• $9,2961
  • €10,842
  • 532.518
  • 1432.08
24 Ağustos 2020 Pazartesi

Karadeniz çırpınıyor!

Başkan Erdoğan o tarihi müjdeyi verirken arka planda Fatih araştırma gemisinin üzerindeki ay yıldızlı bayrağın gölgesi Karadeniz’in sularına yansımaktaydı. O nasıl bir müjdeli, mutlu bir andır! Karadeniz çırpınıyordu! Yıllardır Karadeniz türküsünü söyleyenler, Karadeniz’in çırpınışında sembolize edilen Türk dünyasının özgürlük özleminin bitmekte olduğunun heyecanını ilkin Sovyetler’in çöküşüyle yaşamışlardı, şimdi ise yeni bir gelecek heyecanı yaşanmaktadır.

Azerbaycan’ın yiğit oğlu Stalin katilinin şehit ettiği Ahmet Cevat’ın şiirinde dile gelen, bestesini Üzeyir Hacıbeyli’nin yaptığı bu ünlü türkünün yankısı gönlü bu milletin kederiyle, sevinciyle, hüznüyle, ümidiyle dolu olan herkesi duygulandırmaya devam etmektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği bu büyük müjde, bu türkünün yarım kalmadığını, yarım kalmayacağını, Karadeniz’in çırpınmaya devam ettiğini bir kere daha dosta düşmana, bütün dünyaya haykırmaktadır.

TÜRKİYE’NİN DURDUĞU YER DEĞİŞMİŞTİR

Bulunan doğal gazla ilgili konunun uzmanlarının yaptığı değerlendirmeler, açıklanan rezervin çok büyük olduğunu, ama bunun arkasının geleceğini söylemektedirler; daha ilk katmanda ulaşılan yaklaşık 70-100 milyar dolarlık bu rezervi birkaç katına çıkacak yeni müjdelerin gelmesini şaşırtıcı değil beklenen bir olay olarak görmek gerektiğinden söz etmektedirler. Bilim adamları daha ilginç bir beklentiden de bahsetmektedir: Doğalgaz ve petrolün oluşum süreçlerinde jeolojik olarak birbirini besleyen yapısal özelliklerin görüldüğü hatırlatılarak, Sakarya sahasından petrol müjdesinin de gelebileceği ifade edilmektedir.

Önümüzdeki günler hangi yeni müjdelere gebedir bilmiyoruz, şimdi söylenenlerin elbette hepsi tahmin olacaktır; Türkiye’nin bu yöndeki çalışmalarının bu tahminleri gerçekleştirecek yegâne imkân olduğunu, bunun başka yolunun bulunmadığı açıktır. Eğer bu çalışmalar yapılmasaydı; zamanın Enerji Bakanı Berat Bey dün ‘milli enerji politikasını’ devreye sokmasaydı, yerli araştırma gemileri yapılmasaydı, ‘Akdeniz’de ne işimiz var Karadeniz’de ne arıyoruz’ mantığıyla hareket edilseydi, elbette bu sevinci yaşamak asla mümkün olmayacaktı.

KARADENİZ’İN TÜRKÜSÜ

Türkiye’de çok şey değişmiştir fakat yaşadığımız değişimlerin oluşturduğu ivme, bugün daha büyük değişimlerin kapısını çalmaktadır. Önce Türkiye ve Batı ilişkilerinde yaşanan Batı-bağımlı anlayışın kırılması çok önemlidir. Yıllarca ülkenin, aydınlarına yöneticilerine yerleşmiş öz güven eksikliği Batı karşısında basiretsiz bir anlayışı hâkim kılmış, Batılı merkezlerin ülkenin her işine müdahale etmekte zorlanmadığı bir ortamın oluşumuna yol açmıştır ki bugün bu sorun büyük ölçüde aşılmıştır diyebiliriz. Başarı ancak öz güven sorunu yaşamayanların eseri olabilir.

Hiçbir başarı tesadüf değildir. Türkiye birincisi, demokratikleşme sürecinde aldığı mesafeyle; ikincisi devlet içinde örgütlenmiş işbirlikçi/ihanet gruplarını tasfiye ederek devlet ve toplum arasında güven ilişkisi kurmayı sağlayarak; üçüncüsü, siyasal sitemin değişimi ile işleyen bir devlet mekanizmasına sahip olarak ilerlemeye devam etmektedir. Bunun içindir ki artık Türkiye farklı bir yerde durmaktadır.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>İstanbul 'da ki pazarcılar böyle  söylüyor. Sebebi Giresun da bi

Ispanakta avrat otu

10 ülkenin büyükelçileri Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı

İstanbul'da film gibi uyuşturucu operasyonu

Yıllar sonra ortaya çıktı! İşte utandıran aile fotoğrafları