• $9,4438
  • €10,9651
  • 547.066
  • 1507.57
31 Ağustos 2015 Pazartesi

Leş gibi kokuyorsunuz!

Uzun süredir Suriye'nin gölgesinde kalmış olan Lübnan'da kriz kendisini basit ama "kokuşmuş" çöpler üzerinden tekrar gösterdi. Yönetim krizi, etnik, mezhepsel ve dini gerginlikler, sayıları bir milyonu geçen Suriyeli mülteciler, yolsuzluk ve cumhurbaşkansızlık bir tarafa, Lübnan halkını toplanmayan ve sağlık açısından büyük tehlike saçan çöpler sokağa döktü.

"Leş gibi kokuyorsunuz" sloganı etrafında yapılan gösterilerin iki ana sebebi var. Tetikleyici sebep Beyrut'taki çöp toplama merkezinin başka bir alternatif bulunmadan kapatılması ve bu sebepten Beyrut'un bir çöp kente dönmesi. Kokuyorsunuz sloganı altında birleşilmesinin sebebi bu. Bu plansızlık yetmemiş gibi çöplerin toplanması ihalesinde de yolsuzluklar dönüyor ve bu krizi siyasi ve ekonomik ranta çevirmek isteyen gruplar ortalıkta cirit atıyor. Yeni çöp toplama merkezini ülkenin sosyo-ekonomik açıdan düşük olan şehirlerinden Akkar'da açma planları, tartışmaya sınıfsal bir boyut da ekliyor. Akkarlılar haklı olarak devletin doğru dürüst hizmet götürmediği şehirlerinin çöp toplama merkeziyle akıllara gelmesinden şikayetçi.
Çöp krizinin arka planında ise ülkenin boyundan büyük yönetimsel sorunları var. Lübnan kökenleri Osmanlı'ya kadar uzanan bir dini-mezhebi kota sistemiyle yönetiliyor. Bu kota sisteminin en tepesinde ülkenin üç kritik postu yer alıyor. Buna göre Cumhurbaşkanı Maruni bir Hristiyan, Başbakan Sünni bir Müslüman ve Meclis Başkanı da Şii bir Müslüman olmak zorunda. Bu mezhepsel-dini ayrım tepeden aşağıya doğru inerken beraberinde nepotizm, liyakatsizlik ve derinleşen güvensizlik duygularını da getiriyor.
Bu ayrıma ek olarak otuz senelik Suriye işgalinin Lübnan'da ürettiği derin siyasi fay hatları var ki bu da karşımıza 8 Mart ve 14 Mart Hareketleriyle çıkıyor. Suriye yanlısı 8 Mart ve Suriye karşıtı 14 Mart Hareketleri, içerisinde farklı din ve mezheplerden siyasi parti ve hareketleri barındıran ittifaklar. Lübnan iç savaşı dönemlerinden kalma husumetlerin ve rekabetlerin günümüz Lübnan siyasetine en belirgin yansımaları bu ittifaklar.
Üstelik İran ve Suudi Arabistan'ın da siyasi kararlarda nüfuzlarını yadsınamayacak ölçüde hissettirdiği bir ülke olan Lübnan'da Taif Antlaşmasının da örneklediği gibi sorunlar çoğu zaman bölgesel müdahalelerle çözülebiliyor.
Mevcut ayrımların en acil bir şekilde çözülmesi gereken sonucu, Lübnan'ın on altı aydır cumhurbaşkansız olması. Profil belli, cumhurbaşkanı Maruni bir Hristiyan olacak. Adaylar da belli: 8 Mart'ın adayı Mişel Avn ve 14 Mart'ın adayı Samir Jaja. Başta Hizbullah olmak üzere 8 Mart oturumlara katılmadığından seçim yapılamıyor. Cumhurbaşkanı profili belli ama mevcut ayrımlar iki ayrı Maruni Hristiyan aday üretmiş durumda ve bir uzlaşı adayı çıkarılamıyor.
Hal böyleyken Lübnan halkı bir şekilde çözülebilecek çöp krizinden ziyade aslında çözümü konusunda umutlarını yitirdikleri siyasi kamplaşmayı ve bu kamplaşmanın ürettiği yönetimsel krizinden endişeli. Diğer taraftan ise Hizbullah gibi son yıllarda etkisi artan gruplar, ülkedeki dini-mezhepsel kota sisteminin kendi lehlerine yeniden gözden geçirilmesini isterken, Cumhurbaşkanlığı krizi bu gruplara sistemin yeniden tartışılması imkanını veriyor. Bölgesel aktörler henüz devreye girmediği şu günlerde ise, Lübnan içi aktörler mevcut krizi, çöp gösterileri de dahil, kendi gündemlerini öne sürmek için tepe tepe kullanıyor.

<p>Evi alev alev yandı. Tabloları küle döndü. O, gözyaşları içinde basın açıklaması yaptı.</p><p>Ola

Çevreci ressamın evi yandı

WhatsApp 1 Kasım'dan itibaren bu telefonlarda desteklenmeyecek

Mersin Uluslararası Limanı'nda 60 kilo 950 gram kokain ele geçirildi

Hayvancılıktan sağladıkları gelirle 35 ülke gezdiler