Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:46
Akşam | Yazarlar

CHP, Ertuğrul Özkök'ün itibarını iade eder mi?

04 Ocak 2011 Salı 02:30

Kavram üretemedikleri için, Özkök ve medyanın tümüne yayılmış arkadaşları, Ufuk Güldemir'in 'Beyaz Türk' nitelemesini alıp yüzde 42'ye nispet ettiler ve buradan bir muhalefet üretmeye çalıştılar. Oysa 'Beyaz Türk,' müstehzi bir ifadeydi ve 'Beyaz Türk' kavramını bilenler onunla dalga geçerken, kavramı hiç işitmemiş olanların 'sonradan görme' algılayışına denk geliyordu bu söyleyiş...

Nihayetinde medya entelektüel bir bunalım yaşıyor. Örneğin Özkök, bir çıkış yolu bulamadığı için; 'popüler olanı entelektüelize etmek, entelektüel olanı popülerize etmek' gibi bir öneri okuduğu zaman onu 'copy-paste' etmekten çekinmiyor.
Doğru fikri kopyalıyor kopyalamasına ama gazetesi kendisinin yönetici olduğu dönemden kalan yapısal bozukluklardan dolayı gereğini yapamıyor.
Halkın önüne 'çağdaşlık simgesi' olarak Yılmaz Özdil'i, 'düşünce adamı' olarak Özdemir İnce'yi koyan bir medyanın da ricat etmemesi mümkün değil.

Sağlaması basit... Sen yirmi yıl, Türkiye'nin en büyük gazetesini yöneteceksin... Sonra iş düşünce serdetmeye, kavram üretmeye gelince, Ufuk Güldemir'in seneler önce ürettiği istihzalı kavrama, anlamını eğip bükerek bir muhalefet bayrağı gibi sarılacaksın... Mümkün mü?

Değil. Ve sanırım, içinde bulundukları durumu son dönemlerinde Oktay Ekşi anlıyor ve fakat mücadele edemiyordu. Enis Berberoğlu'nun da durumunu çok farklı görmüyorum. Hürriyet'in yeni yayın yönetmeninin de halihazırdaki kadrosuyla, medyanın uzun zamandır beceremediği 'düşünce, kavram,  anlam üretme' fonksiyonunu gerçekleştiremeyeceğini bildiğini düşünüyorum.

Özkök döneminde kurumsallaşmış yapısal bozuklukların, Özkök uzantıları ile medyanın genelini, ama en çok eski 'Amiral Gemisi' Hürriyet'i dümen tutmaz bir hale getirdiği artık açık. Tuhaf olan, uzun yıllar kendisini sosyolog/pop sosyolog olarak konumlamış Özkök'ün bunu hala göremiyor olması...

Dolayısıyla, işin kaynağına inmek için, Özkök'ün Paris 2 Üniversitesi'ndeki tezini buldurdum. Başlığı aynen şöyle: 'Television pour tous les Turcs: Etude descriptive de 1968 a 1975. (Türkler için televizyon: 1968'den 1975'e tasviri bir çalışma... Yarısı TRT televizyonun yayın akışından, geri kalanı ise işi hikaye etmekten oluşuyor.) Sosyoloji değil,  Sicence de l'information (Enformasyon) alanında bir çalışma! Ama anahtar kelime 'descriptive', yani 'tasviri' kelimesi... Sosyal bilimlerde terminolojiye hakim olanlar, 'descriptive' çalışmalara hangi gözle bakıldığını iyi bilirler. Konuyu uzatmayıp, baştaki soruya dönmek istiyorum: CHP iktidarı Özkök'ün itibarını iade eder mi? Özkök'ün ve arkadaşlarının bunu umutla beklediklerini düşünüyorum. Ama hiç zannetmiyorum.

Çünkü yeni CHP yönetimi, nasıl Önder Sav ve diğer modellerin partinin tesir alanını daralttığı analizini yapmışsa...

Aynı şekilde, halkın önüne model olarak, halkın gerisinde kalmış yazarların ısrarla konulmasının yarattığı sonuçları da analiz etmişlerdir.  Dolayısıyla, olası bir CHP iktidarı veya güçlü bir CHP muhalefeti;  Özkök ve arkadaşlarına itibarlarını iade edecek türde siyasetin ilgisi dışında bir eğilim göstermeyecek; medyanın doğal akışına ve organik gelişimine uygun olacak bir zemin hazırlamaya çalışacaklardır, diye düşünüyorum.
Ertuğrul Özkök, çok bunalınca, Tayyip Erdoğan'a hayran olduğunu söylüyormuş... Öyle duydum...  Ancak Yeni Şafak yazarı, Salih Tuna'nın tespit ettiği gibi bir durum da var... Ertuğrul Özkök ve 'Beyaz Türk' dostları, CHP'den ne kadar uzak, AK Parti'ye ne kadar yakın olursa, tesirleri o kadar CHP lehine olur.

Gelenekte düşünsel bir sıçrama yapabilen CHP yönetiminin de bu gerçeği görmemiş olması mümkün değil.  Her ne kadar Özkök'ün eşi CHP'ye üye olsa da... CHP liderliğinin Özkök ile veya Beyaz Türk dostlarıyla aynı fotoğrafta görünmesi bile, CHP'nin vaat ettiği bütün yeniliklerin sonu demektir.

 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'