İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,5792
  • 4,0042
  • 145,82
  • 97.533
Reklamı Kapat

İki dilli eğitim gettolaştırır

Satır arası...

Geçen hafta açıklanan demokratikleşme paketi Kürt siyasetince yetersiz bulunurken, milliyetçi kanatta da ciddi tepkilere neden oldu. Demokratikleşme paketini, eksiklerini ve Türk milliyetçilerinin hassasiyetlerini Âkil İnsanlar Heyeti üyelerinden Prof. Vedat Bilgin ile konuştum. Gazi Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Bilgin, 2010 yılında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başdanışmanlığı ile partideki tüm görevlerinden istifa etmişti.

ŞENAY YILDIZ / senay.yildiz@aksam.com.tr

Anadilde eğitimin iki okullu eğitim anlamına geldiğini belirten Prof. Vedat Bilgin: “Hem Türkçe hem Kürtçe okulların olduğu bir sistem kutuplaşma ve kamplaşma yaratır. Türkiye böylece etnik gettolaşmayı değil; demokratikleşmeyi tercih etti.” 

- Akil insanlar arasında yer aldınız. Sizin çalışmalarınız demokratikleşme paketine ne kadar yansımış durumda?

Demokratikleşme paketi doğrudan doğruya çözüm sürecine endeksli bir paket değil; daha büyük bir demokratikleşme projesinin bir parçası. Türkiye demokratikleşme sürecinde uzun bir yürüyüş yapıyor ve bu uzun yürüyüşün önemli aşamaları var. Bunlardan birisi, 27 Mayıs’tan beri devlet yapısına zerk edilmiş militarist rejimin tasfiye edilmesi. İkincisi, vesayet rejiminin kaldırılması. Dolayısıyla paketi doğrudan doğruya çözüm sürecine endekslemek yanlıştır, Türkiye’nin  demokratikleşme sürecinde yeni bir aşama olarak görmek lazım.

- Paketi çözüm süreciyle ilişkilendirmemek lazım diyorsunuz ama kaçınılmaz etkileri olacak. Nasıl etki yapar?

Çözüm süreci öncelikle Türkiye’de terörü bitirme sürecidir. İkincisi, terör yüzünden Güneydoğu Anadolu bölgemizde yaşayan insanlarımızın siyasal sisteme katılmada yaşadıkları sorunların sona erdirilmesi sürecidir. Burada yıllarca Kürtler üzerinde baskı oluşturmuş olan PKK’nın taleplerini esas alarak bir düzenleme yapmak doğru değildir. Türkiye şiddeti ve terör örgütünü tasfiye etmeye dönük bir çözüm süreci uyguladığına göre esas olan siyasal diyalogun güçlenmesi, şiddet sarmalını ve silahı yöntem olarak görenlerin dışlanmasıdır. Demokratikleşmenin çözüm sürecine katkısı budur. Çözüm süreciyle doğrudan bağ kuracağımız olay ise anadilde eğitim problemi.



AKİLLERİN RAPORUNDA DA VAR
- Anadilde eğitime bu pakette yeşil ışık yakılmadığını görüyoruz...


Fakat ortadaki talep ana dillerini yaşatma, özgürce öğrenme ve kullanma talebi değildir; iki okullu sistem talebidir. Biz Âkil İnsanlar olarak 7 bölgede yaptığımız çalışmalarda halkın çoğunluğunun resmî dilin, eğitim dilinin Türkçe olması talebini gördük ve bunu da raporlarımıza yansıttık. Dolayısıyla Sayın Başbakanın buna hassasiyet gösterdiğini düşünüyorum.

- Özel okullarda Kürtçe eğitime izin verilmesi sadece zengin Kürt çocuklarına bu yolu açacak bir formül değil mi peki?

İki dilli, iki okullu eğitim dünyanın ileri demokratik ülkelerinde yoktur. Geleneksel bölünmelerin olduğu anti demokratik ülkelerde vardır sadece. Kanada ise farklı bir örnektir. Çünkü Kanada’da Fransızca ve İngilizce konuşan nüfus bakımından eşit iki topluluk vardır. Türkiye bugün yüzde 90’a yakını Türkçe konuşan, anadili Türkçe olan insanların olduğu bir ülkedir. İki okullu, yani hem Türkçe hem de Kürtçe okulların olduğu bir sistem kutuplaşma ve kamplaşma yaratır. Devlet okullarında seçmeli Kürtçe dersleri bir süre önce zaten konuldu. Devletin ürettiği sistemin dışında Kürtçe eğitim almak isteyenlerin özel okula yönlendirilmesini doğrudur ama devletin resmî dilinin Türkçe olması önemlidir. Türkiye böylece etnik gettolaşmayı değil, demokratikleşmeyi tercih etti.

İNGİLİZCE OKUL SİSTEMİ SÖMÜRGE KAFASIDIR!

- Bugün Türkiye’de İngilizce, Almanca, Fransızca gibi Batı dillerinde neredeyse anaokulundan itibaren eğitim verilebilirken Kürtçeyi zora koşmak biraz tuhaf değil mi?

O uygulama, zaten doğru bir uygulama değildir. Bu ancak sömürge ülkelerde olan bir uygulamadır! Türkiye’deki vesayetçi, bürokratik, militer unsurlar kimin vesayetini yapıyorlar? Kendi kültür dünyalarının. Kendi kültür dünyaları nedir? Batıcılıktır. Bu unsurlar söz konusu bir Batılılaşma projesini halka zorla uygulamak için vesayet rejimini kurmuşlardır. Batıcılık da aşağılık bir sömürge ideolojisidir. Türkiye’de Türk çocuklarına Türk hocalar İngilizce ders anlatıyorlar! Böyle komik bir şey olabilir mi? İngilizce öğrenmek, Fransızca dersleri artırmak başka bir şeydir anadilinin dışında üniversite, kolej okutmak başka bir şeydir. Bu tipik Batıcı, sömürgeci kafasıdır. Türkiye sömürge olsaydı ancak böyle olurdu yani!

BÖLÜNMEYİ DÜŞÜNMEK KÜRTLERE HAKSIZLIK

- Eskiden danışmanlığını yaptığınız MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli demokratikleşme paketi açıklandıktan sonra bölünme ve bağımsız Kürtdistan endişesini dile getirdi. Siz bu endişeyi paylaşıyor musunuz?

Hayır, Türkiye bölünmez. Türkiye’nin bölünme ihtimali sıfırdır. Türkiye’de bölünme endişesi taşıyan milliyetçilerin, ulusalcıların endişelerinin esas nedeni demokrasinin entegre edici bir sistem olduğunu yeterince görememeleri. Bir de tabii, siyaset üretmekte sıkıntı yaşanınca, bölünme endişeleri ve tartışmaları ön plana çıkıyor. Bölünmenin tarihsel olarak, ekonomik gelişmelerle ve demokratik olarak aşıldığı kanaatindeyim. Dolayısıyla bir bölünmeden bahsetmek Türkiye’ye güvenmemek, Türkiye’nin gücünü anlamamak demektir. En başta Türkiye’nin Kürtlerine haksızlık etmek demektir. 
Onlar Türkiye’nin bütünlüğünden yana tavırlarını koymuşlardır. Bundan doğal da bir şey olamaz, ortada bin yıllık sahici 
bir akrabalık var.

DEVLET CEMEVLERİNİ ALEVİLERİN GÖRDÜĞÜ BİÇİMDE KABUL ETSİN

Prof Bilgin “Cemevlerini  Alevi yurttaşlarımız ne görüyorsa devlet onu öyle kabul etmek durumdadır. İbadet yeri görüyorlarsa, ibadet yeri kabul etmeli” diyor.

- Pakette yer almadığı için hayal kırıklına uğradığınız maddeler veya konu başlıkları var mı?

Beklentiler yüksek olursa her zaman hayal kırıklığı mümkün. Ben gerçekçi bakıyorum meseleye. Bu pakette cemevlerinin yer almasını bekliyordum ama çalışmalar bitmediği için pakete alınmadığını anlıyoruz. Cemevlerinin ve Alevi yurttaşlarımızın dinsel kültüre ilişkin resmî ve sivil alanlar içerisinde tartışmasız bir şekilde yer almasını savunuyorum.

- Bundan en anlamalıyım?

Cemevlerini  Alevi yurttaşlarımız ne görüyorsa devlet onu öyle kabul etmek durumdadır. İbadet yeri görüyorlarsa, ibadet yeri kabul etmeli. Alevilik bir Müslümanlık yorumudur. Sünni tarzı olduğu gibi, bir de Alevi tarzı vardır. Toplumdaki farklılıkları yasaklayarak değil; kabul ederek ve modern çağın imkanlarını kullanarak yaşatmak lazım.

 

AFAD ve Kızılay Manisa'ya hem çadır hem gıda yardımı yetirştirdi

İftarda dikkat edilmesi gerekenler

Ereğli'de içi mühimmat dolu sandık kıyıya vurdu!

Çürük dişini karıştırdığı çatal boğazına kaçtı

En Çok Okunanlar