• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
8 Kasım 2013 Cuma

NATO’dan sıcağı sıcağına notlar

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş
YAZARIN SAYFASI

NATO Türk kamuoyunda sürekli tartışılan daha da önemlisi tartışılsa da çok fazla bilinen bir kurum değil. Hatta birçok NATO operasyonu Amerikan operasyonu olarak bilinir. Bunun sebebi kısmen bilgi sorunu ise kısmen de çoğu NATO operasyonun arkasında gerçekten de ABD’nin olmasıdır. Bu açıdan baktığımızda NATO ile ABD arasındaki iç içe girmişlik algısını da doğal karşılamak lazım. Hele 11 Eylül’den sonra ABD’nin çağrısıyla 5. Madde’nin (bir NATO ülkesine yapılan saldırı tüm NATO ülkelerine yapılmış sayılır) ilk ve tek defa uygulamaya koyulması, bu algıyı kuvvetlendiriyor.
Türkiye’de NATO tartışmaları ise genellikle kriz veya önemli gelişmeler bağlamında başlar. Kore Savaşı ile başlayan tartışma Körfez Savaşı, Afganistan, Irak’ın işgali, Kürecik’teki füze kalkanı, Suriye krizi ve Patriotlarla devam ederken son olarak hava savunma ihalesiyle tekrar NATO’yu tartışır olduk.

NATO’DA TÜRKİYE OLDUKÇA ETKİN

Bu tartışmalar devam ederken, NATO’nun davetlisi olarak Türkiye’de faaliyet gösteren bazı think-tank’lerden oluşan bir grup ile Brüksel’e, NATO ana karargâhına gittik. Hemen birkaç gözlemimi aktarayım:
Öncelikle Türkiye’nin üyesi olduğu kuruluşlar arasında belki de kuruluş içi karizması en yüksek olanı, NATO’dur. Bunda Türkiye’nin şimdiye kadar NATO şemsiyesi altındaki operasyon geçmişi ve nicelik bakımından ABD’den sonra en büyük orduya sahip olmasının yanında, NATO’nun yapısı da etkili. Kararların oybirliğiyle alınması ve 28 üyesinin hepsinin veto hakkının olması, milli iradesiyle hareket edebilen tüm üyelere müstakil bir güç veriyor. Yine de satır aralarında ifade edildiği gibi her üye ülkenin sözü eşit ölçüde geçmiyor. ABD’nin ağırlığı tartışılmaz ama Türkiye, birkaç ülkenin içinde bulunduğu büyükler kulübünde yer alıyor.
Ziyaret vesilesiyle önemli birkaç soruya cevap bulma fırsatı bulduk. Hava savunma sistemi ihalesiyle alakalı sorulara, görüştüğümüz yetkililerin “biz de haberlerden takip ediyoruz” şeklinde cevap vermesi ilginçti. Türkiye’nin teknoloji transferi talebi oldukça doğal karşılanıyor ve yansıtıldığı gibi bir endişeden ziyade “Çin’den alınacak sistem nasıl NATO sistemine entegre edilecek?” sorusu mevcut. Dikkat çektikleri bir husus da, uluslararası savunma şirketlerinin teknoloji paylaşımı konusunda sadece Türkiye’ye değil birçok ülkeye karşı çok cimri davrandığı. Haklılık payları var ama İsrail’le paylaştıkları teknolojinin yarısını Türkiye’yle paylaşmaları bile ihtiyacımızı karşılayacak. Edindiğim genel kanı, ihalenin Çinli şirkete verilmeyeceği ve Fransız-İtalyan teklifinin şansının ABD’li Patriotlardan daha fazla olduğu yönünde.
Suriye konusunda Türkiye-NATO ilişkisini de sorma fırsatı buldum. Vakti zamanında tartışılanın aksine NATO’nun Türkiye’nin taleplerinin hepsini (destek bildirisi ve Patriotlar) yerine getirdiği ifade edildi ki zaten Türkiye bundan fazlasını istememişti. NATO biraz da BM’nin meşruiyet şemsiyesine muhtaç bir kuruluş olduğundan BM’deki Rusya-Çin çıkmazı ve ABD isteksizliği, kurum olarak NATO’nun da hareket alanını kısıtladı.

İSRAİL'E TÜRKİYE ENGELİ

Bir diğer önemli bilgi, Türkiye normalleşme şartlarını yerine getirmeyen İsrail’in NATO ile ilişkilerini gerekli gördüğü yerde engellemeye devam ediyor. İsrail, NATO ile işbirliğine çok önem veriyor fakat ABD’nin “sarsılmaz” desteğine rağmenTürkiye’nin veto engeline takılıyor. NATO, Türkiye’nin İsrail’e karşı elinde tuttuğu en önemli kozlardan birisi.
İlginç ama tahmin edilebilir bir not. Türkiye, üye ülkeler arasında NATO’nun en az popülariteye sahip olduğu ülke. Bunda NATO tartışmalarının teknik değil siyasi yapılmasının daha da önemlisi NATO’daki ABD ağırlığının rolü büyük.

<p>Yumenoshima Okçuluk Alanı'nda 29 Temmuz Perşembe günü yapılan ilk tur maçında Lüksemburglu Jeff H

Altın çocuk Mete Gazoz

İki deli bir araya geldi: Adana'da Balotelli izdihamı

Bakanı Kurum, Antalya'da incelemeler yaptı

İstanbul'da tramvay raydan çıktı