdice'ın değerlendirmelerinin tekrar tekrar okunacak metinler arasında yer almasını tavsiye ederim.

Şenay YILDIZ/senay.yildiz@aksam.com.tr

Kuzey İrlanda'ya barış getiren Good Friday Anlaşması'nın mimarlarından Lord John Alderdice son aylarda artan terörü, PKK'yı ve siyasetçilerin izlemesi gereken yolu AKŞAM'a değerlendirdi:
- Basına sızan kayıtlardan anlaşılan dönemin MİT müsteşar yardımcısı, PKK'nın üst düzey isimleri ve İngiliz İngilizcesi konuşan bir kişinin aynı masada oturup, görüşme yaptıkları. İngiltere'de bu süreç nasıl işledi?
  İngiliz istihbaratı ve IRA arasında bir iletişim kanalı vardı. İki taraftan da bağımsız bu üçüncü kişi Sinn Fein değil; IRA ve İngiliz Hükümeti arasında bir iletişim kanalıydı. Bazen bu kişi önce biriyle, sonra diğeriyle buluşur ve mesaj iletirdi. Bazense İngiliz istihbaratı ile IRA'dan kişiler bu kişinin evinde de buluşup, fiziksel olarak da bir araya gelirdi. Ama Türkiye örneğinde sizin istihbaratınızdan oldukça yüksek düzeyli bir isim PKK ile görüşüyor gibi görünüyor. Bizde İngiliz istihbaratından yüksek düzeyli kişiler buluşmuyordu ve IRA'dan farklı farklı kişilerle görüştüler. Bu süreçte IRA'nın eylemlerini tümüyle bitirmemiş olması büyük bir sorundu. Mesela Bill Clinton İngiltere'deyken eylemleri duruyor, sonra yeniden başlıyorlardı.

GÜÇ GÖSTERİSİ YAPIYORLAR
- Bizde de böyle bir sorun var. Neden böyle yapıyorlar?
  Bence böyle yaparak hem kendilerini deniyor, hem güç gösterisi yapıyor ve 'Askeri olarak tasfiye edildiğimiz için müzakere etmiyoruz' mesajı veriyorlardı. İngiliz Hükümeti elbette bu bombaları hoş karşılamadı. Ama IRA'nın eylemlerini yavaşlatıp, hızlandırmasıyla onlar da örgüt üzerinde gerçekten etkin isimlerle görüştüklerinden emin oluyorlardı. Bu nedenle son derece komplike ve tehlikeli bir işti ama her iki taraf da birbirini deniyordu. IRA şiddeti bırakmadı ama kontrol edebilme kapasitesini ve halen tehlikeli olabileceğini gösteriyordu.
- Görüşmeler sürerken terörün devam etmesi normal mi?
Gizli servis ve terör örgütü iletişim kurma imkanı bulmuş olabilir. Ve bu olurken bile, şiddet sona ermiyor olabilir. Bu tümüyle delice veya sıra dışı bir durum değil. Buradaki asıl soru kişilerin iletişimi nasıl kullandıkları.

KONUŞMAK İÇİN KONUŞ
- Ne kastediyorsunuz?
Bizim örneğimizde Kuzey İrlanda'nın ne olacağı, cezaevindekilerin durumu ve İngiliz ordusunun çekilmesi gibi yapısal sorunların çözümü konuşulmuyor; terörist şiddet ile buna karşı gerçekleştirilen askeri operasyon aşamasından gereken tüm grupları içeren siyasi görüşmelere nasıl geçilebileceği konuşuluyordu. Anahtar soru: 'Terör şiddeti ve askeri operasyonlardan nasıl siyasi müzakere aşamasına geçilecek?' idi. Şiddet durduğunda müzakerelerin nasıl yapılabileceğinin görüşülmesi önemli. Biz buna 'konuşmak için konuşmak' diyoruz. 
- Öcalan'ın 'Müzakereler iyi gidiyor, halk savaşına gerek kalmayabilir' dediği bir süreçte PKK terörünün artmasını nasıl okuyorsunuz?
 Burada iki durum var. Bilmediğimiz bir nedenden dolayı geldikleri noktada bir güven kırılması olabilir ve bu, durumu daha da kötüleştirebilir. Öcalan'ın topluma söylediği mesaj dışında avukatları aracılığıyla gönderdiği başka mesajlar da olabilir. Tam bilmemize imkan yok tabii. Ama söyleyebileceğim şu ki, insanlar genelde 'Süreç iyi gidiyor, bir yere varıyoruz' dediği anda, bu tarz çöküşler olur. Prof. Dr. Vamık Volkan bunu 'akordeon fenomeni' olarak açıklıyor.

KADEMELİ SONUÇ
- Ne anlama geliyor?
Akordeon fenomeni denilen kavram doğrultusunda gruplar ritmik bir biçimde yakınlaşıp, uzaklaşırlar. Bu tarz süreçlerde pürüzsüz bir yol yok. Çözüme çok yakın hale gelirsiniz, sonra rahatsız edici şeyler olur, insanlar korkar ve işler geri gider. Ama kademeli olarak gitmek istediğiniz yere gidersiniz. Şu anda Türkiye'de yaşananların yolun korkunç sonu olduğuna ve hepimizin umutsuz bir tünele girdiğine inanmam için bir neden yok. Bence şu anda sizde olan geçmişte bizim de yaşadığımız akordeon fenomeni. 'Durum iyiye gidiyor, yok hayır yine kötüleşti, hayır iyiye gidiyor, yok yine saldırıyorlar' dönemini yaşıyorsunuz. Bu süreç oldukça uzun bir süre alıyor.

IRA da kent merkezleri ve sivillere saldırdı
- IRA da görüşmeler sürerken benzer şekilde şehir merkezlerinde sivilleri hedef alma stratejisi uyguladı mı?
  Elbette. Mesela görüşmeler sürerken Londra'nın finans merkezi Canary Wharf'ta çok büyük bir patlama gerçekleştirdiler. Çok fazla can kaybı yoktu ama büyük bir zarar verdi. Londra'nın finansal merkezinde böyle bir şey yaşanması insanları çok korkuttu. Terör kampanyaları aynı sistemle devam eden kampanyalar değil. Çünkü teröristler çok farklı taktikler deneyerek, neyin daha başarılı olduğunu, neyin olmadığını anlamaya çalışırlar. Ama sivilleri hedef almaktan bahsedersek, IRA kampanyası sırasında korkunç bir şekilde bazı insanları 'meşru hedef' adı altında öldürmeye başladılar.
- Kimler meşru hedef olarak belirlendi?
  En başta bunlar polis, hapishane görevlileri, güvenlik güçleriydi. Daha sonra mesela bu polis karakollarını inşa eden inşaat işçileri, polise süt getiren sütçü veya askerler pizza dağıtan gençler olmaya başladı. Sonunda herhangi bir kontağı olan herkes 'meşru hedef' oldu. Çünkü herkesin bir şekilde güvenlik güçleriyle ilgisi vardı ve bunlar bayağı uzun süre devam etti. Bu nedenle sizin örneğiniz beni şaşırtmıyor. 

Yürüyemeden koşmaya çalıştınız

Türkiye'nin yürüyemeden koşan bir barış süreci girişimi olduğunu belirten Alderdice, 'Sorunun siyasi ve güvenlik unsurları barış sürecinde paralel ilerlemeli. Bir de meselenin hükümet değil, devlet politikası olarak görülmesi önemli' diyor

- Türkiye'yi barış süreci çabaları açısından nerede görüyorsunuz? Başlayabildik mi?
  Süreci başlatma yönünde iyi niyetli bir girişim oldu ama sanki burada çok hızlı yürütülmeye çalışılan bir süreç yaşandı. Yürüyemezken, koşmaya çalışan bir süreç oldu gibi hissediyorum ama tabii yanılıyor da olabilirim. Bizim sürecimiz on yıllar aldı. Bunun güvenlik yönü de olan bir siyasi sorun olarak anlaşılması çok önemli. Bu nedenle ne güvenlik ne de siyasi yönünden feragat edilmeyen bir yol bulmak zorundasınız. Şu an saldırılar artığına göre hükümetin güvenlik yönüne ağırlık vermesi son derece muhtemel. Ama, siyasi elementin ihmal edilmemesi çok önemli. Çünkü günün sonunda sorunu güvenlik yaklaşımı çözmeyecek.  Tüm barış süreci boyunca her iki unsurun paralel bir şekilde ve aynı önemde ele alınması gerekiyor. 
- IRA ile görüşme sürecinde siyasi atmosferi nasıl yönettiniz?
Londra'daki siyasi partiler -hükümette veya muhalefette olsunlar- birbirlerini bu konularda eleştirmekle zaman kaybetmemeleri gerektiğini anladılar. Sanıyorum bu Türkiye'de tam olarak böyle değil. Eğer hükümetteyseniz, muhalefetteki üst düzey kişileri özel görüşmelerle bilgilendirmeniz çok önemli. Hükümet muhalefetle konuşurken belki konuyla ilgili tüm detayları veremeyebilir, ama genel çerçeve anlatılmalı. Hükümet ve muhalefette 'Bu parti politikası değil, devlet politikası. Pek çok konuda oyun oynayabiliriz ama bu konuda olmaz. Çünkü bu devletin güvenliği, burada oyun oynamak çok tehlikeli' anlayışının oluşması kritik önemde. Bunun bir başka unsuru da Birleşik Krallık'ta hükümetler değişti ama ulusal sorunla mücadele sürecinde hiçbir şey değişmedi. Çünkü bu konu devletin ulusal politikası olarak görüldü.

PKK içinde direnç olabilir
- BDP saldırılar karşısında sessiz kalmakla eleştiriliyor. Sinn Fein ne yapıyordu?
 Sinn Fein de 'IRA'nın bu yaptığı kötü' demedi. 'Elbette insanların ölmesi korkunç, üzgünüz. Ama, kınama siyaseti gütmeyeceğim veya son vahşetle ilgili siyasete girmeyeceğim. Bizim bunları sona erdirecek bir barış sürecine ihtiyacımız var' diyorlardı. Açıkçası, IRA'nın yaptığı işleri kınamanın dışında kalabilmek için acayip bir jargon, sofistike bir dil geliştirdiler. Sonunda ima ettikleri 'Tüm bunlar İngiltere'nin suçu ve neredeyse bu insanları bu korkunç şeyleri yapmaya mecbur bıraktılar!' idi.
- PKK içinde çözüme karşı güçler direniyor olabilir mi?
  Bunlar çok mümkün şeyler. IRA içindeki tüm kişiler 'Gerry Adams ve Martin McGuinness çok haklı, onları takip edelim' demedi. Karşı olanlar pek çok gizli toplantı yaptı. IRA'dan ayrılıp, Real IRA, Continuity IRA gibi yeni terör organizasyonları kuruldu. Bunlar halen mevcut ve sorun yaratmaya devam ediyorlar. McGuinness ve Adams barış sürecinde daha hızlı gitmek istedi ama gidemediler. Çünkü biliyorlardı ki çok hızlı gitseler IRA ikiye bölünebilir ve birbirlerini vurmakla sonuçlanabilirdi.
- Düğüne giden genç kadınları öldürmesi, PKK'yı yalnızlaştırmaz mı?
Emin değilim. Hayal kırıklığına uğrayan insanlar da olacaktır. Ama, bizim durumuzda IRA ne kadar ileri giderse gitsin onu her daim koşulsuz destekleyen çekirdek bir kesim hep var oldu.

Terörizmin okulu var mı?
- Tüm bunlar bizim Türkiye'de yaşadıklarımıza benziyor. İnsan acaba 'PKK IRA'dan bazı şeyleri kopyalıyor mu?' diye düşünmeden edemiyor...
Bu çok ilginç bir nokta. Hamas ve Hizbullah konuları üzerinde ilk çalışmaya başladığım zaman, yıllar önce Mısır'a gitmiştim ve 'Aman Allahım, olup bitenler bizim IRA ile son 10-15 yıldır yaşadıklarımıza benziyor. Acaba bir yerlerde bir terörizm okulu falan mı var hepsine aynı yöntemleri öğreten' diye düşünmüştüm... Ama, yanıt 'hayır'dı. Sinn Fein ve IRA'nın Ortadoğu'da bazı kontakları olduğu doğruydu ama Hamas ile değil; tam tersine El Fetih'leydi. Hatta Hamas onlara 'Siz El Fetih'in dostusunuz, bizim değil' diyordu. Ben tüm bu taktik ve dil benzerliklerinin birbirlerinden öğrenmeden ziyade, insanların bu tarz olaylara karıştıkları zaman mevcut koşullar altında beyinlerinin aynı şekilde çalışmaya başladığı sonucuna vardım.

Kuzey İrlanda Barışı
Britanya, 1920'de İrlanda Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını tanırken, Kuzey İrlanda'ya da geniş özerklik verdi. Ancak bir süre sonra Protestan çoğunluk ile ayrımcılığa hedef olduklarını savunan Katolikler arasında çatışmalar başladı. Katolikler, Britanya'dan ayrılarak İrlanda'ya katılmak isteyince, 1968'de silahlı çatışmalar başladı, Britanya 1972'de Kuzey İrlanda'da yönetime el koydu. Birleşik Krallık egemenliği altındaki Kuzey İrlanda'nın, İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmesi gerektiğini savunan IRA (İrlanda Cumhuriyet Ordusu) ile Protestan örgütleri ve İngiliz ordusu arasındaki silahlı çatışmalar 1998'e kadar devam etti. 1998'de imzalanan 'Good Friday Agreement' anlaşmasıyla sorun Kuzey İrlanda Birleşik Krallık'tan kopmadan siyasi çözümle sonlandırıldı. Tarafların silah bırakmalarını, ortak ve özerk bir yönetimin kurulmasını içeren süreç, 2007'de Kuzey İrlanda Parlamentosu'nun toplanmasıyla tamamlandı. 1996 yılında barışa katkılarından dolayı İngiliz Parlamentosu'nda Lordlar Kamarası üyeliğine getirilen John Alderdice, Good Friday Anlaşması sonrası kurulan Kuzey İrlanda Parlamentosu'nun da ilk sözcüsü oldu ve bu görevini 2004 yılına dek sürdürdü.
 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Alman ekonomi bakanının hiçbir mesnede dayanmadan, dolaylı mesajlarla ülkemi

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Almanya kendine çekidüzen versin

Haşlanmış yumurtanın suyunu sakın dökmeyin!

Harun Kolçak son yolculuğuna uğurlandı

Bodrum’da tüm hekimler göreve çağrıldı

En Çok Okunanlar