• $ 6,7757
  • € 7,3617
  • 358.75
  • 92381.8
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

İdlib'in ve Suriye'nin akıbeti

Suriye’deki çatışmalara ve senelerdir yaşanan insani krizlere sadece mülteci meselesi lensiyle bakan bir uluslararası toplum var maalesef. Çatışmalarda hayatını kaybeden yüz binlerce insandan ziyade, hayatta kalanların kaçının mülteci olarak kendi ülkelerine gelebileceğiyle ilgileniyorlar. Yaptıkları açıklamalar, koydukları veya koymadıkları tepkiler, olaylara yaklaşımları büyük oranda bu bakış açısı tarafından şekilleniyor. Seslerini ancak mülteci krizlerine sebep olabilecek askeri operasyonlarda duyuyorsunuz. Diğer gelişmelere büyük oranda kör, sağır ve dilsizler…

İdlib’de yaşananlar bunun son örneği. Daha önce de İdlib’e yönelik rejim-İran-Rusya operasyonları söz konusu iken, on binler Türkiye sınırına yığıldığında ses duymuştuk. Şu an İdlib’e yönelik sesler de bu minvalde çıkmaya devam ediyor. Oysa mülteci meselesi de dahil olmak üzere Suriye’de üzerine konuşulması gereken birçok konu var. Daha doğrusu mülteci krizi Suriye’deki sorunların bir sonucu, sebebi değil. Yaklaşımlar Suriyelileri kendilerinden uzak tutmak olarak şekillenince, mülteci meselesinin kökenine inecek adımlar atılmayıp inisiyatifler alınmayınca, mülteci meselesi kendi kendini yenileyen bir kriz olmaya devam ediyor, edecek.

***

Madalyonun bir de mülteci meselesinin müsebbibi olan tarafı var ki son saldırılarıyla Suriye’deki siyasi çözüm ümitlerini baltalamakla meşguller. Suriye’nin herhangi bir yerindeki radikal unsur varlığı, bu bölgelerin doğrudan ve hedef göz edilmeksizin vurulmasına bahane teşkil etti şimdiye kadar. DEAŞ ve El-Kaide bahanesiyle hedef alınan ve öldürülen on binlerce Suriyeli sivil, bu tarafın siyasi çözümden ziyade askeri metotlara yoğunlaştığının en bariz göstergesi. İran’ın özellikle de Rusya’nın Soçi mutabakatının devam etmesine yatırım yapması gereken bir zamanda, Fırat’ın doğusundaki değişme potansiyeline sahip dengeleri de hesaba katıp, İdlib’e yönelik saldırının tarafı olması Suriye açısından kaygı verici.

Bu en başta askeri çözüme olan inancın rejim ve destekçileri safında hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor. Bu aynı zamanda siyasi çözüm konusunda neden arpa boyu ilerlenemediğini de açıklıyor. Uluslararası tepkisizliğin verdiği açık çekten cesaret alan, Türk gözlem noktasını bile hedef alacak pervasızlık, Suriye’de çözüm süreci önündeki en büyük engeldir. Soçi’nin garantörleri mikro planları bırakıp ipin ucundakinin İdlib değil, Suriye’nin geleceği olduğunu anlamalı.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'tan Berat Kandili mesajı

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'tan Berat Kandili mesajı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

WhatsApp'tan corona virüs ile ilgili kritik hamle! Sınırlama getirildi...

Zeytinburnu'nda kaçak üretilen 10 bin 500 tıbbi maskeye el konuldu