• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
3 Aralık 2018 Pazartesi

Hâlâ kriz bekliyor musunuz?

Bütün siyasal hesaplarını Türkiye ekonomisinin gireceği bir krize göre yapanların yeni bir hayal kırıklığını yaşadıklarını görmek zor değildir. Bilhassa sosyal medya zeminlerinde başta FETÖ’cüler, PKK/PYD çizgisindeki unsurlar olmak üzere, Türkiye düşmanlığında birleşmiş olanların birçoğunun ve bunların peşine takılmış bazı ‘muhalif safların’ da ‘Türkiye batacak, AK Parti’den kurtulacağız’ türünden şizofrenik söylemlerde buluşması, bu çaresizliğin göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Bu organizasyonların arkasında, Batı sisteminin Ortadoğu haritasının yeniden çizilmesine razı olmayan Türkiye’nin bölge barışını savunan siyasetine karşı yabancı servislerin muhtelif elemanlarının bulunduğunu, onların Türkiye’de kurumlaşmış sivil toplum görünümlü yapılarının, devlet içinde işbirlikçi unsurlarıyla birlikte yer aldığını gösteren birçok olay vardır.

NELER OLUYOR?

Burada sorun, bunların peşine takılarak, muhalif oldukları AK Parti’ye karşı bu ihanet şebekesiyle işbirliğine girenlerin davranışlarıdır; zira bunların bazısı ulusalcı, kimisi Kemalist hatta kimi de kendisinin açıkça ‘vatansever’ olduğunu söyleyecek kadar ‘yaşadıkları çelişkiyi kavramaktan uzak’ bir zihni karmaşa içindedirler. Başka bir değişle ‘sosyal şizofreni’ ve ‘ihanet’ kolektif bir zihin bulanıklığı olarak tezahür etmiştir.

Türkiye’nin yaşadığı döviz fiyatlarındaki dalgalanmayı ‘ekonomi kriz başlıyor’ diye sevinç çığlıklarıyla karşılayanlar, krizin ekonomiden toplumsal hayata, oradan da siyasete yayılmasını ümit ettiklerini saklamayarak demokratik usullerle yenemedikleri AK Parti iktidarını devirmeyi hayal etmektedirler. İhanet odaklarının bu süreci, provokasyonlarla, terörü yaygınlaştırma planlarıyla bir ‘kaosa dönüştürme’ arzularının akim kalmasıyla psikolojileri iyice bozulmuştur.

Bütün bu hesaplar yapanlar, planlarından vazgeçmiş değildirler; fakat bekledikleri krizin gelmemesi onları kızdırmakta, hırçınlaştırmakta dolayısıyla daha alçakça arayışlara girme ihtimalini artırmaktadır fakat bugün terörle mücadele tarihinde yeni bir dönem yaşanması onların önünde aşılamaz bir engel çıkarmış bulunmaktadır.

GERÇEK DURUM

Geriye kalan tek ümitleri, ekonomik dalgalanmaların krize dönüşme beklentisi ise tam bir hayal kırıklığı yaratacak mahiyettedir. Birincisi, bu dalgalanmaya karşı Türkiye’nin uygulamaya soktuğu ekonomiyi yeniden dengeye kavuşturma politikaları, kısa sürede olumlu neticelerini vererek önce döviz fiyatlarındaki spekülatif hareketlerin düzelmesi eğilimini yaratmayı başarmıştır. İkincisi, bu dalgalanmanın piyasalara yansımadan, sebepleri analiz edilerek reform niteliğinde önlemler devreye sokulup, müzmin sorun olan dış açıklar yani cari açık, dış ticaret açığı gibi sorunlar konusunda ciddi bir dönüşüm başlatılmıştır.

Açıklanan son ekonomik veriler, ekonomideki sürecin nasıl doğru yönetildiğini gösterecek niteliktedir. Türkiye’nin ihracatı artmaya devam ederken ithalatta düşme eğilimi sürmektedir. İhracat bir önceki yılın aynı dönemine göre 2018 Ekim’inde % 13 artarken ithalat % 23.8 azalmıştır; böylece ihracatın ithalatı karşılama oranı % 65.6’dan % 97.2’ye çıkmıştır. Dahası bütün veriler, sanayi ürünleri ihracatçısı olan bir ülke ekonomisini göstermektedir. Ne dersiniz, hâlâ kriz beklemeye devam edecek misiniz?

<p>Yumenoshima Okçuluk Alanı'nda 29 Temmuz Perşembe günü yapılan ilk tur maçında Lüksemburglu Jeff H

Altın çocuk Mete Gazoz

İki deli bir araya geldi: Adana'da Balotelli izdihamı

Bakanı Kurum, Antalya'da incelemeler yaptı

İstanbul'da tramvay raydan çıktı