• $8,4387
  • €10,2195
  • 492.905
  • 1441.33
28 Şubat 2019 Perşembe

Bugün şubatın kaçı?

O günlerde Başbakanlığın ( DPT binası olarak biliniyor) üçüncü katı zamanın Genel Kurmayı tarafından kullanılmaktaydı. Bu mekânın, 28 Şubat sürecinde, bazı sivil görünümlü kimselere ‘Dörtlü Çete’ gibi örgütlere talimat vermek üzere, bazı sivil kimseleri de örtülü veya açık tehdit etmek üzere kullanıldığını kamuoyu daha sonra öğrenecektir.

Demokrasi, sivil haklar konusuna ağırlık veren, 12 Eylül sonrası düşünce hayatında ses getiren, Türkiye’nin meselelerine milliyetçilik hassasiyetiyle bakan bir fikir dergisinin kurucularından iki arkadaş bir gün bu makama ‘çağrılınca’ mekanın ne işe yaradığı konusunda daha açık bir kanaate sahip olacaklardı.

CUNTA VEYA ÇETE

İlk şaşkınlığa, odaya girer girmez karşılaştıkları General rütbeli ev sahibinin terbiye ölçüsü tanımayan ve alt katı işaret ederek orada oturan Başbakanla ilgili söylediği sözler sebep olmuştu. Kendilerini tehdit etmek için çağırdığı anlaşılan General, söylediği uygunsuz sözler karşısında kendisine sert cevap verildiğini düşünmüş olacak ki kısa bir bocalama geçirip ne diyeceğini düşündükten sonra ‘siz milliyetçi fikir adamlarısınız, bu siyasetçileri niye savunuyorsunuz’ diye doğrudan sormuştu.

Cevap açıktı; ‘biz demokrasiyi, milletin siyasi tercihleriyle oluşan hükümetleri savunuyoruz ve askeri darbelerin/müdahalelerin karşısındayız’. Tehdit etmek üzere makama çağrıldığı anlaşılan adamların anlattıkları Generalin kafasını karıştırmakla kalmamış, onu millet iradesine saygısızlığın ne anlama geldiğine dair bir söyleve tahammül etmek zorunda bırakmıştı. Görüşme tatsız bitmişti, Generalin tehtidi geri tepmişti.

Hiçbir askeri darbe birkaç maceracı askerin, kendi kafasına göre başlattığı bir hareketin sonucu değildir. Böyle girişimlerin nasıl bastırıldığını, darbeye dönüşmesine nasıl müsaade edilmediğini Talat Aydemir olayından biliyoruz; sebebi açıktır 27 Mayıs’ta darbeyi yapanlar, yaptıranlar kendi arzuladıkları ‘siyasal düzeni’ kurdukları için maceracılara gereken dersi vermekten kaçınmamışlardır.

SİVİL VE DEMOKRAT

Kimdir onlar? Artık biliyoruz ki Türkiye’deki bütün askeri müdahalelerin arkasında devlet içinde örgütlenmiş olan bir siyasal/militer yapı, onların sivil hayattaki unsurlarından oluşan gruplar ve NATO karargahıyla irtibatlı elemanlar yer almaktadır. Bunun içindir ki 27 Mayıs’ta Cuntanın bir numarası önce CIA istasyon şefini ziyaret ederek işe başlar; onun içindir ki 12 Mart’ın Generalleri ABD’nin Demirel hükümetine kabul ettiremediklerini ilk yapılacaklar listesinin başına koyarak işe başlarlar. Ve yine onun içindir ki 12 Eylül çetesi çoluk çocuğa işkenceler yaparak aldığı ifadelerle onları idama götüren savcı Nurettin Soyer’in C-5 Timiyle vahşet saçarken, Türkiye’nin aleyhinde ABD’den gelen talimatları uygulamakta gözünü kırpmaz.

28 Şubat, Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde önemli bir dinamizme karşı, Özal’ın yolunu açtığı ‘muhafazakâr modernleşme’ siyasetinin kazanımlarına, sivilleşme, şehirleşme, bireyleşme, yeniden örgütlenme eğilimlerine karşı bir operasyon olarak ortaya çıkmıştır. Dünya sisteminin kontrolünden çıkabilecek bu ülkeye müdahale erken gelmiştir fakat cevap fazla gecikmeyecektir…

<p>Bedir Acar, 'Görüntüler öyle acımasız ve vahşi ki 21. Yüzyılda devlet terörünün kitabını yazıyorl

İsrail aslında neyden korkuyor?

Şırnak Valisi Pehlivan, Cudi Dağı'nda konuşlu üs bölgelerinde incelemelerde bulundu

Bayram alışverişinin kalbi Eminönü ve Mısır Çarşısı sessiz

Toroslar'da baharla yeşile bürünen yaylalar görenleri kendine hayran bırakıyor