• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
06 Haziran 2014 Cuma

Suriye’de başkanlık formülü: 7+7+7+7+7…

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş
YAZARIN SAYFASI

Mısır’da Abdulfettah El-Sisi’nin %97’lik (!) oranla darbenin lideri seçilmesinden sonra gözler Baas rejiminin liderini teyit etmek için yapılan Suriye seçimlerine çevrildi. Hafız Esed’in ölümünden sonra yaş yetmezliği sorunu yaşayan fakat devlet başkanı seçilme yaşının düşürülmesiyle birlikte koltuğa oturan Beşşar, 14 senedir Baas rejiminin lideri. 2000 senesinde Suriye Anayasası’nın 83. maddesinde yapılan bir değişiklik, devlet başkanı seçilme yaşını 40’tan 34’e düşürmüştü.
1965 doğumlu Beşşar için “custom fit” hazırlanan bu değişiklikten sonra yapılan Temmuz 2010 seçimlerinde Beşşar tek aday olarak arz-ı endam etmiş ve El-Sisi’yi kıskandıracak bir oy oranı (%99,7) ve katılımla (94,6) kendisi için hazırlanan ipi göğüslemişti. 2007’de yapılan seçimlerde ise Beşşar kendi rekorunu kırıp oyunu %99,8’e yükseltmiş ve seçmenlerin %95,v8’ini sandık başında toplamıştı.
Maalesef Ortadoğu cumhuriyetlerinde bu tarz seçim tiyatroları âdiyattan sayılır. Hocanın not defterini çalan öğrencinin kendi sınav notunu zayıftan 100’e yükseltmesini andıran aptalca bir hırsı andırır seçim sonuçları. Çoğunluk ile yetinilmez, bütüne sahiplik iddiasında bulunulur. Veya bulunulmalıdır. Çünkü diktatoryal rejimlerin yüzde sıfır nokta ile başlayan muhalefete bile tahammülleri yoktur. Çünkü bu rejimlerin meşruiyetinin tartışılması için yüzde sıfır ile başlayan red oyları yeterdir. Bu sebepten Beşşar’ı çoğu Suriyeli değil, tüm Suriyeliler istemelidir.
Benzer bir seçim tiyatrosu iç çatışmaların devam ettiği Suriye’de tekrar sahneye koyuldu. Fakat bu seçim daha öncekilerden biraz farklı. Bu sefer Beşşar’la birlikte yarışır gibi yapan iki aday daha var: Hasan Abdullah El-Nuri ve Mahir Abdulhafız Heccar. Yani Beşşar sadece cumhurbaşkanlığını (siyasi veya biyolojik ömrü yeterse) 7 sene daha uzatmakla kalmayıp, iki kişiyi de mağlup etme zevkini ilk defa yaşayacak. Aslında başka figüranlar da ruhları ve kanlarıyla Beşşar’ı savunmak için cumhurbaşkanı adayı olmaya hazırlardı; fakat Anayasa Mahkemesi engeline takıldılar. Anayasa Mahkemesi demişken başkanlık için son 10 senedir aralıksız Suriye’de yaşama şartının getirilmesi, tüm kuralları Baas rejimi tarafından belirlenen bir oyunda bile rejimin gösterdiği patolojik bir güvensizlik halinin belirtisiydi.
Seçimin bir diğer farkı ise sandıkların sadece rejimin kontrol ettiği bölgelerde kurulabilmesiydi. Yani sandık üzerinden gidersek seçimler, Beşşar’ın Suriye’nin bir bölümünün başkanı olmaya razı olabileceğinin işaretlerini vermekte. Yurtdışına legal yollarla çıkmamış olan Suriyelilere oy hakkının verilmemesi de yine Beşşar’ın Suriye vatandaşlarının bir kısmının başkanı olmaya razı olduğunun işaretidir. Tabii yurtdışına illegal yollarla çıkmış olanlara oy verdirilmemesi, rejimin patolojik güvensizlik halinin bir başka belirtisidir.
Bu sefer inandırıcılığını artırma açısından %89’luk bir oy ve %73’lük bir katılımla iktifa etmiş görünüyor Baas rejimi. Aslında sandığa sadece Baas silahları gölgesindeki şehirlerde gidildiğini hesaba kattığımızda %89 gerçekçi bir oran gibi duruyor, fakat katılım Mısır’lı darbecilerin 30 milyon imza masallarını andırıyor.
Beşşar, bu kısmî seçimlerden Suriye’yi teşmil edecek sonuçlar çıkarma peşinde. Suriye’nin bir kısmında yapılan seçimlerin, kendisine hem ülkenin hepsini yönetme meşruiyetini verdiğini hem de muhalefetin başını ezmeye devam etmesi konusunda yeşil ışık yaktığını iddia edecek. Muhtemelen Suriye rejiminin dostları (İran ve Rusya) bu seçim tiyatrosunu, uluslararası mecrada Baas katliamlarına destek için dayanak olarak kullanacak.
Bu tablo karşısında Suriye rejiminin dostlarının sürklase ettiği Suriye halkının dostları grubunun Baas rejiminin “meşruiyet” beklentilerini boşa çıkarması gerekmekte. USIP’nin Suriye uzmanı Steven Heydemann’ın Foreign Policy dergisinde yazdığı “Assad’s Hollow Mandate” yazısında da belirttiği gibi egemenlik simgesi kurumlar (büyükelçilikler gibi) bir an önce muhalefete devredilmeli ve Baas rejiminin uluslararası meşruiyet zemini tamamen ortadan kaldırılmalıdır. Buna ek olarak muhalefetin siyasi kurumu olan Ulusal Koalisyon’un Suriye içerisinde örgütlenmesi ve hizmet vermesi için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi