İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3.7978
  • 4.6376
  • 162.77
  • 114.207
SON DAKİKA HABERLERİ
Tümü
Reklamı Kapat

'Kılı kırk yararak çalışıyoruz'

AK Parti 2019 seçimlerine hızla hazırlanmaya başlarken, gözler teşkilatlardaki değişikliklerde. Metal yorgunluğun karşılığı ne? AK Parti neyi hedefliyor? Referandum sonuçları değişikliklerde bir kriter mi? AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Teşkilat Başkanı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Ataş AKŞAM Gazetesi’nden Pınar Işık Ardor’a anlattı. Ataş “kılı kırk yararak çalışıyoruz” vurgusu yaptı.

PINAR IŞIK ARDOR

“Metal Yorgunluk” söylemini sizinle biraz açmak isterim.  Partinizde ki köklü değişiklik adımlarını özellikle 15 Temmuz’la alakalı mı okuyalım yoksa siyaseten olması gereken bir adım mı? Yitirilen dava ruhu mu var?

“Kendi şahsi ikballeri için siyaset yapanlar, metal yorgunluğu üzerlerinde hissederler”

Sn. Cumhurbaşkanımız günde 17-18 saat çalışan, her şeyin üzerinde ciddiyetle duran, teşkilatçılık noktasında çok ciddi deneyimleri ve disiplini olan, sokağı çok iyi okuyan bir liderdir. Hal böyle olunca kadrosunda siyaset yapan insanların da ona ayak uydurmasını bekliyor. Metal yorgunluk teşkilatlar içerisinde ayak uyduramayan kişileri tanımlayan bir ifadedir. AK Parti kadrolarında görev yapan herkesin birinci önceliği millet ve vatan esaslı olması gerekir. Kendi şahsi çıkarı, menfaati veya bir siyasi makam için siyaset yapanları her zaman Sn. Cumhurbaşkanımız ikinci planda değerlendirmiştir. Kendi şahsi ikballeri için siyaset yapanlar o metal yorgunluğu üzerlerinde hissederler.

“2019’da gelecek 100 yılımız şekillenecek”

AK Parti 2001’de kurulmuş ve 15 yıldır iktidarda olan, 3 yılda bir teşkilatlarıyla kongrelerini yapan bir siyasi yapıdır. Her kongrede mutlaka kadro değişimleri yapılır. Ama 6. Olağan kongre sürecimize kadar ki süreçte bunlar çok dillendirilmedi. Neden? Özellikle 2014’ten sonra Türkiye’de çok hareketli bir yapı oldu. 7 Haziran-1 Kasım seçimleri, 15 Temmuz hain darbe girişimi ve hükümet sistemi değişikliği halk oylaması... 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’yi işgal girişimiydi. AK Parti’nin 15 yıldır iktidarda olmasını hazmedemeyen birtakım çevreler, demokratik yöntemlerle AK Parti’yi bitiremeyince devreye girdi. AK Parti kurulduğundan bugüne kadar yaşanan referandum, yerel seçim, genel seçim, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tek başına iktidar oldu. Yerel yönetimlerde de çok ciddi başarılar elde etti. Bunları hazmedemeyen çevreler AK Parti’nin önünü kesmek için nasıl bir yönteme başvurabiliriz dediler. 2007’de bir e-muhtıra verildi, 2008’de AK Parti kapatılmaya çalışıldı, Gezi Olayları tezgâhlandı, 17/25 Aralık olaylarıyla hükümeti yıkma girişimleri yapıldı sonuç alınamadı. Daha sonrasında MİT TIR’ları operasyonlarıyla ilgili gelişmeler oldu buradan da sonuç alınamadı. Ve en son 15 Temmuz darbe girişimiyle Türkiye’nin önü kesilmeye çalışıldı. Dolayısıyla 2019 yılında yapılacak bu seçimler Türkiye’nin gelecek 100 yılını şekillendirecek bir dönüm noktasıdır. 2019 Türkiye için ne kadar önemliyse Türkiye’nin karşısında olmaya çalışan dünya ülkeleri için de o kadar önemli. 15 Temmuz darbe girişimde Türkiye’nin önünü kesemeyen çevreler tabi ki boş durmayacaklar 2019’da Tayyip Erdoğan’ın önünü kesebilecek her türlü yola başvuracaklardır.

-Ne yaparlar mesela?

“O oyları kendi almış gibi havaya girdi”

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir çatı aday çıkarılmıştı. 16 Nisan Halk Oylamasında hayır oyları yüzde 49,6, evet oyları yüzde 51,4 çıkmıştı. Sayın Kılıçdaroğlu bu alınan oyları kendisi almış gibi bir havaya girdi. Ve “o oyları ben muhafaza ederek 2019’a gidebilir miyim? ‘in gayretleri var.

-Aday olarak mı bekliyorsunuz?

“Kılıçdaroğlu aday olmaya cesaret edemez”

Ben Kılıçdaroğlu’nu aday olarak beklemiyorum. Kılıçdaroğlu’nun böyle bir cesareti olacağını düşünmüyorum.

-Aklınızda bir isim var mı?

Yok, hayır.

-Sayın Abdullah Gül’ün ismi söyleniyor.

Ben bunların hiçbirisine ihtimal vermiyorum.

-AK Parti’ye yakın ya da AK Parti davasından gelen bir isim beklemiyorsunuz? Öyle mi anlayalım?

Ben beklemiyorum. Sayın Gül’ün böyle bir şeyi kabul edeceğini de düşünmüyorum. Çünkü Sayın Gül AK Parti’nin kurucuları arasında bulunan, yoğun emekleri olan, sonra ki süreçte Başbakanlık yapan, Dışişleri Bakanlığı yapan, sonrasın da ise Cumhurbaşkanı olan bir şahsiyettir.

- Sn. Erdoğan’ın parti genel başkanı olduktan sonra AK Parti üzerinden söylemlerini kamuoyu nezdinde yaptığını görüyoruz. Bu tarza çok alışık değiliz. Söylem farklılıklarının sebebi sizce nedir? Ve istifalarda art arda gelmeye başladı.

Ben teşkilat başkanı olalı yaklaşık 2 yıl oldu. Bu 23 aylık süre içerisinde biz 22 tane il başkanı değiştirdik. Ama bu kamuoyunda hiç dikkat çekmedi. Şimdi niye dikkat çekiyor? Kongre sürecindeyiz. Herkes oraya odaklanmış vaziyette. Kongrede ‘neresi değişecek’ diye bir beklenti var. Sn. Cumhurbaşkanımız bu konuşmayı yapmamış olsa da bu doğal değişiklikler yapılacaktı. AK Parti o hareketliliğini ve dinamizmini sürekli yenileyen ve sürdüren bir siyasi parti olmuştur. Kongre süreçlerinde bunların yaşanması da doğaldır.

İlçe kongreleri başladı. Partinizde büyük hareketlilik var. Biraz bilgi verir misiniz? Temel kriterleriniz ne? Temayül yoklamaları var sanırım.

“Sadece kendi tabanımıza sormuyoruz”

Çok geniş tabanlı bir istişare yapıyoruz. İl, ilçe başkanlarımızın değiştirilip değiştirilmemesi yönünde milletvekillerimizin görüşlerini alıyoruz. Yerelde teşkilatlarımızın görüşlerine başvuruyoruz. AK Parti kadrolarında siyaset yapanlar, partimizin kurulduğu günden bugüne kadar uyguladığımız ilkesel kurallara uyacaklar. Nedir bu kurallarımız? Adaletten sapma olmayacak, dürüstlükten taviz verilmeyecek, ahlaki yönden bir zafiyet olmayacak. Ahlaki yönden derken bunu çok geniş anlamda tanımlıyorum. Bunun altına her şeyi koyabilirsiniz. Ehliyet, emniyet, liyakat ilkeleri çerçevesindeki kadrolarımızın yeni ekiplerin içerisinde yer almasına özen gösteriyoruz.

 

“Kimseyi inancından, kılığından dolayı dışlamıyoruz”

Yöneticimiz; dürüst, ahlaklı, adil ve toplumun her kesimini kucaklayan yapıda insanlar olacak. Yani dar bir kalıbın içerisine sıkışmış, dar bir çerçeve içerisindeki insanları kendi kadrosunun içerisine alan bir yapı istemiyoruz. Türkiye’de 55 milyon seçmen varsa, 55 milyonun tamamını kucaklayan, kuşatan bir anlayışla siyaset yapmayı kendimize ilke edinmiş bir siyasi partiyiz. Hiç kimseyi siyasi görüşünden dolayı inancından ve ırkından dolayı giyim ve kuşamından dolayı dışlamayan bir anlayışla siyaset yapmayı önceliyoruz. İstişare ve tahayyüllerimizi bu yönde yapmaya çalışıyoruz. Sadece kendi tabanımıza sorarak hareket etmiyoruz.

 2019 seçimlerinin çok zorlu geçeceği malum. Artık 50+1 dönemi başladı. Bütün partiler için zorlu seçim olacak. Nasıl hazırlanacaksınız? Referandum sonucunun analizlerini yapıyor musunuz? Büyük şehirler, Güneydoğu bölgesindeki sonuçlar ve genç seçmenler?

“Raporları Sn. Cumhurbaşkanımıza arz ettik”

Referandum sonrası biz Türkiye genelinde çok ciddi değerlendirme toplantıları yaptık. Türkiye’nin her bölgesi farklılıklar arz eder. Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki siyasi anlayış ile Marmara’da ki siyasi anlayış farklılıklar arz edebilir. Bütün bunları dikkate alarak burada Genel Başkan Yardımcılarımızdan oluşan bir ekip kurmak suretiyle Hayati Yazıcı Bey’in başkanlığında sayısı 10’u 15’i bulan değerlendirme toplantıları yaptık. Bunları yaparken akademisyenlerin de görüşlerine başvurduk. O analizleri yaptıktan sonra hazırlanan raporu geçen hafta Sn. Cumhurbaşkanımıza arz ettik. Bu çalışmalar hala devam ediyor.

-Kaybettiğiniz yerler önemli bu bütün partiler için geçerli. Beklenmedik yerlerde oy düşüşü görülmüştü. Bunun için ne yapacaksınız?

İstanbul’da, Ankara’da oylarımızın düştüğü yönünde görsel olarak algı var ama bizim oralarda oylarımız düşmedi. Açıp seçim sonuçlarına bakalım. İstanbul’daki oy düşüşü 0.10 puandır.

-Sayın Erdoğan’ın İstanbul vurgusunu nasıl okudunuz?

İstanbul Türkiye’nin seçmen sayısının 5’te birine hitap eden bir yer. 53 milyon yurtiçi seçmen var. İstanbul’un seçmen sayısı 10 milyon 320 bin civarında yanılmıyorsam. Sn. Cumhurbaşkanımız  ‘İstanbul’da bir kıpırdanma olursa Türkiye’de bir şahlanma olur’ dedi. Bunu teşkilatlara söylüyor. Bugünkü iktidarımızın temeli 1994 Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde atılmıştır. Recep Tayyip Erdoğan’ı tüm dünyanın kamuoyunun tanıdığı süreç, 1994 Belediye Başkanlığı sürecidir. O dönem ki başarılı çalışmalarıdır. Orada da önü kesilmeye çalışıldı. ‘Muhtar olamaz’ diye manşetler atıldı. O gün hangi plan hesap uygulanıyorsa bugün de aynısı uygulanıyor. Değişen bir şey yok. Dolayısıyla İstanbul teşkilatları çok çok önemli. Çünkü İstanbul Türkiye’nin mozaiğidir. Türkiye’nin her ilinden İstanbul’da seçmen vardır. İstanbul’da ki siyasi yapı, Türkiye’nin her ilini etkiler.

-Peki, İstanbul’da teşkilatlarda çok büyük bir değişiklik olacak mı? Nasıl bir çalışma var adaylar için?

Olması gereken yerlerde olacak. Bayburt Türkiye genelinde birinci ilimizdir. Ama Bayburt İl Başkanımız aday olmayacağını açıkladı ve istifa etti. Şimdi, yeni bir arkadaşımıza görev vereceğiz. Temel kriterimiz referandumdaki oy sonuçlarına göre şekillenmiyor. Biz, toplumun her kesimini daha iyi kimle kucaklayabiliriz? Biz parti ve hükümet olarak bugüne kadar milletimizi yanıltmadık. Neyi taahhüt ettiysek fazlasıyla yapmaya çalıştık. Milletimiz bize 15 yıl güvendi ve iktidara getirdi. Bundan sonra da milletimizin bize güvenmesini, güven zedeleyecek bir davranış gördüklerinde de bizi uyarmalarını istiyoruz.

 

“Siyasi ikbal uğruna iftira atmayın”

 Toplumumuzda şöyle bir olay yaşanıyor. Lütfen bundan uzak duralım. Sokakta duydukları duyumlarla hareket ediyorlar. Özellikle de tabanımıza söylüyorum. Sokakta duyduklarını gerçekmiş gibi kabul ederek insanlar hakkında hüküm veriyorlar. Bu doğru değil. Siyasi ikbal uğruna insanların önüne çelme atmak, çamur ve iftira atmak bizim inancımızın reddettiği şeylerdir. Kongre sürecinde yaşanıyor. Bunu Genel Başkan Yardımcısı olarak rica ediyorum. Bizim yeteri kadar ülke dışında düşmanımız var. Kendi içimizde düşmanlığın bize bir faydası yok. Birbirimize kenetlenmemiz lazım.

“Sabaha kadar çalışıyorum”

 Şuna inansınlar kongre sürecinde yeni yönetime gelecek kişileri seçme noktasında kılı kırk yararak çalışıyoruz. Teşkilat birimimizde 50’den fazla arkadaşımızla çalışıyoruz. Herkesi dinlemeye, her mesajı okumaya özen gösteriyoruz. Sabah namazına kadar her gün rapor, mail ve mesajları okuyorum. Bu işin vebali var.

Belediye Başkanlarında değişiklik olacak mı?

“Halkla sorunu olan başkan gidecek”

Partimizin 3 dönem kuralı var. 3. Olağan Büyük Kongremizde 3 dönem yetkisini genel kuruldan aldık, MKYK’ya devrettik. En yetkili organ MKYK’dır. Arzu ettiği kişileri 3 dönemden sonra devam ettirebilme yetkisine sahip. Arzu etmediğini de değiştirebilir. Yerel seçimlerdeki siyasi konjonktür de bunlar masaya yatırılır. Halk ile hizmetler noktasında sıkıntısı olmayanlar devam edebilir, sorunu olanlar değişir. Performans kriterleri şuanda yapılıyor. Seçimlerden önce ne taahhüt edilmiş ne yapılmış ne kadar yerine getirilmiş. Bütçe nasıl yönetilmiş inceleniyor.

-Buradan şu soruya geçeyim. Toplumsal uzlaşma… Türkiye’de görülen siyasi gerginlik halkta aynı etkiyi yapıyor mu sizce? Türkiye’nin kutuplaştığını söyleyen çevreler mevcut. Katılıyor musunuz?

“Irka, dine-inanca dayalı siyaset yapmıyoruz”

Ben öyle düşünmüyorum. Çünkü biz hiçbir zaman ayrıştırıcı bir siyaset anlayışına sahip değiliz. Tam tersine birleştirici bir siyasi anlayıştayız. Bizim kırmızı çizgilerimiz var. Irka, dine-inanca dayalı siyaset yapılmayacak, bölgesel anlayışa göre siyaset yapılmayacak. Biz herkesi inancından, kılık ve kıyafetinden, ırkından dolayı dışlamayı reddeden bir anlayışla siyaset yapıyoruz. Herkesin bir görüşü vardır. Ama bugün böyle düşünüyor diye yarın da böyle düşünmeye devam edecek diye bir kayıt-kural yok. Herkesi kucaklayan ve kazanabilecek bir anlayışla siyaset yapmak zorundayız. Gençleri kazanmak bizim önceliğimizdir. Birileri yıllardan beri kutuplaşmayı yapıyor yeni değil.

-Kim yapıyor?

Uygulamalara bakmak lazım. Biz hizmet noktasında insanlarda bir ayrım gözetiyor muyuz? Bize oy vermeyen yere hizmet götürmeyelim gibi bir anlayışımız var mı? Türkiye’nin her iline eşit şekilde hizmet götürmeye gayret ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın AK Parti kurulduğu günden beri söylediği bir şey var. ‘İstanbul’da yaşayan halkın aldığı hizmetleri Hakkâri’deki almıyorsa bunun sorumlusu biziz.’

-Bir kesim sizin gibi düşünmüyor ‘AK Parti ayrıştırıyor’, ‘İslami yönetim tarzı getirmek istiyor’ iddiasında bulunuyor

“Bizim kimsenin özel hayatıyla ilgili derdimiz yok. Bizim derdimiz ülke”

Bunu yıllardan beridir söylüyorlar. 1994’te de Sn. Cumhurbaşkanımız Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda da o günkü gazeteleri açın. Efendim ‘İETT Otobüsleri haremlik-selamlık olacak’ diye yazdılar. Hangisi gerçekleşti? Bizim kimsenin özel hayatıyla ilgili derdimiz yok. Bizim derdimiz ülke derdi. Bu ülkeye kim bir çivi çaktıysa biz onun elini sıkar yanında oluruz. Bu anlayışla siyaset yapıyoruz. Şimdi de aynı şeyleri söylüyorlar. Biz bugüne kadar kimin kılık ve kıyafetine müdahale etmişiz? Bir tane örnek göstersinler. Bir devlet dairesinde başını örtmeyen bir memura bir zulüm yapılmış mı? Namazını kılmayan birisine dışlayıcı ve ötekileştirici bir muamele yapılmış mı? İçki içen birisine ‘ya sen içki içiyorsun memurluk yapamazsın’ denmiş mi? Böyle bir ayrımı bugüne kadar kim yapmış? CHP zihniyeti yapmış. Ne zaman yapmışlar? 28 Şubat süreci öncesinde inançlarından, kılık ve kıyafetinden dolayı bu ülkede üniversite kapılarında bu insanların nasıl zulüm gördüğünü hep birlikte şahit olduk. İkna odalarına şahit olduk. Bu ayrıştırmayı yapan biz değiliz.

“AK Parti’ye çamur atarak algı oluşturmaya çalışıyorlar”

Demokratik yöntemlerle AK Parti’yi alt edemeyen çevreler demokratik olmayan yöntemlerle, gerek basın yoluyla gerek demokrasi dışı yöntemlerle AK Parti’nin önünü kesmeye çalışıyorlar. Millette böyle bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. AK Partiye çamur atarak milletin AK Parti ile irtibatını kesmeye çalışıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar AK Parti ile milletin irtibatını kimse kesemeyecek ve bunun üstesinden de gelemeyecekler

MHP Lideri “İdam cezasını için getirin, destek verelim” derse AK Parti ne yapar? 2019’dan önce bir referandum olabilir mi?

Türkiye’de her şey çok hızlı gelişebiliyor. Halkın beklentisi de var. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Yasalarla yönetilen bir ülkedir. Çıkartılacak idam konusu Meclis’in işidir. Çıkarılan kanun geriye işler mi bu meseleler hukukun çözeceği bir durumdur. Bütün bunlar TBMM’de tartışılır konuşulur. Parlamento çözebilirse çözer çözemezse halka sorulur. Bunu zaman gösterir.  

Bazı kesimler AK Parti ve MHP’nin, yakınlıklarını, yapılacak ilk genel seçimde bir ‘ittifaka’ dönüştürebilecekleri görüşünde ya da beklentisindeler. Bu siyasi atmosferi nasıl etkiler?

16 Nisan referanduma gitmeden önceki süreçte Sn. Bahçeli’nin arzusu ve talebiyle böyle bir Anayasa değişikliği gündeme geldi. Bahçeli ve MHP’li milletvekillerinin bir kısmıda gerekli desteği verdiler. Sn. Bahçeli millet, vatan, bayrak öncelikleri içerisinde bugüne kadar hep sağduyulu hareket eden bir lider. Bundan sonra ki süreçlerde de ben inanıyorum ki aynı öncelikleri gösterecektir. 2019’da nasıl bir tablo ortaya koyar bunu önümüzdeki süreçte göreceğiz

Sn. Bahçeli Cumhurbaşkanı adayı olabilir mi?

Olabilir. Adaylığın şartları var. Bunları yerine getirirse elbette olabilir.

Meral Akşener’in kuracağı parti siyasi dengeleri değiştirebilir mi yoksa etki alanı dar mı olur?

Benin sözlerimin çok anlamı yok, bunu milletimiz değerlendirecek. 16 Nisan Halk Oylaması süreci, 15 Temmuz hain girişim sürecinde millet kimin nerede durduğunu gördü ve izliyor. Milletimiz bunu en iyi şekilde değerlendirir. 

Genç yetenekler bir günlüğüne Turkcell yönetimine katıldı

Bilim dünyasını şaşırtan limon ve sarımsak mucizesi!

Güvenlik Uzmanı Keleş: Diyarbakır ve İncirlik’teki ABD üsleri kapatılabilir

20 bin ÖSO askeri Afrin için hazır

En Çok Okunanlar