03 Nisan 2005 Pazar       




 

Dina'nın Mutfağı'ndan aşklar, hüzünler ve nefis yemekler çıktı

   
 
Yaşasa, şimdi 79 yaşında zarif, güzel ve 'yorgun' bir kadın olacaktı. Büyük acılar, büyük ayrılıklar yaşamış Sefarad Yahudisi bir ailenin yedi kızından biri... Kırklareli bağlarında geçen ilk gençlik günleri savaşla zedelenmiş, dünyanın dört bir ucuna dağılan kardeşlerinin açtığı yarayı Nesim'e duyduğu aşkla sarmaya çalışmıştı. Adı; Dina Mebahar'dı.

Dina, Trakya Yahudilerinin evlerinin yakıldığı, eşyalarının yağmalandığı 2-3 Temmuz Olayları sırasında, ayakkabılarını bile giymeye fırsat bulamadan nişanlısı Nesim ile birlikte İstanbul'a göç etti. Uzun yıllar, iki kez askere alınan kocasının yolunu gözledi; taş ocaklarından haber bekledi; azınlıklara karşı düzenlenen 6-7 Eylül Olayları'yla kazandığı her şeyi bir kez daha kaybetti.

Ben, Dina'yı ilk kez, onun kızı; benim eski yayın yönetmenim olan Deniz Alphan'ın masasındaki fotoğraflarda gördüm. Deniz hanım o sıralarda annesini anlatan bir kitap yazıyordu. Fotoğrafları da kitapta hangilerini kullanacağına karar vermek için getirmişti. Fotoğraflar sarsıcıydı. Çünkü Dina, o zor yıllarda bile hayata hala gülümseyerek bakıyor, saçlarını hala özenle tarıyor, hala direniyordu (Ben erken Cumhuriyet dönemi kadınlarının hayata karşı olağanüstü bir mukavemet gösterdiğine, acıyı zarif bir hüzne dönüştürmeyi başardıklarına inanmışımdır hep. Dina da onlardan biriydi. Kızının sözleriyle 'muhteşem bir kadın')...

Toplama kamplarına mutfak tesellisi

Yayım macerası biraz uzun sürdü ama 'Dina'nın Mutfağı' bu hafta Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı. Ve bu uzun girizgahtan da anlaşılabileceği gibi Deniz hanım, bu kitapla hem annesi Dina'nın yaşam öyküsünü, hem de Türk Sefarad Yahudilerinin serüvenini armağan etti okura. Üstelik Sefarad Mutfağı'nın çoğu unutulmaya yüz tutmuş yemek tarifleriyle birlikte.

Şimdi, 'Roman dozu bu kadar yüksek bir kitapta yemek tariflerinin ne işi var?' diyeceksiniz ama acele etmeyin. Çünkü Deniz hanımın sözleriyle 'Dina o zorlu yılları yemek yaparak atlattı, acılarını pişirdiği yemeklerle alt etti.' Alman faşizminin savurduğu ailesinin trajedisine; kimi Güney Amerika'ya giden, kimi sahte kimlikle Paris'te yaşayan kız kardeşlerinin yokluğuna, eniştesinin Auschwitz Kampı'nda işkence gördüğü 'bilgi'sine hep dumanı tüten tencerelerle katlandı.

'Dina'nın Mutfağı'nda, bir lezzet sihirbazı olan Deniz Alphan'ın annesinin mutfağından derlediği yemekler var. Ve elbette, Pesah, Noçe de Şabat gibi Türk Sefaradlarına özgü birçok özel güne ilişkin bilgi de... Ve tabii, sebzeler, börekler, dolmalar, balıklar, sakatatlar, tatlılar...

Unutmadan: Ben, uzun yıllar Deniz hanımın 'gazete mutfağında' çalışmış biri olarak, o yemeklerin çoğunun lezzetini belleğime kazıdım. Doğum günlerimiz onun kendi elleriyle pişirdiği keklerin mumlarını üfleyerek geçti hep. Nefsimizle baş edemediğimizde bilgisayarına girip tarif arakladık. Hatta Ispanak Dolması yiyebilmek için iş yavaşlattığımız bile oldu!

Şimdi ise elimizde Dina'nın hüzünlü gülüşünün öyküsü ile Türkiye'nin çokkültürlü lezzetini bize aktaran bir kitap var. Ve ben, Mallerme'nin 'Dünya bir kitaba ulaşmak için var' sözüne gönülden bağlı bir okur-yazar olarak, Sefarad usulü yapılmış peynirli bir Gül Böreği'ni hamuduyla götürmüş kadar mutluyum şimdi.

Mehmet Kenan Kaya


 
 

Diğer GÜNCEL haberler

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir