• $12,4902
  • €14,1202
  • 713.051
  • 1776.41
29 Haziran 2020 Pazartesi

Macron'un kronolojik şaşması

Uluslararası ilişkilerde hafıza önemlidir. Hafızanın bir saat ve bir günden uzun olması daha da önemlidir. Zira olayların gelişimi yani basit bir kronoloji, bir çok sorunun açıklanmasında temel bir görev ifa eder. Uluslararası hukuktan hareket edin örneğin, temel kaidelerde olan meşru müdafaa hakkı özünde bir kronolojiye işaret eder. Müdafaa fiili edilgendir, bir saldırı karşısında reaksiyon almayı ifade eder. Kendisine yönelik bir saldır karşısında, bir kişinin kendisini müdafaa etmesinin meşru olması için olaylar sıralamasında önce bir saldırının ardından da müdafaa fiilinin gerçekleşmesi gerekir. Bir çatışmada kronometre müdafaa ile başlamaz, saldırı ile başlar.

Bu kadar teorik açıklama Fransa Cumhurbaşkanı’nın geçtiğimiz hafta yaptığı absürt ötesi açıklamasını bağlama oturtmak içindi. Suriye’den sonra Libya’da da Fransa’nın gücünün ve etkisinin sınırlarını acı yoldan test eden Macron şöyle demiş: “Fransa Türkiye’nin Libya’daki askeri müdahalelerini tolere etmeyecek”. Sadece cümleyi öğelerine ayırsak bile bir hezeyanın dışa vurumu olduğunu anlayabiliriz. Fransa eski sömürgeleri hakkında bile bu kadar üst perdeden konuşmuyor. Libya gibi bir coğrafyada bu kadar üst perdeden konuşmaması gerektiğini Trablus kuşatmasının bertaraf edilmesi öğretmiş olması gerekirdi. Gayrimeşru bir şekilde silah yağdırmasına rağmen suçlarını ve müdahalesini gizlemek için büyük çaba sarf eden Fransa’nın, her şeye rağmen etkisinin sınırlı olduğu bir ülkede, Türkiye gibi güçlü bir ülkenin aktivitelerini tolere edip etmeyeceğinin kimsenin umurunda olmadığını da bilmesi gerekirdi.

Her şey bir yana, asıl konumuza dönersek, Libya’da kronometre Türkiye’nin meşru hükümete anlaşması gereği destek vermesiyle başlamadı. İlla kronometre başlatacaksak, Fransa’nın ekonomik nedenlerle Libya’ya başlattığı saldırılarla Kaddafi’nin devrilmesini tetiklemesinden beri Libya’nın tüm normalleşme çabalarının Fransa gibi yıkıcı aktörler tarafından akamete uğratılmasından başlatmalıyız. Mesela, Hafter’in darbesine verilen Fransız desteğiyle başlatmalıyız. Ya da Fransızların ve BAE’nin savaş suçlusu bir darbeciye dünyanın en sofistike silahlarını vermesiyle başlatmalıyız. Ya da meşru hükümet her şeye rağmen müzakere masasındayken Hafter’in (Fransa, BAE ve Mısır’ın) Trablus’a saldırmasıyla başlatmalıyız. Hafter güçlerinin Fransa, BAE ve Mısır’ın desteğiyle örneğin Tarhuna’da gerçekleştirdiği toplu katliamlar (açık savaş suçları) bile Türkiye’nin meşru hükümete verdiği desteği artırmasından önce meydana geldi. Lafı uzatmaya gerek yok, Fransa kaybeden gayrimeşruluğun, Türkiye ise kazanan meşruiyetin tarafı.

Macron’un bu kronolojiyi bilmemesi beklenemez. Libya’daki yıkıcı askeri müdahale ve gözetimlerinde gerçekleşen savaş suçları karşısında Türkiye’yi sorunsallaştırmaya çalışması bir çaresizlik ürünüdür. Bu absürt açıklamaları Fransız kamuoyunda bile ciddiye alınmayacaktır.  

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Fenerbahçe'ye İzmir'de coşku seli

Galatasaray'a Malatya'da coşku seli

Hibe desteğiyle mantar tesisi kurdu! Şimdi siparişlere yetişemiyor