• $8,2693
  • €10,0522
  • 488.154
  • 1454.99
11 Mayıs 2016 Çarşamba

Müttefikin hal-i pürmelali

Hemen sınırlarımızın öte tarafında tanklarla eğitim yapan, tank birlikleri kurmaya çalışan PKK terör örgütünün Suriye uzantısına kimler eğitim vermektedir dersiniz? Yaklaşık yüz yıldır Batı ittifakının muhtelif kurumları içinde yer alan Türkiye’ye saldıran, terör eylemleri yapan bu örgüte, müttefik olduklarını, stratejik ortaklık yaptığını söyleyenler nasıl olur da destek verirler? Bugün artık bu soruları diplomatik dille cevaplandıranların hiçbir inandırıcılığı kalmamıştır. Türkiye bölgede terör örgütü üzerinden kuşatılarak, Ortadoğu’dan tecrit edilmek istenmektedir. Meselenin tahammül sınırlarını zorlayan bir tarafı olduğu ortadadır. “Türkiye’nin, Batı’nın izin verdiği çerçevenin dışında bu coğrafyayla herhangi bir ilişki kurmasına müsaade edilmek istenmemektedir.”

Aslında Lozan’da Türkiye için öngördükleri budur: Türk ekonomisi daha görüşmeler bitmeden bir taraftan toplanan ‘İzmir İktisat Kongresi’yle’ Batılı yoldan kapitalist dünyanın içinde kalacağını deklare ederken, diğer taraftan hilafeti tasfiye ederek bu coğrafya ile kültürel bağlarının temelini oluşturan İslamiyet’in bu siyasi kurum üzerinden etkisizleştirildiği mesajı verilmiştir. Hilafet, bir iç mesele şeklinde görülmekten öteye bir şeydir ve İslam coğrafyasıyla Türkiye merkezli bir siyaset ilişkisini yansıtan bir kurum olarak görülmektedir.

Bağımlı bir ülke arzusu

20.yüzyıl boyunca Batı’nın üstünlüğüne kimse fazla bir şey söyleyecek durumda değildir. “Batı kapitalizmin bir dünya sistemi haline gelmesiyle birlikte gücünü kabul ettirmiş, önce sömürgecilik siyasetiyle oradan emperyalizme yönelerek bütün dünyayı Batılılaştırmak istemektedir.” Şüphesiz Türkler büyük imparatorluklarını kaybettikten sonra bu sorunu en fazla hisseden halklardan biridirler, üstelik bunu Milli Mücadele’nin başarısına rağmen yaşamak durumunda kalmışlardır.
Yüzyıl sonra bu durum değişmeye başlamıştır. Türkiye Batılı müttefikleriyle aynı savunma mekanizmalarının içinde yer almasına, IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü başta olmak üzere Batı’nın kurumsal ağına dâhil olmasına rağmen, yaklaşık yüz yıl sırtını döndüğü Ortadoğu ve Türk coğrafyasına sadece yüzünü çevirince adeta deprem olmuş gibi ‘artık Türklerin fazla olmaya başladığına’ dair birçok rahatsızlık ifadesi ortalıkta dolaşmaya başlamıştır. ‘Türkiye Neo-Osmanlıcık yapıyor, Türkiye din devleti oluyor veya DAEŞ’e yardım ediyor’ gibi ifadeler bu türden suçlamalardır.
Şunun açıkça görülmesi gerekir ki; bölgede ‘Bahar Devrimleri’yle başlayan süreç, aslında bütün Ortadoğu toplumlarının değişim beklentilerinin patlamaya dönüşmesinin neticesiydi. Bu durumdan Ortadoğu’nun baskıcı düzenleri, BAAS veya diğer otoriter rejimler rahatsız oldukları gibi, Batı da büyük endişe duymaktadır.

Batı’nın eski Türkiye özlemi

Korkuları, mevcut anti-demokratik yönetim yapılarıyla bugüne kadar olduğu gibi belli bir uzlaşma sağlanarak bölgenin kontrolünün sürdürülmesinin ve özellikle ekonomik bağımlılık ilişkileri, sömürü mekanizması devam etmesine rağmen Bahar Devrimlerinin başarılı olması durumunda, bölgede Batı’nın çıkarlarının tehlikeye girmesiyle ilgilidir. Bahar devrimlerinin yarı yolda önünün kesilmesi, Mısır devriminin o çok iyi bilinen askeri darbe yöntemiyle çalınması, Batı’nın ikiyüzlü tavrını bir kere daha açığa çıkarmıştır.
Batı açıkça bu coğrafyada yaşayan toplumların, kendi kaderlerini belirlemesine karşı olduğunu hiç de dolambaçlı olmayan bir şekilde ortaya koymuştur. Bu tavrın, bilhassa Batı’nın demokratikleşme sürecine yönelen ülkeler karşısında gösterdiği askeri darbelerle uzlaşmacı anlayışın, ‘bir değer olarak demokrasiye’ nasıl bakıldığını göstermesi bakımından ilginç neticeler doğurması beklenmez miydi? Türkiye Batı’ya bağımlı, bölgesel iddiası olmayan bir ülke olarak kalmaya ve yüzyılın başında kendisine biçilen statüye razı olmadıkça, bu sorunları yaşamak kaçınılmaz görünmektedir. Batı eski Türkiye ile mutludur, onun değişmesine razı olmak niyetinde değildir.

<p>Avrupa sevdalısı aydınların asıl derdi ne? Neden bir  Avrupalı'dan daha 'Avrupa'cılar'? Avrupa öz

Avrupa'yı bize ışıltılı tablolar gibi çizenler kimler?

Onları görebilmek neredeyse imkansız! İşte kamuflaj ustası savaş gemileri

Çamurlarda serinleyen mandaların görüntüsü Serengeti'yi aratmadı

Dereotunun az bilinen şaşırtıcı faydaları