• $8,3169
  • €10,1193
  • 498.942
  • 1454.25
07 Mayıs 2018 Pazartesi

Güçlü ve vicdanlı

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş
YAZARIN SAYFASI

Bağımsızlık, milli çıkar, milli güvenlik, vicdani duruş… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın pazar günü İstanbul’dan dünyaya ilan ettiği manifestoda yer alan Türk dış politikasının temel ilkeleri bunlar. Kendi milli çıkarları ve milli güvenlik algısı doğrultusunda vicdani odağı kaybetmeden bağımsız kararlar alan bir Türkiye. İlkeler kağıt üzerinde güzel görünür; reelpolitik duvarına çarptıklarında genelde buharlaşırlar. Fakat Türkiye’nin tüm sınamalara rağmen takip ettiği dış politika, bu iki kavramın nasıl meczedilmesi gerektiğinin dünyadaki en somut örneğidir. Reelpolitiğin kasıp kavurduğu, vicdanlının zayıf, güçlünün ilkesiz olduğu bir zamanda Türkiye, uluslararası topluma “güçlü aynı zamanda vicdanlı” bir dış politikaya sahip olunabileceğini gösteriyor.

Hemen hemen herkes çetin, risk ve tehditlerle dolu bir coğrafyada yaşadığımızı kabul eder. Sadece mücavir coğrafyalar değil; küresel siyaset büyük bir kriz içerisinde. Birinci Dünya Savaşı’nın akabinde ortaya koyulan her düzen kurma çabası, dünyaya derme çatma ve adaletsizliklerle dolu bir sistem getirdi. Sömürgecilik, terörizm, radikalizm, ekonomik adaletsizlikler ve geri kalmışlık, ırkçılık, etnik ayrılıkçılık ve mezhep taassubu, İslam karşıtlığı ve antisemitizm, işgal, iç savaşlar ve etnik temizlik, bu adaletsiz küresel sistemin acı birer meyvesi.

Bu küresel kaos ve kriz ortamında istikamet üzere dış politika yürütmek adeta ateşten gömlek giymek gibi. Zemin çamurlu ve kaygan, hakem adil değil, oyuncuların aklı maçta değil, seyirciler taşkınlık yapıyor. Bu olumsuz koşullara rağmen Türkiye, içerideki toparlanmasından da istifade ederek nevi şahsına münhasır bir dış politik performans ortaya koyuyor.

Bağımsızlıktan kasıt, dış politik kararların tamamen milli çıkar ve öncelikler doğrultusunda verilmesidir. Yukarıda anlatılan küresel kaos ve etkisizleşen ittifaklar çağında bu salt bir tercih değil, bir zorunluluktur. Fakat yine aynı sebeplerden dolayı, bağımsız dış politika yürütmek her yiğidin harcı değildir. Güç gerektirir, bağımsızlığın şartlarının tesis edilmesi gerekir. Türkiye elbet parçası olduğu ittifaklara dair sorumluluklarını yerine getirmeye devam ediyor; fakat tahkim ettiği ekonomik, demokratik ve askeri gücü sayesinde kararlarını bağımsız bir şekilde alabiliyor.

Milli güvenlik artan bir şekilde dış politika yapımında merkezi bir yer ediniyor. Bu da yukarıda anlatılan küresel kaos ortamıyla doğrudan bağlantılı. Küresel sistem devletlerin güvenlik endişelerini hafifletmiyor; maalesef bu endişeleri derinleştirecek adaletsiz uygulamaların merkezinde yer alıyor. Milli imkanlarla milli güvenliğini sağlama konusunda fersah fersah ilerleyen Türkiye, dış politikada da bağımsız adımlar atabiliyor.

Asıl zor olan bütün bu hamleleri yaparken vicdan pusulasını kaybetmemektir. Maalesef asıl görevi küresel vicdanın temsilciliğini yapmak olan uluslararası kurumlar sınıfta kalmıştır. Türkiye an itibarıyla küresel vicdanın en gür seslerindendir. Bu yönüyle de Türk dış politikası, sınırlarını oldukça aşan bir itibar ve etkinlik alanına sahiptir.

<p class='MsoNormal'>Süper Lig'i şampiyon tamamlayan Beşiktaş, salgında  tüm rakiplerine büyük fark

Şampiyon Beşiktaş! Fenerbahçe ve Galatasaray'ın hataları neydi?

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı