Aleviler artık kendilerini bu Cumhuriyet'in sigortası görmüyor

Satır arası...Alevilerin siyasal sistem içerisindeki sıkıntıları kadar, Aleviliğin kendi içyapısıyla ilgili sorunları da var. Bunlardan biri de öğretinin kültürel ve inanç boyutuyla nesilden nesile geçmesine öncülük eden Alevi dedelerinin konumu. Alevilerin kırsal alandan kentlere göç etmesiyle birlikte giderek eğitim düzeyi yükselen Alevilerin bir kısmı dedeleri yetersiz görmeye başladı. Cem yapabilecekleri mekan bulamamaları da zaman içinde Alevi öğretisinin yeterince aktarılamamasına yol açtı. Bugün bu önemli soruna yakından bakıp, önemli sivil toplum kuruluşlarından Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez'e kulak vereceğiz.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevilerin kendileriyle ilgili söylemlerinin değiştiğini belirterek, 'Cumhuriyet'in bekçisiyiz diyen Aleviler artık bunu söylemiyorlar. Ortada laik bir cumhuriyet yok. Alevileri asimile etmeye çalışan bir devlet var. Biz neyin sigortasıyız ki?' diye soruyor

Şenay YILDIZ/senay.yildiz@aksam.com.tr
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez'in AKŞAM'a yaptığı değerlendirmeler şöyle: 

- Alevi dernekleri hep eleştiriliyor. Size sormak istiyorum: Aleviler için neyin düzelmesini sağladınız bunca yılın sonunda?
Alevi sözcüğü artık yasak değilse, bunu Alevi örgütlenmesiyle sağladık. Aleviler ve cemevleriyle ilgili oluşturulan kamuoyu, zorunlu din dersleriyle ilgili AİHM'den çıkartılan kararlar... Alevi örgütlenmesinin başarısıdır. Türkiye bugün 'Evet bundan önce Alevilere yanlış yaptık' diyebilecek noktaya geldi. Alevilerin kendi hakları ile ilgili söylemleri de değişti. 'Cumhuriyet'in bekçisiyiz' diyen Aleviler, artık bunu söylemiyorlar.

TÜRKİYE LAİK DEĞİL
- Artık Cumhuriyet'in bekçisi olarak görmüyorlar mı kendilerini? Fikir mi değiştirdiler?
'Cumhuriyet'in bekçisiyiz' demek, kuru kuruya geçerli bir şey değil bu. 'Türkiye laiktir laik kalacak' sloganını artık Aleviler söylemiyor. Şimdi diyorlar ki 'Evet, Cumhuriyet önemlidir Ama bu Cumhuriyet bu şekliyle laik değil. Laik demokratik Cumhuriyet bizim için önemlidir'. 

- Aleviler artık laikliğin sigortası değil mi o zaman?
Aleviler geç olsa da bunu gördüler: Hangi laiklikten bahsediyoruz biz? Çocuklarına zorla din dersi veriliyor, Alevi köylerine zorla cami yapılıyor, bütün devlet kurumlarının içerisinde mescitler, camiler var. Aile imamlığı getiriliyor. Bütün hastanelere imam atanıyor, bir sürü imam hatip lisesi ve ilahiyat fakültesi açılıyor. Asimilasyon politikası doğrultusunda gereken her şey yapılıyor. Alevilere zorla 'Sen Sünni'sin' diyen bir devletin neresi laik olabilir? Aleviler neyin sigortası olabilir ki?

EŞİT YURTTAŞLIK
- Aleviler ne istiyor?
Bizim istediğimiz eşit yurttaşlık. Yani Alevi'sini, Sünni'sini Kürt'ünü, Türk'ünü dilinden ve dininden ayırmayan bir cumhuriyet. Eşit yurttaşlık. Alevilerin en önemli sorunu bu. Yani anayasanın mutlak suretle bir eşit yurttaşlık kavramına kavuşması lazım. Bu anayasaya konduğu anda bizim bütün sorunlarımız çözülür. Eşit yurttaşlık içerisinde Diyanet de olmaz, okullarda zorunlu din dersi de, devletin ayırımcılığı da, nefret suçu da olmaz. Eşit yurttaşlık bu nefret dilini kullananlara karşı anayasal bir güvence. 

- Son 20-30 yıla bakınca Aleviler açısından gelişme söz konusu değil mi?
Hayır, değişen bir şey yok. 20 yıl önce de Aleviler zorunlu din derslerine karşıydı, cemevi istiyordu, dergahlarını istiyordu, o zaman da kamuda ciddi bir ayırımcılık vardı.  Nefret suçu ve dili çok yaygındı. Şimdi yine aynısı, değişen bir şey yok. 

- Peki, çalıştaylar süreci bir şeyi değiştirmedi mi?
Evet, Aleviler ile ilgili çalıştaylar yapıldı, hükümetler özel çalışmalar yaptı, siyasi partiler biraz daha olgunlaşmaya başladı. Hatta Alevileri katleden bir siyasi parti kendince itiraflara başladı. Ama bunu yekuna vurduğunuzda bir şey çıkmıyor ortaya. 

- Türkiye'de gözle görülür bir dindarlaşma süreci yaşanıyor, bu süreç Alevi camiada nasıl etki yaratıyor?
Etki tepki meselesi. Gayet normal, Aleviler de dindarlaşıyor. Devletin uygulamaları Alevileri buraya sürüklüyor. 'Cemevleri yok' dediğinden itibaren Aleviler cemevlerine daha sahip çıkmaya başladılar. Zorunlu din derslerinde Sünnilik verilmeye başlanınca Aleviler bu sefer kendi çocuklarına Alevililiği öğretmeye başladılar. Özellikle nefret dilini sürekli kullanmaları Alevileri daha çok Aleviliğe teşvik etmeye başladı. Bunun kendiliğinden karşılığı oluşuyor ve bizler bunu görüyoruz. Türkiye bizi yok eden bir dindarlığa doğru gidiyor.

- Nasıl yani?
Eskiden Alevileri öldürerek, kellelerini keserek Aleviliğe bir saldırı vardı. Şimdi direkt Alevi çocuklarının beyinlerine saldırı var. Bunu Aleviler görüyor. Bir de Diyanet Sünniliği tamamen tekleştirdi, bitirdi. Şimdi sıra Aleviliğe geldi. Alevileri tekleştirmeye çalışıyorlar. Bizim de karşı durduğumuz nokta burası. Alevilik tekleştirilmez.

Dedeler eğitilmeye çalışıyor
Alevilik sözlü kültür ve görenekler üzerine kurulduğu için kırsal yerleşim birimlerinde Aleviler yaşlı, tecrübeli ve saygı duyulan dedelerin anlatıları çerçevesinde kültür ve inanç sistemlerini öğreniyorlardı. Peygamber soyundan geldiklerine inanılan aileler arasından seçilen dedeler Alevi toplumlarının dini önderi, mürşidi ve piri olarak görülürler. Alevilerin ibadet kabul ettiği cemler de dedeler önderliğinde gerçekleştiriliyor. Doktora tezini Alevilik'te dedelik kurumu üzerine yapmış olan Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nden Doç. Dr. Ali Yaman 'Dedeler kentli Alevilerin ihtiyaçlarını karşılayabilir mi?' soruma şöyle yanıt veriyor:
'Dedeler, Cumhuriyet döneminde kentleşmenin ve din hizmetleri/eğitimi alanına hakim mezhepçi devlet politikalarının doğal bir sonucu olarak giderek geleneksel işlevlerinden uzaklaştı ve Alevilerin ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldi. Bugün dedelerin, işlevleri belli cemevlerinde haftada bir düzenlenen cem ibadetleri ile sınırlı sembolik bir hale dönüştü. Geçmişte soya dayalı ocaklar yoluyla süren dedelerin eğitimi, modern yaşamda yetersiz hale geldiğinden ve taliplerin ihtiyaçlarını karşılamadığından -şimdilik- seminerler ve kurslar yoluyla daha eğitimli dedeler yetiştirilmeye çalışılıyor. Gelecekte dinsel alanla sınırlı olması muhtemel. Dedelerin işlevlerinin yeni ihtiyaçlar doğrultusunda nasıl evrileceğinde ise Alevilerin tavrı belirleyici olacak'

Bize en büyük darbeyi sol ideoloji vurdu
Dede Garkın Ocağı dedelerinden Hüseyin Dede Kargınoğlu Aleviliğin kentleşmeyle beraber yaşadığı dönüşüm sürecinde inanç kısmının zayıfladığını ve dedelere daha az saygı gösterildiğini düşünüyor. Hüseyin Dede Kargınoğlu'nun AKŞAM'A açıklamaları şöyle: 

- Dedelerin giderek etkinliğini kaybetmesinin sebebi nedir?
Pir Sultan Abdal der ki 'Her ağacın kurdu özünden olur'. Bizim de kurdumuz kendi içimizde. Aleviliğin bir okulu yok, tabii cemler de kesilince... Alevilik bilgisi olmayan dedeler ortaya çıktı. Eskiden dergahlarda, cemevlerinde, muhabbet ortamlarında herkes birbirinden bir şeyler öğrenirdi. Birçok dede Sünni söyleme yakın şeyler kullanıyor. Bence bunu da bilgisizlikleri ortaya çıkmasın diye yapıyorlar. 

- Nereye varacak bu işin sonu?
Devlet yıllarca Kürt hareketini görmediği gibi Alevileri de görmedi. Başımıza gelenleri herkes biliyor zaten. Şimdi 'ibadethanemiz cemevi' diyoruz, tanımıyorlar. Dergahlar kapalı. Ne olacak bunca baskı! Bu işi kaşımaya çalışanlar da çok. Umarım bu işler yoluna girer.

- Aleviliğin inanç boyutunda bir kayıp yaşandığı belirtiliyor. Nasıl oldu bu dönüşüm size göre?
Nasıl oldu anlatayım: Ben 12 Mart gençliğiyim. 1960-80 arası bizler açısından ölü bir dönem. Biz o dönemde Alevi inancını unuttuk. Çünkü bize inancımızı yaşatmadılar, türkülerimizi yok saydılar... Öyle olunca bir boşluk oluştu zaten. Üzerine bir de o dönem benim de içinde olduğum sol ideoloji gelince hepten inanç kısmı gitti. Birdenbire kendimizi o sol ideolojinin kucağında bulduk. 

- Neden sol ideoloji gelince inanç kısmı gitti?
Sol ideoloji dünyada sömüren ve sömürülen üzerine kurulan bir sistem. Biliyorsunuz sömürülen halk. Alevilikte de bunun adı 'talip'. Peki, sömüren kim? İşte buna da 'dedeler' yanıtını verdik. 'Sömürücü, cahil' bunlar dedik, beğenmedik. Ve 12 Eylül gelip de sağcısıyla solcusuyla içeriye girinceye kadar Aleviliğimizi unuttuk. İçeride baktık ki, Sünnisi Alevisi çok farkımız yok ve tekrar unuttuklarımızı hatırlama sürecimiz başladı. Bu nedenle en büyük darbeyi sol ideolojiden yedi
Alevi inancı. Dedeler taliplerden koptu, öğreti bir sonraki nesile
geçemedi. Siyasal ideolojimiz ile inancımızı birbirine karıştırdık o dönemde. Karıştırdığımız için de ortaya tabelasında Aleviliği kullanan ama Alevilik ile ilgisi olmayan bir grup çıktı. Bugün Alevi sivil toplum grupları bu kategoridedir bence. Aleviliğin asıl olması gerekenlerin hiçbirinden haberi yok!

STK-DEDE ÇATIŞMASI
- Alevi dünyasında inanç önderi kabul edilen dedelerle Alevi sivil toplum örgütleri arasında bir çatışma mı var?
Sivil toplum kuruluşları dediğimiz yapıların hiçbirinde dede yok.  Bir tane Cem Vakfı'nda İzzettin Doğan var, ocakzadedir. Mesela Pir Sultan Dernekleri gibi dernekler... Çoğunun Alevilikle ilgisi yok! Bir defa dedeyi tanımıyor, cem bilmiyor, sol ideolojinin propagandasını yapıyorlar. Karşı değilim ama Alevilikle ilgisi yok.

Yarın: 
- 'Cemevi ibadethanedir' diyen Gazi Üniversitesi'nden Doç. Dr. Gıyasettin Aytaş'ın hem Alevi hem Sünni camiada tartışılacak önerisi ne?
- 'Cemevleri ibadethane olarak tanınsın' diye hukuk mücadelesi veren Alevi Araştırmaları Merkezi Başkanı Ali Yıldırım hangi konuda Diyanet'le aynı görüşte?
- Karacaahmet Sultan Dergahı'ndan bir cem. Uygar Taylan'ın fotoğraflarıyla.
 


MANŞETLER