• $8,658
  • €10,1795
  • 488.028
  • 1419.43
26 Eylül 2014 Cuma

Ortadoğu’da eksen kayması

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş

Ortadoğu siyaseti daha önce içerisine sokulmuş kategoriler dışında tekrar yazılmalı. Çünkü önce Irak işgali ardından da Arap Baharı diye isimlendirilen süreç Ortadoğu siyasetine dair basma kalıp analizleri yerle bir etti.

Önce Amerika, Irak’ı işgal etti. Kürtler ve bazı Şii milisler ABD işgaline destek verdi. Bazı Şii milisler ise önce ABD ile savaştı ardından ABD’yle paralel hareket etmeye başladı. İran önce direnişe destek verdi, sonra ABD ile birlikte yaşama formu buldu. ABD işgaline karşı en büyük direniş Sünni gruplardan geldi. Ardından ise birtakım Sünni gruplar Sehve Konseyleri adı altında ABD ile koordinasyon içerisinde El-Kaide unsurlarına karşı savaşmaya başladı.
İşgal’in Irak’ı kuruldu. ABD ve İran kendileriyle işbirliği yapan aktörlerin eliyle yeni bir Irak kurdu. Maliki diye bir aktör çıktı. Saddam döneminde önce İran’a kaçıp ardından İran’ın tahakkümüne dayanamayıp Suriye’de yaşamaya başlayan Maliki, kendisini İran ve ABD’nin çıkarlarının kesiştiği noktada konuşlandırdı. Bu iki ülkenin icazetiyle Maliki, Irak’ı ağır mezhepçi tonlarıyla Saddam-style yönetti. Ülkede birlik adına söylenebilecek ne varsa yerle bir etti.
Bölgenin belalısı konumuna gelen IŞİD’in tüm sosyal/siyasi altyapısı önce ABD işgaliyle ardından Maliki eliyle hazırlandı. Maliki’yi bu kadar pervasız yapan ABD ve İran’ın güçlü desteğiydi. Maliki’nin marjinalleştirdiği Sünni gruplar, IŞİD ile birlikte saldırıya geçtiğinde ABD’nin Maliki’yi güçlendirmek için gönderdiği silahlar IŞİD’in eline geçti. O silahlar ABD müttefiklerine ve Suriyeli muhaliflere karşı kullanıldı. Suriye’nin ılımlı muhaliflerinden esirgenen silahların daha etkilileri IŞİD’in eline geçmiş oldu. Nihayetinde Maliki’nin son kullanım tarihi doldu ve İran’a Maliki’ye göre daha yakın İbadi ile yer değiştirmeye zorlandı.

Değişen ittifaklar

IŞİD’e karşı uluslararası koalisyonun saldırıları başladı. ABD ve Batı ile birlikte İran da büyük oranda aynı frekansa sahip oldular. Körfez ülkeleri ise İran’ın adamı olmakla suçladıkları Maliki ile savaşan IŞİD’e ve beraberindeki Sünni ittifaka karşı uluslararası koalisyona en net desteği verdi. Ürdün, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler tüm tehlikesine rağmen IŞİD ve Sünni ittifaka yönelik hava saldırılarında ön saflarda yer aldılar. Bu arada İran ve Suudi Arabistan arasında görüşme trafiği arttı.
Bir de Suriye’miz var. Tabiri caizse kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığı Suriye. Vekaletler savaşı olarak başladı. İran devrimin erken dönemlerinde Suriye’ye dış müdahale yaptı. Hizbullah Suriye’ye girdi. Körfez vekilleri aracılığıyla çatışmalara dâhil oldu. Rusya ile ABD rekabet içerisine girdi. Hakkını teslim etmek lazım Rusya yaptı, ABD baktı. Esed rejimi İran ve Rusya’nın aralıksız desteğini, büyümelerinde büyük katkılarda bulunduğu “radikal gruplar” korkusunu da ekleyerek artırdı. Irak savaşında yabancı savaşçıların ve/veya El-Kaidecilerin otobüs firması gibi çalışan Esed rejimi kendisini radikal grupların alternatifi olarak yutturmaya çalıştı. Buna rağmen önce PYD ile ardından IŞİD ile birlikte yaşama formuna ulaştı. Ticaret yaptı, mıntıka ayrımına gitti, istihbarat paylaştı. Yine bu süreçte İsrail defalarca Suriye’ye girerek hava saldırısında bulundu. Sivil yerleşimlerini varil bombalarıyla, kimyasal silahlarla, uzun menzilli füzelerle vurmaktan çekinmeyen ve hava savunma sistemiyle övünen Suriye İsrail’e ses çıkarmadı.

Eski düşmanlar aynı hendekte

Ardından IŞİD’e karşı uluslararası koalisyonun hava saldırıları başladı. Esed’in kuzeni ve Baas katliamının finansörlerinden Rami Mahluf’un gazetesi El-Vatan “Washington ve müttefikleri ile Suriye rejimi aynı hendekte” başlıkları attı. Uçaklar Suriye’deki IŞİD-Nusra hedeflerini vururken ve siviller de hayatını kaybederken Suriye rejimi yine hava savunma sistemlerini uyku moduna aldı. Körfez uçakları Suriye hava sahasına girdi ama 3 küsur senedir yeterince desteklemedikleri muhaliflere yardım veya Baas katliamına dur demek için değil; Baas rejiminin Körfez tarafından desteklendiğini iddia ettiği IŞİD-Nusra hedeflerini vurmak için. Birden ABD, İran, Suriye rejimi ve Körfez kendilerini aynı hendekte buldular. “Direniş ekseni”nin ekseni kaydı.
Ortadoğu’ya ilişkin bildiğimiz her şeyi unutma vaktimiz geldi. Ortadoğu’yu anlamaya sıfırdan başlamalıyız.

<p></p><p><span style='font-size: 1.6rem;'>Manavgat'ta çıkan orman yangınları havadan ve karadan müd

Manavgat'ta büyük hainlik! Suçüstü yakalandı

Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, geleneksel sporlar tesisinin açılışını yaptı

Galatasaray Kulübünde yeni kurulan kadın futbol takımı tanıtıldı

Bingöl'de 284 kilo 200 gram esrar ele geçirildi