• $32,3976
  • €34,5469
  • 2449.06
  • 9761.55
16 Mart 2024 Cumartesi

Devlet aklı neden Bağdat'ta?

Geçtiğimiz gün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın ile beraberlerindeki heyet Irak'a son derece kritik bir ziyaret gerçekleştirdiler.

Ramazan ayından hemen sonra da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Irak'a kapsamlı bir ziyaret gerçekleştireceği biliniyor.

Uzunca bir zamandan bu yana bu köşeyi takip edenler bilirler Irak'a yönelik bu yıl içerisinde gerçekleştirilecek çok kapsamlı bir harekata dair sizlerle bazı hususları paylaşıyorum.

6 Mart 2024 tarihli 'Kabuslar Yaşatacağız' başlıklı yazımda kaleme almıştım, bu vesile ile bir kez daha belirtmek istiyorum, Türkiye'nin Irak'taki terör üslerine yönelik gerçekleştireceği harekât, Irak'ın Türkiye sınırları boyunca uzanan 30 kilometrelik hattı ile sınırlı kalmayacak.

Türkiye'nin harekâtı farklı harekât yöntemleriyle olsa da Süleymaniye'de Bafıl Talabani'den tutun da son zamanlarda PKK'nın yerleştiği Sincar – Musul- Kerkük – Süleymaniye hattındaki şehir ve kasabaları da kapsayacak.

Neden şimdi?

Bu sorunun cevabını üç başlık altında değerlendirebiliriz.

Bunlardan en başta geleni ve birincisi şüphesiz PKK'nın Irak'taki varlığının Türkiye'ye karşı oluşturduğu tehdit. Bu tehdit orada var olduğu sürece birileri her seçimde Türkiye'de masa kurduracak ve bu yumuşak karın üzerinden ülkedeki siyasete de tesir etmeye devam edecektir.

Dışişleri Bakanlığınca yapılan açıklamada 'Taraflar ayrıca, PKK'nın Türkiye ve Irak için güvenlik tehdidi teşkil ettiğinin altını çizmişler ve söz konusu örgütün Irak topraklarında mevcudiyet göstermesinin Irak Anayasası'nı ihlal ettiği anlamına geldiğini kayda geçirmişlerdir' cümleleri bu açıdan son derece kıymetlidir.

Irak ve Suriye merkezli terör tehdidinin bertaraf edilmesi Türkiye'de siyaset mekanizması ve onun aktörlerini de rahatlatacaktır.

Böylece silaha ve şiddete dayanarak siyaset yapmanın mümkün olmaması nedeniyle söz konusu aktörler gerçeklere dayanan demokratik bir siyaset üretme zorunluluğunda kalacaktır.

İkinci unsur ise Türkiye ve Irak arasında var olan güçlü ticari bağların kalkınma yolu projesi başta olmak üzere tarım, enerji, su, sağlık ve ulaştırma alanlarında çok daha büyük bir potansiyel ile güçlenmesi.

Irak terör ve terör örgütlerinden arındırıldığı takdirde bu alanlardaki refahın kısa vadede dahi sonuçları görülebilecektir.

Kuşkusuz başta kalkınma yolu olmak üzere bu projelerin hayata kolaylıkla geçeceğini söylemiyorum zira başta İran olmak üzere bu projelerin hayata geçirilmesine itiraz edecek bölgesel aktörlerin varlığını unutmamak gerekir.

İşte burada üçüncü unsuru ele almak lazım gelir o da ABD sonrası Türkiye'nin Irak vizyonu ile izah edilebilir.

ABD işgallerinin ve DEAŞ saldırılarının Irak'ta avantajlı hale getirdiği yegâne ülke İran.

Türkiye 2005 ila 2010 yılları arasında geçen süreyi Cumhuriyet Mitingleri, 'Ordu Göreve' pankartları ve parti kapatma davaları ile patinaj yaparak geçirirken İran, Irak'ta sürekli olarak güç tahkim etti.

Son zamanlarda sıkça konuşulan ABD'nin Irak ve Suriye'den çıkması projesi hayata geçerse İran'ın Irak'ta çok daha fazla güç tahkim ederek vesayet altında bir Irak oluşturmak isteyeceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.

İşte Türkiye bu üç ana eksen üzerinden Irak ile olan ilişkilerini kazan – kazan çerçevesinde geliştirmek, burada oluşabilecek bir güç boşluğunun Türkiye aleyhine sonuçlar üretmesinin önüne geçmek maksadıyla çok önemli adımlar atıyor.

Bu adımların ne kadar sonuç vereceğini hep birlikte göreceğiz.

<p>Popstar Bayhan yarışmaya katıldığı dönemde büyük ses getirmiş, daha sonra da şarkıcılığı hiç bıra

Bayhan'dan Frank Sinatra yorumu

Dünyada sadece üç tane var biri Türkiye'de! Sırrı çözülemedi

Yüzey yarıkları çoğalıyor! Uzmanlardan obruk uyarısı

Piknikçiler Dicle Nehri kıyısını çöplüğe çevirdi