• $8,2364
  • €10,0327
  • 484.788
  • 1441.33
28 Mayıs 2018 Pazartesi

Kuzey Kore-İran hattı

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş
YAZARIN SAYFASI

ABD Başkanı Trump, Kuzey Kore ile arasında eriyen buzları en büyük dış politik başarısı olarak addediyordu. Nükleer inatlaşmanın merkezine dönüşen Kore yarımadası, Trump ve Kim arasında karşılıklı güç göstergelerinin üssü olmuştu. Kim’in balistik füze denemeleri ve tehditleri, ABD kanadında partiler üstü bir uzlaşma oluşturmuş ve Trump, Kuzey Kore’yi vurma hazırlıkları yaptığı havasını estirmişti. Uluslararası toplumda (bir iki malum ülke dışında) da Kuzey Kore’ye karşı bir ortak duruş söz konusu olageldi.

Zamanının CIA Direktörü Pompeo’nun Kim ile birden fazla görüşmesi, iki Kore liderinin görüşmesi ve akabinde varılan şifahi mutabakat, Soğuk Savaş yıllarının bir cephe hattının daha ortadan kalkacağı umudunu yeşertti. Trump, Kim’in bu yumuşamasını ve diyaloğa açık tutumunu, ABD Başkanı olarak izlediği tavizsiz ve sert tutumuna ve tabii ki güç gösterisine bağlıyordu. Bu mutabakatın ödülü olarak bir Nobel bile bekliyordu belki de. Fakat işler istendiği gibi gitmedi. Karşılıklı güven bunalımının devam ettiği anlaşıldı. Ve nihayetinde Trump, Kim’e gönderdiği bir mektupla 12 Haziran’da yapılması öngörülen buluşmaya katılmayacağını duyurdu.

Mektup şüphesiz uluslararası ilişkiler tarihine geçecek cinstendi. İleride iki lider belki el sıkışabilirler, Nixon ve Mao gibi. Fakat el sıkışmasalar da söz konusu mektup uluslararası ilişkiler kitaplarında kendisine bir sayfa ayırmış gibi gözüküyor. Trump’ın zirveyi aslında iptal etmek istemediği her satırdan anlaşılıyor ki bunun sebebi de yukarıda anlatıldığı gibi Trump’ın Kuzey Kore’yi en büyük dış politik başarısı olarak görmesinde yatıyor. Kelimeleri son derece dikkatli seçilmiş mektubun sonunda Trump, Kim’e “Bu çok önemli zirveye dair fikrini değiştirecek olursan, lütfen beni ara veya bana yaz” demeyi de ihmal etmiyor.

Kuzey Kore, Trump’a İran konusunda da ilham olmuştu. Oynadığı çevreleme oyununun ve sert duruşun Kim’i caydırdığını ve benzer bir sonucun İran üzerinde de ortaya çıkabileceğini düşünüyordu. Bu sebepten bir önceki yazımda bahsettiğim gibi İran’a yerine getiremeyeceği on iki teklif sundu. Pazarlık elini en üstten açarak Avrupa’nın İran’ı yeni ve şartları daha ağır olan bir anlaşmaya ikna etmesini beklemeye başladı. Bu esnada dozu gittikçe artan yeni bir yaptırımlar rejimini de uygulamaya soktu. Tabii ki paralel düşünebileceğimiz bir şekilde İsrail de Suriye’deki İran varlığına doğrudan saldırılar düzenlemeye başladı.

Trump’ın bu konudaki en büyük yanılgısı, Kuzey Kore ile İran arasında güçlü bir paralellik kurmasıdır. Zira İran konusunda Kuzey Kore gibi geniş bir uluslararası mutabakat olmadığı gibi, başta UAEK gibi kurumlar İran’ın hiç olmazsa kağıt üzerinde KOEP’e uyduğunu söylemekte. Avrupalılar hatta İran karşıtı bloğun Körfez cephesinde yer alan Birleşik Arap Emirlikleri gibi devletler İran’la güçlü ticari ilişkilere sahipler ve bunu devam ettirmek istiyorlar. Yaptırımlar İran’da neredeyse bir kültüre dönüşmüş ve İran uluslararası baskılara karşı manipülatif retorik gücüne sahip.

Hal böyleyken Kuzey Kore’de bile henüz elde edilemeyen sonucun aynı yollarla İran’da gerçekleşmesini ummak, Ortadoğu’ya ilişkin hesapsızlıkların başka bir örneğidir.

<h3><strong>Haftanın magazin başlıklarını Akşam Gazetesi Magazin Müdürü Barış Kocaoğlu ve Eda Cabul

Kerem Bursin kafelere gidenlere 'salak' dedi, Maldivler'e gitti!

Türkiye'nin ilk silahlı insansız deniz aracı, füze atışlarına hazır

İzmir'de denizin yüzeyini 'deniz marulu' kapladı

Halk pazarları Covid-19 tedbirleriyle açıldı