Aksam.com.tr - 23.02.2012, 08:00
Akşam | Yazarlar

Lüfer tarikatının bilim karşıtı müritleri

12 Ocak 2011 Çarşamba 02:30

Çocukluk anılarımın büyük bölümüne ev sahipliği yapan Bebek'teki yalının cadde tarafındaki penceresinden süzülürdü içeriye yanık sesi: 'Hadi ya taze balıııık'... Balıkçı Hüseyin'in bugünkü Lucca'nın karşısındaki kuruyemişçinin önündeki kaldırıma yaydığı leğenlerde envai çeşit balık zıplaşırdı, leğendeki suları yanlarından geçenlerin paçalarına sıçratarak.

Lüfer ailesinin çinekop dahil tüm üyelerini, diğer pek çok balık türü gibi, onun leğenlerinden sofraya uzanan yolda tanımıştım... Görünüşlerinden, pişirilişlerine ve lezzetlerine dek... İleriki yıllarımda ise kayıkhanedeki sandalla işin balıkçılık kısmına merak salmıştım.

Evet doğru, cetvelle lüfer soyunu kurtarmayı uman modern Don Kişotlar'ın da vurguladığı gibi semt kaldırımlarındaki balıkçı leğenlerinde eskisi kadar çeşit balık göremiyoruz artık. Boğaz'da balığa çıkanlar da, kovaları lüfer dolu dönmüyorlar denizden.

Ancak tezgahlarda rastladığımız lüferlerin sayısının azalmasına bakıp balıkların soyu tükeniyor demenin, semt kaldırımlarından çekilmelerine bakıp kaldırım balıkçılarının soyu tükeniyor demekten farkı yok. Tıpkı avlanan lüfer sayısının azalmasının lüferin soyunun tükenmekte olduğunu kanıtlamadığı ve daha da önemlisi lüferin soyu tehlikede olsa bile bunun nedeninin çinekop avı olduğunu gösteremeyeceği gibi.
'Lüferin soyunu kurtarmak için çinekop yemeyelim' gibi naif bir çözüm bulanlara, lüferin soyunun tehlikede olduğunu, tehlikedeyse bunun nedeninin çinekop avı olduğunu gösteren bilimsel araştırma sonuçları var mı diye sordum. 'Varsa kampanyanıza ben de tüm desteğimi vereceğim' dedim.

Bilimsel araştırma sonucu göstermek yerine, 'Kampanyamızı herkes destekliyor; lüferin soyunun tehlikede olmasının nedeninin çinekop avı olduğu yönünde ortak kanı var' gibi bir argümanla çıkıverdiler. Bir zamanlar dünyanın düz olduğuna dair de ortak kanı vardı. Ortak kanı ikiye ayrılır: Bilimsel temeli olanlar ve olmayanlar. Birincisine bilinç, ikincisine inanç denir.

'Seninki kaç santim' diye kampanya yapanlar inançlarını savunmaktan öteye gitmiyorlar maalesef. Niyetlerini desteklememe rağmen yöntemlerine karşı çıkmam bu nedenden. Çünkü lüferin soyu tehlikedeyse, lüfer soyuna yapılacak en büyük kötülük bilimi dışlayıp, inançla yetinmek.

Aşırı ya da bilinçsiz balık avı, balık soylarını tehdit eden etkenlerin başında gelmiyor. Akarsuların nehirlere taşıdığı kimyasal atıklar, şehirlerin yarattığı kirlilik, balık çiftlikleri ve sahillerdeki yapılaşma gibi başka ciddi tehditler de var.

Lüferin soyunu korumak isteyenlerin, lüferin soyunu gerçekten neyin tehdit ettiğinin bilimsel olarak araştırılmasını talep etmesi gerekir. Bu yönde bir bilimsel araştırma olmamasına rağmen lüferin soyunun çinekop avı yüzünden tehlikede olduğuna inanıp bu yönde kampanya yapmak, lüferin soyu başka nedenlerle tehlikedeyse bunların saptanamamasına yol açar ki bu da yanlış hedefle uğraşırken, asıl tehdidi saptayamamaya neden olur.

(Bu önemli konuya devam edeceğim)
Yeni Sosyal Medya  www.twitter.com/yurtsan

 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
BAY METROPOL
Metrobüs uyuma‘kamu’ya sahip çık
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
MİT'e yapılan saldırının asıl nedeni 2014 süreci
MİT'e yapılan saldırının asıl nedeni 2014 süreci
Satır arası...İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nin KCK soruşturması kapsamında MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın da aralarında bulunduğu üst düzey istihbaratçıları şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırması ülkede adeta bir depremi tetikledi. Önce soruşturmayı başlatan savcı Sadrettin Sarıkaya'ya soruşturmadan el çektirildi ve İstanbul emniyetinde adeta tasfiye operasyonları yapıldı, ardından da MİT kanununda değişikliğe gidilerek teşkilat mensuplarına soruşturma açılması için Başbakan Erdoğan'dan izin alınması şartı getirildi. Buzdağının görünmeyen kısmında Fethullah Gülen Hareketi kastedilerek yapılan 'cemaat-AKP çekişmesi' yorumları tüm haftanın en çok tartışılan meselesi oldu. Bu baş döndüren süreci siyasal araştırmalarıyla tanınan Ankara Sosyal Araştırmalar Merkezi (ANAR) Genel Müdürü Dr. İbrahim Uslu ile konuştuk. ANAR AKP'ye her ay düzenli olarak kamuoyu araştırmaları sunan ve toplumsal dinamikleri oldukça iyi analiz eden bir araştırma şirketi. Bu nedenle yarın da Türkiye'de seçmen tercihlerinin nasıl şekillendiği ve AK Parti üzerine konuştuğumuz bölümü yayımlayacağız.