• $12,3856
  • €13,9875
  • 711.467
  • 1776.41
31 Ekim 2019 Perşembe

ABD'nin generalleri!

PKK/PYD gibi terör örgütünün arkasında kim var sorusu çoktan anlamsız hale gelmiştir; çünkü binlerce TIR silah yardımı yaptıkları katilleri ayda birkaç yüz dolarla kendileri için vekâlet ya da paralı ‘savaşçısı’ yaptıktan sonra Batı’nın bu kiralık adamların başındaki caniyi general ilan etmesi, arsızlıktan öteye düpedüz insan haklarına karşı bir tavırdır.

İşin daha vahimi bu ‘caniden general’ ilan eden Batı sisteminin sadece patronu değildir, Avrupalı diğer paydaşlarının da aynı tavrı benimsemiş olmalarıdır; vahim dememin sebebi AB üyesi bu ülkelerin Türkiye’ye üyelik için şart koştukları ‘reformların’ demokrasi adına ortaya konmasıyla ilgilidir. Demokrasinin, insan haklarının Batı sistemi açısından sadece emperyalist stratejiyi tahkim etmek için kullanılan araçsal bir söylem olduğunu söyleyenlere, daha düne kadar kimse inanmıyor; ‘AB’nin bir çağdaşlaşma modeli olduğu’ savunuluyordu. Çağdaş mı dediniz? Bugün çağdaş olan Batı sisteminin yeryüzünün her köşesinde sürdürdüğü küresel soygun stratejisi ve ona karşı kendi topraklarını savunan bunu halkıyla birlikte yapmaya çalışan yani gücünü demokrasiden alan insanların vatan ve demokrasi mücadelesidir.

BATI’NIN KİRALIK ADAMLARI

Batı sisteminin bütün ortaklarının aslında terör örgütünü büyütüp beslerken belli bir stratejiye dayandıkları açıkça ortaya çıkmıştır. PKK/PYD başlangıçta Suriye’de BAAS, El Muhaberatı tarafından kurulmuş olarak bilinse de CIA’in Ortadoğu merkezinin bu servisler içindeki unsurları tarafından korunduğunu anlamak için sadece Türkiye’ye dönük saldırılarına bakmak yetmez, nasıl hızlıca Suriye’nin, Irak’ın, İran’ın bölünmesine dönük rol aldığına da bakmak gerekir. Amerika, şeflerine ‘general sıfatını’ verdiği bu katiller örgütünü, bölgede İsrail hariç herkese karşı kullanılabilecek bir aparat olacak elverişli bir biçimde yapılandırmıştır.

Burada şunu tespit etmek gerekir ki Batı sisteminin bu projesi yeni değildir; Ortadoğu’yu parçalama siyasetinin temelinde, bu coğrafyada ortaya çıkan/çıkacak olan demokratikleşme hareketlerinin ülkelerinin hızlıca bağımsızlık hareketine dönüşme eğilimi vardır. Bunun en bilinen örneği şüphesiz Türkiye’dir. Nitekim daha sonra Mısır; Cezayir, Tunus gibi ülkelerde demokratikleşmeye dönük siyasal değişme süreçleri de bu gerçeğin başka zeminlerde de ortaya çıktığını göstermiştir.

PLAN NEDİR?

Batı sistemi, Ortadoğu’yu kontrol etmek, bağımlılık ilişkilerini devam ettirmek üzere Osmanlı devletini parçalayıp, yerine kurduğu yapay/sömürge devlet yapılarının İkinci Savaş’tan sonra bağımsızlık arayışları karşısında, kendilerine bağımlı krallık/şahlık/şeyhlik gibi diktatöryal yönetim yapılarıyla durdurmuştur. Batı, bu toplumların günümüzde yaşadığı toplumsal/siyasal değişmelerin meydana getirdiği demokratikleşme eğilimlerinin, artık kontrolü imkânsız hale getirdiğini öngörmüşlerdir.

Bu coğrafyanın haritasını yeniden çizme, etnik ve dini gruplar üzerinden terör örgütlenmesine gitmek, Batı sisteminin bu sürece verdiği bir cevaptır. PKK/PYD, FETÖ, IŞİD bu sırada devreye girmişlerdir. İşte Türkiye, bu emperyalist stratejiyi çökertme mücadelesi vermektedir. Kiralık adamlarının önemi yoktur.

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle beyaz perdeye dönmeye hazırlanan Melis Babadağ, iki  s

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 2: Melis Babadağ

Fenerbahçe'ye İzmir'de coşku seli

Galatasaray'a Malatya'da coşku seli

Hibe desteğiyle mantar tesisi kurdu! Şimdi siparişlere yetişemiyor