24 Şubat 2003 Pazartesi   Arşiv





























Milano'da Sufizm

Bayhan GÜLERHAN -

Türk öğrenciler ilk kez uluslararası tasarım fuarına çağrıldı...Endüstriyel tasarım alanında Türkiye ilk kez uluslararası bir fuara davet edildi. Türkiye'yi İTÜ'lü beş öğrenci temsil edecek. Dünyanın önemli mobilya organizasyonlarından "Salone Internazionale del Mobile", Milano'da Türk gençlerinin eserlerini sergilemeleri için stand ayırdı. Beş yaratıcı genç, projelerinde "Mevlana ve Sufizm"i temel aldı. Gençlerin bütün masraflarını Koleksiyon Mobilya üstlendi.

Fuarda tasarımlarını sergilemek isteyen 30 İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarım Bölümü öğrencisi, kendi tabirleriyle esaslı bir jüriden geçti. Ali Ekrem Bakova ve Tanju Özelgin gibi ünlü tasarımcıların da bulunduğu 12 kişilik jüri karşısında beş kez ter döken öğrenciler, bu denli büyük bir organizasyonda Türkiye'yi temsil edecekleri için gururlular. Zorlu İTÜ jürisini başarıyla geçen beş genç tasarımcı, projelerini oluştururken "Objenin ruhu, kişinin ondan algıladığı şeyde saklıdır ve Üzülme! Kaybettiğin her şey bir gün başka bir forma dönüşür" felsefesinden yola çıkmış. Mevlana'yı ve Sufizmi projelerinin her aşamasında anlamaya çalıştıklarını söyleyen Demet Bilici, Evrim Yalçınkaya, İrem Bektaş, Angelina Zeynep Trupia ve Çağrı Altınboy isimli öğrenciler, dönem bitirme tezi olarak hazırladıkları projelerin bir anda yarışmaya dönüşmesi heyecanlandırmış. Fuar stantında videodan devamlı gösterilmek üzere projelerin yapım aşamasında çekilmiş bir de film var. Filmi aynı bölümden Ali Vatansever çekmiş. Fuar katoloğunu da yine bölüm öğrencileri dizayn ediyor.

Bizde her şey kopya

Mobilya sektöründe önemli şirketler arasında gösterilen Koleksiyon, İTÜ jürisini geçen beş yetenekli tasarımcının gümrük işlemlerinden, çizimlerinin mobilyaya dönüştürülmesine kadar bütün masraflarını karşılıyor. Öğrencilerle Koleksiyon'un bu ortak çalışması, üniversite-endüstri işbirliğine güzel bir örnek oluşturuyor. Koleksiyon Marka ve Ürün Müdürü Koray Malhan, aynı zamanda tasarımcı. İngiltere Ravence Bourne Collage'dan mezun. Değerlendirme toplantılarına katılmayı ve öğrencilere oy vermeyi ihmal etmemiş. Şirketin ortağı da olan Malhan, firmanın sonraki yıllarda da genç tasarımcılara imkan vereceklerini anlatıyor. Türkiye'de yaratıcılıktan kaçıldığından şikayet ediyor. "Bizde her şey kopya. İnsanlar yeni fikirlere, yeni duruşlara güvenmiyor. Denenmiş ve başarılı olmuş projeleri taklit etmeyi daha karlı görüyor. Koleksiyon üniversitelerle ilk kez çalışıyor. Ama bundan sonra işbirliğini artıracağız. Çünkü tasarım ağırlıklı bir yapılanmaya başlıyoruz. Yaratıcı beyinlere, daha önce söylenmemiş düşüncelere ihtiyacımız var." Seçilmiş projeler içinde bir tasarıma da talip olduklarını belirten Malhan, imal etmek istedikleri bu projeyi açıklamaktan biraz çekiniyor.




DEMET BİLİCİ

"Sit down here"

İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarım bölümü üçüncü sınıf öğrencisi Demet Bilici'nin projesi, havaalanı ya da otobüs terminali gibi toplu taşıma durakları için tasarlanmış. İnsanların beklemeleri için bir oturma yeri oluşturan Demet, eserinde sorgulama ve dikkatsizlik kavramları üzerine yoğunlaşmış. Yan yana duran üç adet oturma yerinin üzerinde Türkçe'de "Buraya oturun" anlamına gelen "sit down here" yazıyor. Demet, insanlara dikkatsizliklerini sorgulatıyor. "Bir vatandaş, benim sandalyelerime baktığında ben aptal mıyım, bunların oturmak için yapıldığını zaten biliyorum diye düşünerek, oturacak. Fakat Türkçe'de "aşağı" anlamına gelen "Down"a oturan, bu sandalyenin gerçekten aşağı indiğini fark edince kelimeleri dikkatlice algılamayı kavrayacak. Objeler nasıl algıladığımızla ilgilidir. Benim amacım bunu insanlara gösterebilmek. Sufizm'in özünde de bence nasıl algıladığımız yatıyor."

EVRİM YALÇINKAYA

"Kavuk"

Evrim Yalçınkaya, projesini oluştururken insan-toplum arasındaki çelişkilere kafayı "takmış". Kavuk sembolü onun için tabuyu temsil ediyor. Kavuk imgesiyle Osmanlı sistemine bir eleştirisi olmadığını da ısrarla belirtiyor. "Her birimiz gün içinde sürekli toplumla çatışma haline giriyoruz. Görgü kuralları, kanuni yaptırımlar gibi birçok kural, bize hep ne yapacağımızı söylüyor. Buna rağmen her insan hayatında bir kez bugün okula gitmeyeceğim diyerek bir kırılma noktası yaşamıştır. İşte benim kavuğumu, koltuğa dönüştürüp oturmak bunu temsil ediyor. Başa takılan ağır kavuğun formunu değiştirip rahat oturulan bir hale getiriyorum. Ama bugün okula gitmeyeceğim desek de yarın yine okula gidiyoruz. Benim kavuğumun üzerinden kalkılınca eski haline dönüyor."

ANGELİNA ZEYNEP TRUPİA

"Sofa"

İtalyan asıllı Angelina, yüksek lisans öğrencisi. Sofa'yı yaparken Mevlana'yı dinlemeye ve onu anlamaya çalıştığını söylüyor. Projesinin ne olması gerektiğini bulmaya çalışırken "Üzülme! Kaybettiğin her şey başka bir forma dönüşür" cümlesini içinden sürekli tekrarlamış. "Sofa, insanın yaşamında yer alan en önemli üç kavramı temsil ediyor. Mütevazılık, dönüşüm ve ego. Sofamın yere yakın sol tarafına oturan kişi mütevazılığını gösteriyor. Ayaklarını yukarı doğru uzatarak kendi benliğinde bir değişim yaşıyor. Yüksek tarafa oturduğunda ise egolarına yenik düşüyor. Bu üç aşamaya da bence herkes, hergün girip çıkıyor." Angelina, projesini tasarlarken yuvarlak hatları eserine uygun bulmuş. Sofa'daki yuvarlak hatlar, semazenlerin eteklerindeki köşesizliği temsil ediyor.

ÇAĞRI ALTINBOY

"Clopen"

Üçüncü sınıf öğrencisi Çağrı Altınboy'ın projesinin ismi İngilizce'de kapalı ve açık anlamına gelen "close" ve "open" kelimelerinin birleştirilmesiyle ortaya çıkmış. "Clopen, benim tasarımıma çok uyan bir isim. İki sandalyeden biri, içe ya da dışa doğru döndürüldüğünde diğer sandalye de aynı şekilde hareket ediyor. Altına yerleştirdiğim raylar sayesinde ilk gelen, ikinci gelenin yönünü tayin ediyor. Konuşmak istemez veya yüz yüze gelmek istemezse dışa dönük oturuyor ve böylece yanındakiyle sırt sırta geliyor. Algılamada özgür olan insan, hayatını istediği gibi şekillendiriyor. İster iletişim kuruyor isterse de kurmuyor."

İREM BEKTAŞ

"Spiresca"

İrem, diğer tasarımcılardan farklı olarak aydınlanmayı düşlemiş. Bir lamba yapmaya karar vermiş. Onun lambasının ismi ise tıpkı Çağrı'nın Clopen'inde olduğu gibi İngilizce kelimelerin karıştırılmasından oluşmuş. Ruh ve kaçış anlamına gelen "spirit" ve "escape" kelimelerinden oluşturulan Spiresca, kulun Tanrısına ulaşma hasretini sembolize ediyor. "Özünde zaten mükemmel olan insan, benim bu projede çıkış noktam oldu. Tasavvufa göre insan bir parçası olduğu, mükemmel tanrısına ulaşmak istiyor ama dünyadaki nimetler onun aklını çeliyor. İçindeki tutsaklığı aşıp yükselebilmesi ve aydınlanabilmesi için lambamı raflardan yaptım. Spiresca'mın etrafı kusursuz simetriyi temsil eden kürelerle süslendi. Bu düşüncemde ruhun kaçışını anlatabildiğimi düşünüyorum. En azından bunu başaramasaydım. Milano'ya gidemezdim.




Uluslararası fırsat

Salone Internazionale del Mobile, dünyanın en önemli mobilya tasarım organizasyonu olarak gösteriliyor. İtalya'nın Milano kentinde her yıl 9-14 Nisan'da düzenlenen fuar, genç tasarımcılar için büyük öneme sahip. Fuar kapsamında dünyaca ünlü şirket yetkilileri yaratıcı düşünceleri izliyor ve beğendikleri eserleri, tasarımcıyla anlaşarak satın alıyor. Salone İnternazionale, Türkiye'den gelecek seçilmiş gençlere, yeteneklerini sergilemeleri için bir fırsat sunuyor.

 


Yaşam, Akşam Gazetesi'nin pazar günü ücretsiz ekidir.