• $8,406
  • €9,986
  • 489.205
  • 1408.81
25 Kasım 2013 Pazartesi

Dershane çılgınlığı

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş
YAZARIN SAYFASI

Bir süredir dershane başlığı altında devam eden tartışmalarda eğitim dışında her şeyi konuşuyoruz. Meselenin propagandadan uzak teknik ve pedogojik yönünün esamisi bile okunmuyor. Dershanelerin dönüştürülmesi tartışması tam anlamıyla siyasi bir mecrada devam ediyor.
Hükümet, dershanelere olan ihtiyacı ortadan kaldırma hedefi taşıyan bir süreçten bahsediyor, karşılığında tamamen bağlamından koparılmış bir “oldu bittiyle dershaneleri kapatamazsınız” kampanyasını buluyor.
Asıl meseleler arada kaynıyor. Hatta dershanelerin tartışmaya sokulmaması için hazırlanmış özel bir mizansen var sanki.
Ajitasyon var, dershane yok. Asparagas var, dershane yok. Siyasi linç var, dershane yok.
Asıl tartışmanın “dershanelere yönelik bir düzenleme ne zaman ve hangi şartlar altında yapılırsa eğitim sistemine ‘darbe’ olmaz?” olması gerektiğini bilecek kadar dershaneyle teşrik-i mesaisi olmuştur çoğumuzun.
Dershanelerin mevcut sınav(lar) sistemiyle ilişkili olduğu ve sınavlara Veli Efendi mantığıyla yaklaşan velilerin eliyle bu ilişkinin bir dershane çılgınlığına dönüştüğü ortada.
Sınav-dershane çıkmazı ve üniversite yoluyla fark atma veya kapama uğraşı devam ederken yapılması gereken sistem tartışmasıyken, kendimizi kuvvetli bir Erdoğan düşmanlığı üzerinden yürüyen “Sırlar Kapısı” tadında mistik bir tartışmada bulduk. Otoriterlik, Mavi Marmara nefreti, 28 Şubat benzetmeleri, PKK tartışmaları havalarda uçuşurken dershaneler bir ıslah evi, bir rehabilitasyon merkezi, bir sınıf atlama tahtası, bir demokrasi kalesi veya bir terör kovucu olarak resmedilip kutsallaştırılıyor.

KUTSAL DERSHANE

Anlamak isteyenin rahatça anlayacağı gibi dershaneleri dönüştürme uğraşı yeni bir uğraş olmadığı gibi hemencecik gerçekleştirilebilecek bir şey de değil. Kaldı ki bu uğraşı gün aşırı bitirme gibi bir siyasi irade de söz konusu değil.
Hele hele Doğu’daki okuma salonları tamamen kapsam dışında.
O halde eğer dershaneler kutsal müesseseler değilse neden dershanelere ihtiyacın ortadan kaldırılması süreci ve sürecin nasıl yürütülmesi gerektiği konuşulmuyor da hangi açıdan bakarsak bakalım sakat olan bir “olmasaydı, olmazdık” tartışması yürütülüyor?
Hepimiz dershanelerin kâr amacı güden kuruluşlar olduğunu, hatta güçlü bir öğretmeni sömürü sistemine dayandığını, bedava okumak için fakirlik değil yüksek başarı şartının arandığını, yüksek başarılı öğrencilerin de dershanelere para kazandırdığını biliyoruz.
Hâl böyleyken neden dershanelere Darülaceze anlamı yüklenmeye çalışılıyor?
Siyasi kavga kazandırmaz
Bir iki haftadır etrafa saçılan onca tezvirat bir yana hepimizin geleceğini etkileyecek bir eğitim reformu tartışmasını bile adam akıllı yürütemiyoruz.
Dershane kutsallaştırması sebebiyle dershanelerin ve çarpık sistemin konuşulmadığının ve bu yolla memleketin evlatlarının geleceğiyle oynadığının farkında mısınız?
Hadi diyelim ki dershaneler bahane, amaç tamamen siyasi. Dershane tartışmalarının sokulduğu mecra siyasi olarak da “dershane savunucularına” puan kazandıracak türden değil ki...
Ulusalcı bayağılığıyla yapılan Başbakan Erdoğan düşmanlığı, işgalci otoriteden izin almayan Mavi Marmara’nın aziz hatırasını çiğneme pahasına demokratik bir otoriteye meydan okuma çelişkisi, trajikomik PKK komploları ve trajikomik bile olmayan darbeci benzetmeleri, eğer “yaramaz kuzenler” tarafından yapılmıyorsa siyaseten de ters tepecek konular.
Şimdi yapmamız gereken derin bir nefes alıp dershane ve çocuklarımızın geleceği gibi önemli bir konuda siyasi pozisyonlarımızı bir kenara bırakıp sağlıklı bir eğitim sistemi değerlendirmesi yapmak.
Yapmazsak kim kaybeder?
Cevap A şıkkı: Hepimiz

<p>Denizli'de  askeri kışla yakınında yangın çıkarmaya çalışan şüpheli yakalandı.</p><p>11'inci Koma

Kışla yanında kundakçı yakalandı

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor