• $9,632
  • €11,1814
  • 558.044
  • 1492.93
13 Ağustos 2015 Perşembe

Yanlış koalisyon hesapları

Bugün en çok konuşulan konu AK Parti’nin kiminle hangi partiyle koalisyon yapacağıdır. Seçim sonuçlarının ortaya koyduğu tablonun böyle bir tartışmayı ve elbette ki merakı uyarmasından daha normal bir şey olamaz, fakat kiminle koalisyon yapılırsa yapılsın muhtemel bir koalisyon üzerinden yanlış hesaplar peşinde olanların göz ardı edilmemesi lazımdır.

Kimler ne hesabı yapmaktadır? Bu önemli bir sorudur. Daha önce cevaplandırılması gereken, hem ahlaksız hem de ortaya atanların bir akıl tutunması yaşadıklarını gösteren bazı iddiaların üzerinde kısaca durmak gerekir. Bunlardan biri, barışa saldırının terör yapılanması üzerinden geldiğini örtbas etme gayretkeşliği ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı yapılan saldırılardır. "Barışı inşa etmek için bütün dünyanın gözleri önünde risk alan bir siyasetçiye karşı bu saldırıların amacı sadece Kandil'e 'silahları bırakmayın, savaşın' diye akıl verenlerin dökülen kanlar karşısında duyduğu suçluluk kompleksi olabilir mi? Bu tavır onların tarih önündeki aşağılık konumlarını değiştirmeye yetmeyecektir." Terörün döktüğü kanda onların parmak izi bulunmaktadır.

Yanlış hesap nereden döner?

AK Parti’ye ve Başbakan Davutoğlu'na dönük 'seçim hesabı içindeler, bunun için terörle mücadele ediliyor' türünden alçakça yalan söyleyip saldıranlar ise, devletin yurttaşlarına sunması gereken en temel görevi olan yaşama hakkını koruma ve kamu özgürlüklerini kullanma hakkını ortadan kaldıran, bölgede paralel bir yönetim, BAAS'çı bir baskı rejimi kurmaya çalışanlara karşı sessiz kalınmasını, 'devrimci halk savaşı' başlattığını ilan eden örgütün bu yöndeki saldırılarına devletin teslim olmasını isteyenlerdir.
Bu tablo içinde koalisyon arayışları sürerken yapılan hesaplara ve hesap yapanlara bakalım. Bunlardan birincisi, öyle bir koalisyon kurulsun ki Türkiye'nin geride bıraktığı ve bunu yapmak için on yılı aşan bir süre amansız mücadele ederek aştığı engeller yok sayılsın, bunun neticesinde elde edilen kazanımlardan vazgeçilsin. Bu hesabı yapanlar, Türkiye değiştirmesin diye yıllarını veren anti-demokratik siyasal düzen içinde konumlanmış kurumlar ve unsurlardır.
Türkiye'nin demokratikleşme mücadelesinin yarım yüzyılı aşan tarihinde, son on yılın nasıl önemli bir yeri olduğunu hatırlatmaya gerek var mıdır? Erken Cumhuriyet döneminde rejimin bürokratize olmasının, arkasından askeri darbelerle militarist bir yapıya dönüşmesinin, giderek devlet içinde adeta bir kast haline gelmiş olan 'laikratik-militer-Batıcı' bir zümrenin seçimlere rağmen tahakkümünü temsil eden bu anti-demokratik yapıyı yeniden restore etme hayalleri kuranlar, kurulabilecek bir koalisyon içinde bu yapının yeniden diriltilmesini arzulamaktadırlar.

Geriye dönme arzusu

Bir diğer önemli mesele, üzerine hesap yapılan ikinci bir husus ise, Türkiye'nin dünyadaki yeriyle ilgilidir. "İmparatorluk Batı Sistemi tarafından tasfiye edilirken, 20. yüzyılın başında coğrafyamız şekillenirken Türkiye'ye biçilen yer Sykes-Picot, politik konum ise Lozan’da tayin edilmiştir. Türkiye demokratikleşme sürecinde, devlet halka doğru gittikçe sadece iç iktidar odaklarını değiştirmekle, içerdeki sermaye-devlet-militer ideoloji arasındaki ittifakı tasfiye etmekle kalmamış, bu yapı üzerinde kurulan Batı Sistemi ile arasındaki vesayet ilişkisini de dağıtmaya girişmiştir."
Bilhassa Türk toplumunun geçirdiği yapısal değişim karşısında, bugün eski güçlerini belli bir ölçüde, nispi olarak kaybetmiş bulunan, devletçi-kapitalist unsurlar, resmi aydınlar, egemen medya, militer-bürokratik Batıcı gruplar, Türkiye'yi dünyadaki eski ilişki biçimine geri götürme hesabı içindedirler. Burada iki soru vardır: Soru bir, bu mümkün müdür? Soru iki, AK Parti bunu yapar mı?

<p>Yeşilçam'ın usta ismi Hülya Koçyiğit, 1963 yılında henüz 16 yaşındayken Susuz Yaz adlı filmle bey

Hülya Koçyiğit bilinmeyenlerini anlattı

Yer siyah gök beyaz! İşte Beşiktaş'ın Galatasaray galibiyetinden en özel kareler

Düzce'nin 1830 rakımlı Kardüz Yaylası'na kar yağdı

Az bilinen tarihi fotoğraflar ve hikayeleri