• $13,7307
  • €15,559
  • 787.531
  • 1910.41
15 Temmuz 2013 Pazartesi

Türkiye’den Ortadoğu’ya acı tecrübeler

Özellikle Arap isyanlarından sonra daha sık duyar olduk model kelimesini. Arap dünyasında veya Batı’da “nemuzec Türkiye” veya “Turkish model” ifadelerinin geçtiği onlarca toplantıya katılmışımdır. Dikkatimi çeken en önemli husus, Türk yetkililer Türkiye modeli kavramını kullanmaktan imtina ederken Arapların ve Batılıların farklı niyetlerle de olsa sıklıkla kullanmasıdır. 
Türk yetkililerin kullanmama nedenleri oldukça açık: Öncelikle, Türkiye ile Arap dünyası arasında ciddi siyasal ve sosyo-ekonomik farklılıklar var. Dahası, Türkiye’nin “bizi model alın” tavrı, eğer yapılsa, Araplar açısından “kendini beğenmişlik” olarak görülebilir. Ayrıca model, kaynağı itibarıyla Batılı, içeriği itibarıyla ise özcü ve tepeden inmeci bir kavram. 
Batı ve “içimizdeki” zihnen ve ahlaken Batılılar ise Türkiye modeli kavramını, Türkiye ile Arap dünyası arasındaki benzerlikleri değil farklılıkları vurgulamak için, farklılıklar üzerinden Türkiye ve Arap dünyasını siyaseten koparmak ve Araplar nezdinde Türkiye’yi “kendini beğenmiş” bir duruma sokmak için kullanıyor. Bu sebepten Arap Baharı’ndaki her tökezlemede kendi yarattıkları Türk modeline “mevlit” okutuyorlar. Kendileri çalıyor, kendileri oynuyorlar... 
Arapların çoğu ise “nemuzec” (model) derken daha çok “tecrübeyi” kastediyor. Türkiye’nin kendine özgü siyasi gelişim sürecinin herhangi bir Arap ülkesinde “tak ve oynat” kolaylığında tecrübe edilemeyeceğinin farkındalar. Fakat, Türkiye’nin ekonomiden sivil-asker ilişkilerine, dış politikadan din-devlet ilişkilerine kadar birçok noktada kaydettiği gözle görülür gelişim tecrübesini dinlemek istiyorlar. 
Buradan hareketle “Türkiye modeli”nden birkaç acı tecrübeyi Arap dünyasıyla paylaşmakta fayda var. 

DAMDAN DÜŞEN BİLİR 

Siyaset yolundaki vesayet engelleriyle yeri geldiğinde sert bir şekilde hesaplaşmak gerekir ki bir vesayet bitip bir diğeri başlamasın. Bu anlamda ordudan yargıya, medyadan bürokrasiye anti-demokratik eski rejim artıklarıyla mücadele şart. Aksi takdirde, Mısır örneğinde gördüğümüz gibi, darbelerden çok çekmiş Türkiye’de bulunan büyükelçiniz eline geçen ilk fırsatta askeri darbeye güzellemeler yazacak kadar pervasızlaşabilir. 
Eski rejim artıklığı sınırları aşan bir yaşam biçimi, bir zihin dünyasıdır ve size endişeli laik formatında da liberal aydın formatında da; Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu çatısından da “İslam” İşbirliği Teşkilatı çatısından da gelebilir.  
Hiçbir darbe sadece yerel saiklerle yapılmaz. 12 Eylül darbesinde olduğu gibi “Our boys did it” (bizim çocuklar yaptı) diyecek bir dış mihrak her zaman vardır. Demokrasi deyince mangalda kül bırakmayan “Batı’nın çocukları”, Türkiye’de olduğu gibi dün Mısır’da yarın da Suriye’de ortaya çıkarlar, maddi yardımdan medya propagandasına kadar yaptıkları yoğun çalışmayla darbeyi sahneye koyarlar; biz de izleriz. 
Darbelerde ve kaos operasyonlarında sermaye ve dış mihraklar gençlerin kamuflajı arkasına gizlenir. Türkiye’de darbenin kanlı yollarında ön safa itilen gençler gibi Mısır’da da Necip Saviris gibi kirli sermayenin finanse ettiği gençlik dolgu malzemesi olarak kullanılır. Tıpkı bizde 90’lar kuşağından dem vuran eski tüfek “devrim tüccarı” amcalar gibi; “gençlik” denilir, arkasından kalın çerçeve gözlüğüyle global bürokrat, liberal-darbeci Elbaradey çıkar. 
Arap dünyasıyla Türkiye arasındaki tüm farklılıklara rağmen paylaşılacak acı tecrübe çok... Dilimiz çok yandı ve dilimizi hep benzer aktörler yaktı.

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor!

Keykubadiye Sarayı'ndaki kazılarda ortaya çıktı! 1220'li yıllarda yapıldı

2021'in en etkili kadınları seçildi! İşte listede yer alan isimler