• $31,4634
  • €33,8767
  • 2062.22
  • 9193.69
13 Aralık 2023 Çarşamba

Su yoksa hayat da yok

Cumhurbaşkanı Erdoğan iki gün önce Tarım ve Orman Bakanlığınca düzenlenen Devlet Su İşleri (DSİ) 369 Tesis Toplu Açılış Töreni'nde su ile ilgili son derece dikkat çekici bir konuşma yaptı lakin gündem öylesine yoğun ki bu uyarılar bu yoğunlukta boşa gitsin istemedim.

Erdoğan burada yaptığı konuşmada, Türkiye'de gıda güvenliğini garanti altına almanın yolunun su kaynaklarını etkin, verimli ve tasarruflu bir şekilde kullanmaktan geçtiğinin bir kez daha altını çizdi.

James C. Davis, 'İnsanın Hikayesi' isimli eserinde, insanoğlunun tarihin başlarından bu yana yaşam alanının su kaynakları ile irtibatlı olduğunu su havzaları üzerinden çok güzel örnekler ile açıklar.

Anadolu'da da yaşam dünyadan farksız bir şekilde bu su kaynaklarının yanında şekillenmiştir.

Bugün su kaynaklarımızı etkin ve verimli bir şekilde kullanabilmek adına çok değerli çalışmalar yapılsa da ne vatandaş boyutunda ne de mahalli idareler boyutunda istenen düzeyde olmadığımızı bilmemiz gerekiyor.

TATLI SU FAKİRİ BİR ÜLKEYİZ

Dünyadaki tatlı su miktarını anlamak açısından verilen şu örnek son derece önemlidir.

Tüm dünyadaki su miktarı beş litrelik bir kaba konulsa dünya olarak sahip olduğumuz tatlı su kaynağı bu beş litrelik toplam suyun içinden sadece bir çorba kaşığı kadar.

Bir de Türkiye gibi tatlı su kaynakları mahdut bir ülke iseniz, durum daha da vahimdir.

Dünyada küresel çapta kuraklık yaşanırken büyük şehirlerimizin hiçbirisinde susuzluk çekilmiyorsa, bu son 30 sene içerisinde ortaya koyulan büyük gayretlerin bir sonucudur.

Maalesef Türkiye yerel seçimlere pupa yelken ilerlerken şehirlerin atık su dönüştürme oranları, son beş sene içerisinde şehirlere tatlı su kazandırmak maksadıyla belediyelerin yaptığı ya da yapmadığı çalışmalar yerine kısır siyasi çekişmeleri ya da icraat diyerek ortaya koyulan şarlatanlıkları konuşuyoruz.

Bunun elbette bedeli olacak lakin o gün geldiğinde ağustosböceği misali vakit kaybetmiş belediye başkanlarını değil, o anda çektiğimiz ıstırabı konuşuyor olacağız.

TÜRKİYE VE TATLI SU HAVZALARI

Türkiye'nin sahip olduğu 25 tatlı su havzasının yaklaşık 20 adedi tatlı su niteliğini yitirmiş vaziyette ya da yitirmek üzere.

Peki vatandaşlar olarak bu coğrafyada yaşamamızı sağlayan tatlı su havzalarını gözbebeğimiz gibi korumanın ne kadar idrakindeyiz?

Çocukluğumda içinden çıkmadığım Marmara Bölgesi'nin en önemli tatlı su kaynağı olan Susurluk çayı, şimdilerde bırakın içinde bir canlı yaşamasını, kokusundan yanından geçilmez halde.

Diğer tatlı su havzalarının da bundan farklı olmadıklarını bizzat bilen biri olarak soruyorum: Evlatlarımızın gelecekleri kirletilip denizlere akıtılırken, yediğimize, içtiğimize zehir karışırken, olanı biteni vatandaşlar olarak kenardan izlemeye devam mı edeceğiz yoksa bu konularda organize olarak mahalli idarelerin aldığı karar süreçlerine pozitif katkı sunacak bir birlik beraberlik içinde mi olacağız?

Uzmanlar 2030 yılına gelindiğinde kişi başına düşecek tatlı su kaynaklarımızın 1.120 m³ seviyelerine düşeceğini söylemekteler.

Başkent Ankara ve İstanbul'un su ihtiyacını, havzalar arası su transferleri yaparak sağlamak elbette takdire şayan, lakin suyun ve çevrenin değerini bilmediğimiz takdirde bu yatırımlar ile de sorunların çözülmeyeceğini ne zaman anlayacağız?

İstanbul ve Ankara şehrine yeni su kaynakları kazandırmak adına son beş yılda ne yapıldı o şehirleri yönetenlerin ağzından duyanınız var mı?

Ya da büyük şehirlerimizde kaçak ve kayıp su oranları beş yıl önce ne idi şimdi ne oldu?

Varsa yoksa çalgı çengi.

Devam edelim kötü son kapımızı çalana kadar.

<p>Yalova'da erken saatlerde bastıran sis görüş mesafesini düşürdü. Sis nedeniyle araç sürücüleri gö

Yalova'da sis etkili oluyor

Eskişehir'de binanın garajı yandı! 30 kişi dumandan etkilendi

İkinci el otomobil alacaklar dikkat! Bu arabalar 150.000 TL ile 350.000 TL arası…

Pandalar 17 yıl sonra Çin'e gönderildi