İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,5224
  • 4,1480
  • 145,47
  • 107.202
Reklamı Kapat

Kedim nazardan öldü, karımı göstermem

Time Dergisi’nin, ‘İslam dünyasının en büyük starı’ olarak gösterdiği Sami Yusuf, bu gece İstanbul’da bir konser verecek. Dünyadaki en ünlü İngiliz-Müslüman Sami Yusuf, işini ve kimseye göstermek istemediği eşini aksam.com.tr için Elif Aktuğ’a anlatı…

Sami Yusuf, İstanbul’da bu gece Arenamega’da bir konser verecek. Hayranlarıyla buluşmadan önce bir araya geldik ve Sami Yusuf’a sorduk; “Size Müslüman şarkıcı denmesi bir ayrımcılık değil mi?” Sorularımıza samimiyetle cevap veren ve dünyanın en sevilen şarkıcılarından biri olarak gösterilen Yusuf ile Türkiye gündemini de kurcaladık...

-Müziğinizi hangi kategoriye sokuyorsunuz? Size popçu da diyorlar, rock’çı da.

Hiçbiri önemli değil, ben bir müzisyenim. İşimi de iyi yapmak istiyorum. Ruhani bir tarzım var, bunu biliyorum. Allah’ı çok seviyorum, hangi türü yaptığımın hiç önemi yok gerçekten.

-Sizin en büyük rakibinizi biliyorum!

Kimmiş, ben de öğrenebilir miyim?

EN BÜYÜK RAKİBİ BABASI

-Babanız! Kendisiyle düet yaptığınız bir şarkınız vardı...

Çok haklısınız, babam çok naif ve çekingen bir insandır. Şarkı söylemek için zor ikna etmiştim, bir daha da stüdyoya sokamadım. O benim akıl hocam ve müzik bilgimin, sevgimin sebebidir. Sesi benden de güzel, haklısınız.

-Türk müziğini sever misiniz, etkilendiniz mi hiç? Tasavvuf müziği ne ifade eder sizin için?

Tasavvuf müziği yeni keşfedilmiş gibi bir düşünce var insanlarda ne yazık ki oysa onca yıllık geçmişi olan bir müziktir. Elbette etkilendim ve çok severim. Evimizde ben küçükken Türkçe şarkılar dinlendiğini hatırlarım.

-Takip ettiğiniz Türk sanatçı, şarkıcı var mı?

Hepsini severim, iyi müzik yapan ve güzel şarkı söyleyen herkesi severim.

MÜZİĞİN DİLİ TEK!

-Aşk olsun, bir isim vermediniz. Peki, başka dillerde şarkı söylemeyi neden seviyorsunuz?

İnsanlara kendi dilleriyle seslenmek büyük mutluluk. Esasen müziğin kendi dili var. İyi bir besteyle dilinizi hiç bilmeyen birini etkileyebiliyorsunuz, ne kadar büyüleyici bir durum bu, anlatamam. 

-Dünyaca tanınan bir müzisyen olarak ‘İslami şarkıcı’ olarak lanse ediliyorsunuz, Amerikalı veya Avrupalı sanatçılara ‘Hristiyan şarkıcı’ demiyorlar. Bunun bir ayrımcılık olduğunu düşünüyor musunuz?

Öyle bir soru sordunuz ki, saatlerce konuşmak gerekir. İslam hayatın bir gerçeğidir, komplike bir dindir. 600 yıllık bir fark var arada. Bütün dinler modern hayatla tanışmak ve uyumlu olmak zorunda. Modern olmak da giyim kuşamla değil, hayata nasıl baktığınla alakalıdır, bu modern giyinen birinin de modern olduğu anlamına gelmez. Batılı olmayan ülkelere bakınca, hepimizin bu sürece uyum sağlama çabasında olduğumuzu görüyoruz. Önce bazı gerçekleri kabul etmek lazım. Kabulleniş çok önemli, Atatürk de, şah da, bazı Arap liderler de kabullenmiştir; Batı’nın varlığını ve bazı alanlarda ileride olduklarını. Herhangi birini destekliyorum anlamında değil söylediklerim, bazı gerçekler bunlar. Tepkisellik var öte yandan doğal olarak. Modern hayat Japonya’yı bile farklı bir noktaya getirmiştir, geleneklerinden uzaklaşmıştır Japonlar. Ruslar Ortodoks’tur ama Alman asıllı bir ateist olan Karl Marks’la birlikte komünizmin peşinden koştular. İslami ülkelerse genellikle geçmişini ve elindekileri bırakmak istemeyen, mirasına sahip çıkmak isteyen bir kültüre sahip. Benim fikrim değil, genel durumu söylüyorum.

NURSİ’NİN YOLU DA VAR, BİN LADEN YOLU DA

-Aslında ben bir sanatçı hassasiyetiyle bu değerlendirmeyi yapmanızı çok önemsiyorum...

Teşekkür ederim; İslam’da Nursi’nin yolu da var, radikal ve ekstrem bir şekilde Bin Laden yolu da var. İslam çok fazla tabuya sahip öte yandan. Modern dünyaya bakacak olursak çok da sevdiğim yanları yok. Birçok problemle uğraşmaktalar. Materyalist ve toplumu, insanları harcamaya yönelik bir bakışı vardır. Yine modern dünyada kutsal güce inanmak yoktur, sadece bilimle ilerlemek istiyorlar. Bu da ayrı bir felsefî sohbetin konusudur.

-Benim vaktim çok ama sizin konsere yetişmeniz lazım...

(Gülüyor) Sizinle konuşmak çok zevkli, her zaman... Son olarak şunu ekleyeyim, dünya zor zamanlardan geçiyor. Farklıkları kabullenmek lazım, herkes, hepimiz bir temelden geliyoruz. İlk baştaki sorunuza gelince...

-Evet, az kalsın konuyu unutacaktık...

Bono’ya bakalım örneğin, şarkılarında kendi diniyle alakalı döneler vardır. Son derece dinine bağlı biridir ama kimse ondan “Hristiyan şarkıcı” diye bahsetmez. Bob Dylan da öyle. 

-Şarkı sözlerinde İncil’den ayetler vardır, birçok şarkıcının...

Onlara da demezler. İslam’ın tabuları yüzünden bu şekilde işaret ediyorlar. Önemli değil, bunları düşünmüyor ve bir kompleks sebebi olarak görmüyorum. Batı’dan büyük takdir alıyorum, Doğu’dan olduğu kadar. Müziğe yaptığım katkılardan dolayı Batı üniversitelerinden ödüller alıyorum. 

-Sanatınızla zaten en güzel cevabı veriyorsunuz herkese. Ancak sizi zorladı mı Müslüman olmak veya 11 Eylül’den sonra yaşananlar?

Vallahi bir zorluk yaşamadım. Birlikte çalıştığım müzisyen arkadaşlarımın çoğu Hristiyan’dır, biz işimizi yaparız. İyi sonuçlar elde edersek, dinleyici de mutlu olur. Aile gibiyiz, farklı seslerden insanlar bir arada yaşarsa daha güzel oluyor hayat. Uyum çok önemli. 

KARIMI GÖSTERMEM, NAZAR DEĞER

-Aileden bahsettiniz madem, aileden devam edelim. Başarılı erkeklerin arkasında iyi bir aile hayatı ve iyi bir eş olduğu söylenir... Biraz eşinizden bahsetsenize...

Çok doğru, ailemi de eşimi de çok seviyorum. Çok hassas, nazik bir kadındır, birbirimizi çok seviyoruz. Nazara çok inanırım ve onu kimsenin görmesini istemem. (Gülüyor)

-Eşiniz de İstanbul’da mı?

Evet burada, her zaman yanımdadır. 

-Sosyal medyayla aranız nasıl?

Nazara inanırım dedim ya, bakın ne oldu! Bir kedimiz vardı, şahane bir hayvan. Onun fotoğrafını Facebook’a koydum.

-Tabii, aile fotoğrafları koymadığınıza göre...

Kediyi ekledim, iki gün sonra öldü hayvancığız...

-Yapmayın, hay Allah. 

Facebook’u da sosyal medyayı da sevmiyorum. Ekip arkadaşlarım, aktif ol, bir şeyler yaz dedikleri için koymuştum kedimizin fotoğrafını. Karım çok ağladı. Bu da bana bir dersi oldu. Sevdiğimiz şeyleri korumamız ve kendimize saklamamız lazım. Bütün dünyaya davetiye çıkartmaya lüzum yok. Twetter’ı ekip arkadaşlarım kullanıyor benim için.

-Türkiye’yi uzun zamandır tanıyorsunuz, dışardan bakınca nasıl bir ülke görüyorsunuz?

Bir konuğum burada, politik veya ekonomik anlamda ne yaşanır bilmiyorum. Dışardan bakınca son derece güzel, zengin, ziyaret edilmeye değer bir ülke görüyorum. Şu bir gerçek ki, gelişmiş ülkeler için Türkiye bir tehlike. Daha fazla güçlenmesini istemiyorlar, geri çekmek için ellerinden geleni yapacaklar. Gelişmiş ülke kendi ekonomisini ayakta tutmak için geride kalmış ülkelere ihtiyaç duyar. Türkiye’nin kimseye ihtiyacı yok, Müslüman bir ülke ama coğrafi olarak da güç olarak da çok dikkat çekiyor. Dünyanın en iyi ikinci ekonomisine sahip şu anda. 

-Başbakan’la tanışıyor musunuz? Konserinize davet ettiniz mi?

Henüz tanışmadık ama herkese kapımız açıktır. Gelirse çok memnun olurum. 

-Çok olumlu ve pozitifsiniz; hep böyle misiniz?

Her zaman böyleyim, kendimle barışık bir insanımdır. Bazı şarkıcılar kendileriyle baş başa kalamazlar, benim açımdan bir sorun yok. Sokakta da sahnede de evde de aynı insanım.

-Kendinizi en iyi hissettiğiniz yer sahne mi?

Sahnede ruhani şeyler yaşıyorum, bu anlamda benim için çok özel şarkı söylemek.

-Müziksiz bir hayat olur muydu?

Olurdu belki ama olmasa iyi olurdu... Öyle de oldu çok şükür...

Amerika'da TIR şoförlüğü yapan Adanalı Ayşe Erdoğan, Türk kadınının neler yapabileceğini mesleği ile

ABD'de TIR şoförlüğü yapan Adanalı Ayşe, görenleri hayrete düşürüyor

Haşlanmış yumurtanın suyunu sakın dökmeyin!

Aleyna Tilki: Aşk yok bağ var

Kayıp Amerikan savaş gemisi 72 yıl sonra bulundu