|
Cem Karaca, türküyü pop-rock'la buluşturan usta bir yorumcuydu. Yıllarca onunla 'Geçmişteki günlerden bir teselli ararsan bak o zaman resmime' dedik. Şimdi 'gözyaşları' sel oldu büyük usta için akıyor
Türk Rock müziğinin gelmiş geçmiş en 'heybetli' sesi Muhtar Cem Karaca, ünlü tiyatrocu çift Ermeni kökenli İrma Felekyan'la (Toto Karaca) Azeri Türkücü Mehmet İbrahim Karaca'nın tek çocuğu. Cem Karaca'nın müzikle buluşması 14 yaşındayken gerçekleşir. Cem Karaca o sıralarda Suadiyeli Nesrin adındaki bir kıza aşık olur. Kızı, Johnny Guitar isimli parçayla etkilemek ister. Fakat Cem Karaca'nın bu şarkısı Nesrin'den çok annesini etkiler. Ve Toto Karaca sayesinde Cem Karaca müziğe başlar.
Apaşlar ile başladı
Robert Kolej'li yıllarında Anadolu'nun müziğinden bihaber olan Karaca, ilk grubu Jaguarlar ve sonra Dinamitler'le Rock'n Roll tarzı çalışmalar yapıyordu. Cem Karaca'nın profesyonel yaşamı 1967 yılında 'Apaşlar Grubu'nun solistliğini üstlenerek başladı. Bu grupla Hürriyet gazetesinin düzenlediği Altın Mikrofon Yarışması'na katıldı. Ve söyledikleri Emrah parçasıyla dereceye girip ilgi çekti-ler. Hatta Cem Karaca ileride doğacak (1976'da) bir tanecik oğluna Emrah ismini koyacaktı. Bu grupla 'Resimdeki Gözyaşları' isimli parçayla büyük başarı elde eden Karaca, Apaşlar'la Almanya'ya gidip, burada Ferdy Klein Orkestrası'nı da yanına alarak parçalar kaydetti. Cem Karaca'nın Apaşlar'la olan beraberliği 1969'un sonlarına kadar sürdü. Grupta gitarist Mehmet Soyarslan ve Cem Karaca arasındaki anlaşmazlıklar had safhaya çıkınca Karaca gruptan ayrıldı.
Karaca Apaşlar Grubu'nun basçısı Seyhan Karabay ile birlikte 'Kardaşlar' grubunu kurdu. İlk 45'likleri Dadaloğlu ile büyük bir başarı elde etti-ler. Fakat 1972 yılında Karaca ve Seyhan Karabay arasındaki tartışmalar yollarını ayırdı. Bu sırada eşi benzeri dünyada bile bulunmayacak bir değiş-tokuş meydana gelir. Cem Karaca, 'Kardaşlar' grubundan ayrılıp Anadolu Pop'un güçlü sesi Cahit Berkay'ın Moğollar'ıyla birleşirken 'Kardaşlar da, 'Moğollar'la anlaşmış Ersen Dinleten'i gruplarına dahil ettiler. Bu grupla 3 adet 45 lik çıkaran Karaca, Moğollar'ın dağılmasıyla kariyerinin en önemli dönemini yaşayacağı Dervişan Grubu'nu kurdu. 'Dervişan' politik-rock yapmanın yanı sıra progressive rock müziğinin Uğur Dikmen ve Oğuz Durukan sayesinde Türkiye ile tanışmasında önemli rol oynadı. Cem Karaca aynı zamanda ilk stüdyo albümünü bu grupla çıkardı: Yoksulluk Kader Olamaz. 'Dervişan'ın dağılmasından sonra 'Edirdahan' isimli grubu kuran Karaca Safinaz adında yine iyi bir albüm çıkardı.
Almanya günleri
Bu albümden sonra Almanya'ya giden Cem Karaca bu ülkede 1987 yılına kadar 'kaçak' hayatı yaşamak zorunda kaldı. Bu dönemdeki çalışmalarında sık sık gurbet acısı gibi temaları işleyen Karaca bu süre içerisindeki en iyi albümünü Almanca olarak çıkardı: Die Kanaken. Yabancı düşmanlığı, gurbetçilerin yaşamı gibi konuları işleyen Karaca bu albümdeki bazı parçaların Türkçe'sini sonraki albümlerinde kaydetti. Bu dönemde Cem Karaca iki kulvarda öne çıktı. Biri pop müziğin alışılmış formlarına bağlı, fakat güzel şarkı sözleriyle desteklenen yorumlar, diğeri ise Anadolu ezgilerinin pop-rock'la buluştuğu farklı bir yorumdu.
YARIN: Turgut Özal, Karaca'yı Türkiye'ye nasıl getirdi.
Tamirci Çırağı'nda Kubrick'ten esinlendim
'Parka', 'Namus Belası', 'Nem Kaldı', 'Kara Yılan', 'Resimdeki Gözyaşları', 'Beni Siz Delirttiniz', 'Töre', 'Şeyh Bedrettin Destanı' ve 'Tamirci Çırağı'. Karaca'nın unutulmaz şarkılarından sadece birkaçı. Cem Karaca, 'Tamirci Çırağı' şarkısının öyküsünü şöyle anlatıyor: 'Yıllar önce Sevgili Uğur Dikmen ile Londra'daydık. Stanley Kubrick'in '2001' adlı bir filmine gitmiştik. Filmden sonra 'Tamirci Çırağını' yazdım. Şimdi ne alakası var 'Tamirci Çırağı' ile bu filmin? Bu muhteşem sanat eseri ile karşı karşıya kalan bir sanatçı kafasındaki eserleri şıp diye müziğe dökebiliyor.'
Müziğiyle yaşatacağız
Cahit Berkay: Sanki bugünü hissetmiş gibi, bayramın birinci günü eşi ilkin ile birlikte babasının mezarını ziyarete gittiğinde, İlkin'e vasiyet etmiş. 'Beni babamın yanına gömün. Alkış istemiyorum, tekbir ile gömün' demiş. Ben ve Cem'in arkadaşları buna saygı duyuyoruz.
Mehmet Soyaslan : Cem ile birlikte, benim de gençliğim gitti. Kendisi 'Çok büyük törenler olmasın, huzur içinde gideyim' demiş.
Kıraç: Manevi babamdı. Hakkında çok şey söylendi. Öldü de kurtuldu. Türkiye, gerçek değerlerle ilgilenmesin, Bayhanlar ile Firdevsler ile ilgilensin.
Yazarlar ve Gazeteciler Vakfı Başkanı Harun Tokat: Cem Karaca'nın iman ve inancı vardı. Bana Umre'ye gitmek istediğini söylemişti. İnanç yönü ile de sağlam biriydi.
İbrahim Sadri: Türkiye çok önemli bir çığlığını kaybetti. Hepimizin başı sağolsun. Yaşarken hakkında çok şey söylenmesine rağmen dimdik ayakta durabildi. Müziğiyle onu yaşatacağız.
Tekbir vasiyeti
Emre ENGİN - Adnan Gül
Türk Pop-Rock-Folk müziğinin en önemli isimlerinden Cem Karaca, 59 yaşında solunum ve kalp yetmezliği nedeniyle Özel Bakırköy Acıbadem Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Karaca'nın eşi İlkim Erkan Karaca tarafından 07.40'ta hastaneye getirildiği ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı belirtildi. Acı haberi alan Karaca'nın oğlu Emrah Karaca hastanede yaptığı açıklamada, 'Ambulans çağrılıyor. Fakat 20 dakika ambulans gelmeyince taksiyle hastaneye kaldırılıyor. Burada 40 dakika müdahale ediliyor ama kurtarılamıyor. Ölümü ani oldu ' dedi.
Alkış istememişti
Eşi İlkin Karaca, üzücü olayı şöyle anlattı: 'Cem Karaca, sabah yedi buçuk gibi evde rahatsızlandı. Evde vefat etmiş ama ben anlamadım. Hep 'Erkin Koray mı önce gidecek? Yoksa ben mi?' deyip dururdu. Önce Cem'i kaybettik, Allah, Erkin'e uzun ömürler versin. Eşim, 'Alkışlarla değil, tekbirlerle gömülmek istediğini' söylerdi. Devlet töreni istemiyordu. 'Cenaze namazının küçük bir camide kılınmasını' istediği için, Seyit Ahmet Deresi Mescidi kılınan ikindi namazının ardından babası Mehmet İbrahim Karaca'nın gömülü olduğu İran Mezarlığı'na defnedeceğiz. ' Müteahhitten kat karşılığı edindiği Bakırköy'deki iki dairede oğlu Emrah Karaca ve eski eşi Feride Balkan ile yan yana yaşayan Karaca, belki de en iyi apartman zilindeki şu dört kelimeyle anlatılabilir: 'Cem Karaca. Sanat yapar'
Cem Amcam...
Cem Amcam, babam gibiydi. Babam Karaca ailesinin yanında 35 sene çalıştı ve aynı evi paylaştık. Doğduğumda rahmetli Toto Karaca, adımı vermiş. Kardeşimin adını da doğduğunda vermişti. Evlendiğim yaşa kadar 24 yıl aynı evde yaşadım. Mutluluğu da acıları da paylaştık. Acılar ise 1980 darbesinin ardından yaşandı. Askeri darbe sırasında Almanya'daydı. Darbeden önce babası 1980 7 Nisan'ında öldü. Türkiye'de kan gövdeyi götürdüğü için gelmemesi için haber geç verildi. Bu nedenle babasının cenazesine dahi gelemedi. Ardından 12 Eylül darbesi ve 8 yıl süren acılar. Bu süre içinde bir gün 14 yaşımdayken Bakırköy'ün resmi bulunan bir kartpostalın arkasına, 'Cem Amca, sen geri dön. Ben senin yerine hapiste yatarım' yazıp gönderdim. Türkiye'ye döndükten sonra bana, 'O karttaki resmi ve arkasındaki yazını okuyunca gözyaşlarımı tutamadım' demişti.
Söylediği 1 Mayıs marşı nedeniyle vatandaşlıktan atılan Cem Amca, beni yetiştiren insandı. Çocukluğumuzda kibrit kutularından oynadığımız kağıt oyununu kulağımdan çekerek yasakladı. Bu nedenle hayatımda hiç bu tür oyunları öğrenmedim. İlkokul birinci sınıfı geçtiğimde söz verdiği ilk bisikletimi de alan oydu. Bana ders çalıştıran, kötü ve iyiyi anlatan Cem Amca'ydı.
Acı haberi alıp hastaneye gittiğimde oğlu Emrah'la karşılaştım. Beraber morga indik. Emrah babasına sarılıp vedalaştı. Sonra da ben. Toprağın bol, ruhun şad olsun.
|