• $32,8247
  • €35,2364
  • 2452.56
  • 10771.4
18 Mayıs 2024 Cumartesi

Darbenin mayası olur mu?

İlk defa yazmıyorum lakin son defa da olmayacak.

O da şu: Hesap sorulmayan darbeler kendilerinden sonra gelen darbeyi mayalar.

1960 yılında darbeyle seçilmiş hükümeti deviren ahlaksızlara zamanında hesap sorulamadığı için o dönemde darbeye karışmış isimleri daha sonra 12 Mart Muhtırası içinde de görüyoruz.

Örneğin 1960 darbesi sonrası millet Demokrat Parti'nin devamı niteliğindeki partilere yüzde 63 oy verince, darbeci general ve subaylar İstanbul'da toplanıp 21 Ekim Protokolü imzaladılar. Bu protokole göre belirlenen süre içinde talepleri karşılanmazsa Meclis kapanır, seçim iptal olur, partiler kapatılır diye darbe tehditleri savurdular.

Aynı şekilde 12 Mart muhtırasını vererek Süleyman Demirel hükümetini istifaya zorlayanlar aradan geçen dokuz yıl sonra geldiler 12 Eylül 1980 darbesini yaptılar.

Sonra ne oldu?

Yıllarca 12 Eylül darbecilerine de kimse hesap soramadı.

Soramadı, çünkü başarıya ulaşan darbeler, darbecileri derhal koruma altına alacak fanusu da inşa ettiler.

Devam...

12 Eylül darbesi esnasında görevli olan subaylar 17 sene sonra 28 Şubat post-modern darbesini hayata geçirdiler. Sincan sokaklarında tank yürütüp ahlaksızca demokrasiye balans ayarı verdik dediler.

Kendilerinden hesap sorulmayacağından o kadar emindiler ki 28 Şubat döneminin Genelkurmay Genel Sekreterliği makamında oturan Erol Özkasnak, Hulki Cevizoğlu'nun programına bağlanıp zerre sıkılmadan 'Bu sürece bir isim takmışlar, bunu kim koyduysa gerçekten bir zekâ ürünü. Post modern darbe demişler. Aslında post modern darbe buna en iyi yakıştırılan isim.'

Cumhurbaşkanı Erdoğan işte bu süreçte yer alan bazı isimlerin salıverilmesine dair bir kararnameyi dün yayınladı.

Buna göre Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyeti'ni cebren ıskat veya vazife görmekten menetmek suçundan hüküm giymiş bazı isimler, sürekli hastalık ve kocamışlık gibi sebeplerden dolayı Anayasa'nın 104'üncü maddesine dayanarak serbest bırakıldı.

Buna rağmen mezkûr darbecileri perdelemek için ekranda ve köşelerinde hançerelerini yırtan bazı tekaüt isimler, hâlâ darbeleri ve darbecileri sadece FETÖ'den ibaretmiş gibi gösterme madrabazlığı peşindeler.

Yukarıda dile getirdim, zerre utanmadan post modern darbe kelimesini televizyon ekranlarında kutsayanları bize demokrasi kahramanı diye yutturma telaşında olduğunuzu bu millet görmüyor mu?

Oysa figüranlar değişse de Türkiye'nin askeri darbeler ile hemhal olmuş bir tarihi var.

Ülkenin 1950 yılından itibaren darbesiz, muhtırasız ve kesintisiz bir demokratik serüveni yok. Türkiye 28 Şubat sürecinden bu yana tarihinde ilk kez kesintisiz bir demokratik sürece şahit oluyor ve bu husus Türkiye'de gündem dahi olmuyor.

Zihinsel dönüşüm

Ben hâlâ Türkiye'de darbeci zihniyetin bir dönüşüm geçirdiğine inanmıyorum.

İnanmıyorum çünkü 'Demokratik sivil asker ilişkileri ve silahlı gücün demokratik kontrolüne dair' müfredatın ne kadar zayıf ve cılız olduğunu bizzat biliyorum.

1950'li yıllardan kalma Samuel Huntington'a ait birtakım basma kalıp cümleler bazı akademisyen ve tekaüt zabitler tarafından 'bakın ben neler biliyorum' edasıyla keçeye dönmüş sakız gibi çiğnenmeye devam edilse de Soğuk Savaş sonrası dünyada 'Demokratik sivil asker ilişkileri ve silahlı gücün demokratik kontrolü' konusundaki akademik literatür de uygulamalar da çok farklı boyutlara ulaştı.

Umarım demokrasi derdi olan bir yetkilimiz bu alana çok geç olmadan el atar da zihni dönüşümün sağlanmasına katkı sunmuş olur.

Yoksa mı?

Yoksa işimiz çok zor.

<p>Yeni sezonu başlayan MasterChef Türkiye ile ekranda yer almaya devam eden Danilo Zanna; İstanbul'

Danilo Zanna: 'Danilo Kebabı'nı mutlaka deneyin'

A Milli Takım kampında Vincenzo Montella ile Arda Güler arasında ilginç anlar!

BİM'de bu salı neler var? BİM 25 Haziran 2024 aktüel ürünler kataloğu

Turistlerin gözdesi... Bergama Akropolü'nün kuşları