• $7,391
  • €8,9505
  • 436.696
  • 1454.29
04 Aralık 2011 Pazar

Balık çorbası senfonisi

Yurtsan Atakan
Yurtsan Atakan
YAZARIN SAYFASI

San Francisco'nun meşhur Cioppino çorbasıyla İstanbul'da karşılaşacağımı söyleyene, aklını kaçırmış gözüyle bakabilirdim. Kuzguncuk'taki Kosinitza restoranın çorba mönüsünde adını görünce bir an için rüyada mıyım diye düşünmeden edemedim.
Çorba mönüsü dedim, yanlış okumadınız. Kosinitza'da normal yemek mönüsü ve şarap mönüsüne ek olarak bir de çorba mönüsü veriliyor misafirlere. Özenle hazırlanmış, çorbaların fotoğrafları ve tanıtım paragraflarıyla süslenmiş mönüde çorba fiyatları 70 ile 90 TL arasında değişiyor. Ama bu fiyata çorba mı olur demeden önce durun bir dakika. Bir kere bu fiyatlar iki kişilik porsiyonlar için geçerli.
İkincisi daha önemlisi ise bu çorbaların yemekten önce iştah açıcı olarak içtiğimiz bildiğimiz çorbalardan olmaması. Tersine mönüdeki altı çeşit çorbanın her biri kendi başına bir ana yemek, kendi başına bir ziyafet. Yani Kosinitza'ya gidecek olursanız iki kişi tek bir çorba içip adam başı 35-50 TL'ye, mükemmel bir ziyafet çekerek çıkabilirsiniz.
Yemek pişirmekle ilgisi kılı kırk yaran meraklılıktan ibaret İbrahim Özyürük'ün 4 yıl önce açtığı restoran adını Kuzguncuk'un eski adından alıyor.
Klasik İtalyan tratoryalarına benzer bir havası olan restoranı ancak beşinci yılına girdikten sonra keşfetmiş olmama hayıflandım.
Daha kapıdan girerken, kapının dışında telefonla konuşan kişinin verdiği hisle içim ısındı. Bu öyle bir histi ki, bir yandan bu kişinin restoranın sahibi olduğunu fısıldıyor diğer yandan sıcak bir mekanın kapısından girmekte olduğumun tüyosunu veriyordu. İçeri adım atar atmaz karşılaştığım atmosfer de ilk hissimi doğruluyordu.
Avrupa'daki küçük restoranların ortak özelliği, müşterilerine kendi evlerinden bile sıcak bir ortamda olduklarını hissettiren bir atmosfere sahip olmalarıdır. Soğuk kış günlerinde kapının dışına kadar taşan bu sıcaklık yoldan geçenleri içeri davet eder, kapıdan girdikleri anda ise samimiyetle kucaklar.
Kosinitza toplam altı masanın olduğu küçük bir restoran. Ortada bir masanın daha rahatlıkla sığdırılabileceği alana yuvarlak bir meze sergisi yerleştirilmiş. Üzerinde o güne özel hazırlanmış on kadar meze yatıyor. Mezelerin hepsi başka hiçbir restoranda bulamayacağınız özel yemekler. Her biri İbrahim Bey'in beyninden çıkmış birer sanat eseri.
Çorba içecekseniz -ki hararetle içmenizi tavsiye ederim- bu sanat eserlerine bakmakla yetinin derim. Ya da iştahınıza çok güveniyorsanız gözünüze kestirdiğiniz birini isteyin.
Çorbaların hepsi sipariş üzerine taze taze hazırlandığından beklemek zorunda kalacaksınız. Restorana girdiğiniz andan itibaren buram buram ciğerlerinize işlemeye başlayan nefis kokuların da etkisiyle kabaran iştahınızın bu bekleyişe katlanabilmesi için de iyi olacaktır bu seçim. Yanına bir kadeh de şarap aldınız mı, çorba pişip gelene kadar keyifle beklemeye hazırsınız demektir.
Biz o akşam Gusto Dergisi'ne yazacağımız yazı için gurme yazar Ahmet Örs ve Gusto Dergisi Editörü Mürsel Sezen'le gitmiştik. Ahmet Örs daha önce denediği klasik Marsilya çorbası Bouillabaisse'i içmemizde ısrar ettiği için Cioppino'yu tadamadım ama içtiğimiz Bouillabaisse'in aklımdan çıkmayacak lezzeti, gelecek ziyaretlerimin teminatı gibiydi.
Öğlen, akşam her gün açık Kosinitza'nın çorbalarını mutlaka denemenizi tavsiye ederim. Bugün pazar örneğin, öğlen yemeğinde kendinize neden bir ziyafet çekmeyesiniz?
Yeni Sosyal Medya twitter.com/yurtsan -  friendfeed.com/yurtsan - neonebu.com

<h3>Başkan Erdoğan’dan CHP’ye erken seçim yanıtı</h3><p>“2023’E KADAR BEK

27 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Tırnağınıza diş macunu sürüp bekleyin! Faydalarını öğrenince şaşıracaksınız

Çamlıca tepesi ve çevresinde muhteşem kar manzarası