• $13,5346
  • €15,266
  • 804.829
  • 1945.07
31 Mart 2014 Pazartesi

Hıyanet sarmalı

YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Kanal değiştirirken rastladığım "ufunetli" dizi isimlerinden birisi Hıyanet Sarmalı. Berbat oyunculuk, ağır bir mesaj verme kaygısı, en önemlisi ise insanları dünyanın dönmediğine inandırma çabası... Kamyoncu dizinin başka bir versiyonu.
Meşhur hikaye vardır ya, Yahudi bir anne, Rus ordusuna alınan ve Osmanlı'ya karşı savaşmaya giden oğluna taktik verir: "Oğlum, cepheye gittiğinde, bir Türk öldür ve dinlen. bir Türk öldür ve dinlen." "Fakat anne" der oğlu, "Ben dinlenirken, Türk beni öldürürse ne olacak?" "Aman tanrım" der anne dehşetle, "Türk'ün seninle ne alıp veremediği var, sen Türk'e ne yaptın ki?"
Son aylarda sıcak bir şekilde yaşadığımız gündemi bir hikaye ancak bu kadar tasvir edebilirdi. Yalan, iftira ve röntgencilikten başladık, geldiğimiz nokta "kendi deyimleriyle" hıyanet sarmalı. Ve bütün bunlara rağmen yapageldikleri amiyane tabirle "salağa yatma" çabaları. Bu bir öz farkındalık yoksunluğu mudur? Yoksa, daha önce de yazılarımda bahsettiğim Mesianik ruh çıkmazı mıdır?
Mesianik demişken, bugünlerde malum televizyon kanalında dönen bir şarkı var. Şöyle diyor:
Onlar yanlış, sen değil.
gözlerini al yerden,
utanacak gün değil
gözlerini al yerden.
Bugünler de geçecek,
bu zulümler de bitecek,
güzel günler gelecek,
gözlerini al yerden.
Elif gibi dimdik dur,
isyanına zincir vur,
bugünler de geçecek,
bu zulümler de bitecek.
Beste güzel, güfte güzel… Ama birkaç sıkıntı var.
Onlar yanlış biliyor
Öncelikle, "Onlar yanlış, sen değil" iddiası bir diyalog tıkaçıdır ve belki de geldiğimiz noktanın en büyük sebebidir. Tüm Mesianik hareketlerin mottosudur bu. Hakikat bize ait, bize tâbi olmayan gaflet, dalâlet ve hatta hıyânet içerisindedir. Bilinçaltı mesaj maalesef hareketin mensuplarını, içlerinden çıkamadıkları bir sarmala sürüklemektedir. Sinema tabiriyle "spoiler" olacak ama kusura bakmayın, hakikat kimseye ait değil, siyah-beyaz zihin dünyasının gerçek hayatta bir karşılığı yok.
"Zulüm bitecek, güzel günler gelecek" sözleri de çok yabancı olduğum bir muhabbet türü değil. Burada da birkaç sıkıntı var. Birincisi, yıllardır "olanaklar dünyası"nda yaşayan bir hareketin gönül rahatlığıyla "kendim ettim, kendim buldum" diyebileceği maliyete zulüm demesinin yukarıdaki hikayedeki annenin mantığından hiçbir farkı yok. Yine Yahudi mesianizminden gidelim. Lubaviç Hareketi'nin lideri Menachem Mendel Schneerson'a "Maşiyah" (Mesih) diyenler de "güzel günler yakın" umuduyla yaşıyordu. Schneerson öldü ama hâlâ Schneerson gökten inecek diye belirli günlerde toplanıp gökyüzüne bakanlar var. Sonuç hep hüsran, "Schneerson gelmez oldu". "Güzel günler gelecek" muhabbetleri ise mensupların motorunu çalıştıran mazot görevi görüyor.
Ellere vav bize elif…
Elif gibi dim dik durmayı Allah herkese nasip etsin. Diklenmeyle dik durmak arasındaki fark ise önemli. Hele dim diklik konusunda yakın geçmişte birçok kötü siciliniz var ise. Ben şunu bilir şunu söylerim: otorite bildiğiniz aslen ve zihnen ecnebilere karşı "vav" gibi eğilip, Türkiye'nin seçilmiş siyasetine karşı "elif" gibi diklenirseniz, bir gün "ye" gibi zikzak çekmek zorunda kalabilirsiniz. Tabiatın kanunu budur. Etki, tepkiyi doğurur.
Siyasi duruşunuz sizi bağlar. Kime oy vermeyi içinize sindiriyorsanız, ona oyunuzu verin. İnsanlar tercihlerinde hürdür, en azından siyasi tercihlerini bağlı oldukları grubun üst aklına ipotek ettirmemiş olanlar hürdür. Fakat, meselenin tüm Türk halkını ilgilendiren yönü var ki bu yapılmamalı.
"Hıyanet Sarmalı"na da tam bu noktada giriyoruz. Vatana ihanet suçtur, bundan sakınılması lazım. Daha etkili olacaksa bir de şöyle diyeyim: "Thou shalt not commit treason".
Not: 30 Mart seçimleri vatana, millete hayırlar getirsin...

<p>İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Uzmanı  Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı araç içinde

Yolda kalan sürücüler araç içinde ne yapmalı?

256 yaşında ölen adamın sırrı açıklandı!

Rusya'nın en korkutucu köyü! Kimse gitmeye cesaret edemiyor

Akbabalar evcil köpeklerin peşine düştü! Korku dolu anlar