• $ 7,9393
  • € 9,3983
  • 486.026
  • 1198.32
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Neden geç kaldık?

Elbette otomobil üretiminden bahsediyorum; bu endüstrinin gelişmeye başlaması yüz yılı aşkın bir zamanı kapsamaktadır fakat Türkler sektöre şimdi giriyorlar. Bu sorun üzerinde düşünmek önemlidir. Çünkü otomotiv endüstrisi sadece bir araç üretmekle sınırlı değildir; aynı zamanda bir teknoloji ve sanayinin gelişmesinin kapılarını açacak bir olaydır. ‘Dünyayı değiştiren makine’ diye tanımlanan otomobilden uzak kalmak, bir çağa uzak kalmak demektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan halklı bir gururla ilk prototip yerli otomobili tanıtırken, bunu nasıl küçümserim hesabı yapmak isteyenleri, yüzyıllık aşağılık duygusundan sıyrılamayanları bir tarafa koyup meseleyi anlamaya çalışmak lazımdır. Otomotiv sektöründe 1960’larda ekonomik bakımdan Türkiye’den geri ya da benzeri bir noktada bulunan ülkelerin, bugün nasıl olup da sektörde küresel marka sahibi haline geldiklerini sorgulamadan, neden geç kalındığını anlamak kolay değildir.

YERLİ ÜRETİM NEDİR?

Kalkınma meselesinin esasında sanayileşme vardır; sanayileşme ise bir ya da birkaç sektörde sürükleyici endüstrilerin kurulmasıyla ilerlemenin yolunu açarak, üretimin belli sektörlerden halka halka genişleyerek ekonominin dönüşümünü sağlayacak bir süreçtir.

Geç sanayileşen ülkelerin takip ettikleri ‘ithal ikamesi modeli’ milli bir stratejiye dayanmıyorsa bunu başarması zordur; sıkça eleştirdiğim gibi Türkiye’nin ithal ikamesi uygulamaları, ithalatı ikame edecek sanayilerin kurulması yerine ‘ithalat bağımlılığını’ artıran bir anlayışta şekillenmiştir. Bunda Batı sistemine bağımlı politik/ekonomik yapıların rolünün bulunduğunu, Dünya Bankası, IMF, GAATT, daha sonraları AB’nin etkisinin belirleyici olduğunu görmek lazımdır.

Durum açıktır; önceliklerini bir ekonomik/politik güç haline gelme stratejisine dayandıramayan kalkınma planları, kaçınılmaz bir biçimde Batı siteminin yönlendirmelerine tabi olmuşlardır. Bu sebeple Türkiye 1920’lerin sonunda kurulan uçak fabrikasının kapatılmasının da, 1960’ların başında Eskişehir’de Demiryolları Fabrikası’nda prototipini ürettiği ilk otomobillerin üretime dönük bir biçimde devam ettirilmemesinin de arkasında aynı ilişkiler bulunmaktadır.

BAŞARININ ŞARTLARI

Yine 1960’larda ve 70’lerin başında büyük teşvikler vererek özel sektörün otomotiv sanayinin kurulmasına dönük politikalarının montajdan öteye geçmediği gibi, kendilerine tahsis edilen ‘tekel imtiyazlarının’ nasıl bu sektörün, yerli otomotiv endüstrisine dönüşmesinin önünü kestiğini de görmek lazımdır. ‘Komprador kapitalizm’ sanayinin gelişmesini engellemiştir.

Şu tespitleri yapmak durumundayız: Bir, Türkiye bağımsızlıkçı bir siyasetle Batı vesayetinden çıktıkça, kendi stratejik önceliklerine göre bir kalkınmayı başarmaya muktedir bir ülkedir. İki, birinci otomotiv çağı sanayi buhar gücüne, ikincisi içten yanmalı petrole dayalı endüstrilerdi, onları kaçırdık fakat elektrikli otomotiv çağı önümüzde duruyor ve Türkiye iyi bir başlangıç yapmıştır. Üç, bugün ekonominin üretim gücü, yetişmiş insan kapasitesi ve girişimci yetenekleri, dünyayla rekabet edecek çapta gelişmiştir. Dört, bütün bunlara liderlik edecek bir siyasi irade ortaya çıktığında başarı kaçınılmazdır.

Vedat Bilgin Diğer Yazıları

Üreten ekonomi!

26.12.2019

Ekonomiye bakmak!

16.12.2019

İnsani gelişme

12.12.2019

Trump-Biden çekişmesinde son durum ne?

Trump-Biden çekişmesinde son durum ne?

Gripten ve Kovid-19'dan koruyan besinler

Gripten ve Kovid-19'dan koruyan besinler

Otomobil markalarının amblemlerinin gizli anlamları

Otomobil markalarının amblemlerinin gizli anlamları

Büyükçekmece'de bir eğitim uçağı boş araziye

Büyükçekmece'de bir eğitim uçağı boş araziye düştü.