• $8,2824
  • €10,0033
  • 483.47
  • 1427.73
18 Mayıs 2018 Cuma

Büyük felaket

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş
YAZARIN SAYFASI

Kudüs İsrail’in kontrollü bir tırmanış planının parçası olarak yine hareketlendi. ABD’nin provokatif ve uluslararası hukuku çiğneyen büyükelçilik taşıma kararı sonrasında, planlı tırmanışın parçası olarak özel bir gün seçildi. Filistin’in Nekbe Günü’ne denk getirilen (İsrailliler bunu “bağımsızlık günü” olarak görüyorlar) büyükelçilik açılış merasimi, tırmanışın arka planını oluşturdu. Sonuç, 60’ın üstünde Filistinli canlı yayında, İsrail için hiçbir doğrudan tehdit oluşturmamalarına rağmen katledildi. Maalesef bu tür katliamlar Filistin’de ilk değil ve son da olmayacak. Bunun üç ana sebebi var; bu üç olguda bir düzelme kaydedilmediği müddetçe İsrail dünyanın gözünün içine bakarak katliamlarına devam edecek.

Birinci ve yaşanan tüm sorunların merkezinde yer alan olgu, işgaldir. Sadece Filistinlilerin yaşam kalitelerini değil, İsrail’in de devlet yapısını, sosyolojisini, dinle aralarındaki ilişkileri, uluslararası konumunu ve farkında olmasalar da geleceklerini belirleyen olgu işgaldir. İşgal, İsrail’i içerisine çeken bir girdap. Her ne gerekçeyle temellendirirlerse temellendirsinler, İsrail’in nihayetinde altını oyacak ve bugününü mumla arayacağı süreci başlatacak olan da işgaldir. İşgal dolayısıyla İsrail, zihniyette kabileden devlete dönüşemiyor. Askeri gücü ve siyasi destekçileriyle esip gürlemesi kimseyi yanıltmasın, işgal bir güç göstergesi değil güvensizlik ve zayıflık alametidir.

İkinci olgu İsrail’in on yıllardır sahip olduğu cezasızlık varsayımıdır. Uluslararası hukuk kurallarını ve hatta bu kuralların merkezini teşkil eden BM yapılanmasını hiçe sayarak işgaline ve katliamlarına devam etmesi, suçlarının cezasız kalacağına olan inancındandır. İsrail hukuki açıdan maliyet ödememeye alışmış, bu konuda kendisini uluslararası toplumdan ayrıştırmıştır. En kötüsü İsrail’de bazılarının cezasızlığı da tıpkı kendilerine ait olmayan toprakları işgal gibi ilahi bir hak olarak görmesidir. ABD’nin Ortadoğu’daki güç projeksiyonunu, barışın tesisinden ziyade İsrail’in işgalini derinleştirmesi için yapması da İsrail’in bu varsayımını şimdiye kadar maalesef geçerli kılmıştır.

Bu durum bizi üçüncü olguya yani uluslararası kurumların daha doğrusu uluslararası sistemin işlevsizliğine götürmekte. ABD’nin BM nezdinde İsrail’i koşulsuz desteklemesi, bu destek sebebiyle İsrail’e karşı dişe dokunur kararlar alınamaması, İsrail’in işgalini derinleştirdiği gibi cezasızlık varsayımını da güçlendirmekte. İsrail’in çiğnemediği bir uluslararası hukuk normu neredeyse yok. Buna rağmen BM’nin Güvenlik Konseyi yapısı, İsrail ve benzerlerini cezalandırma işlevini yerine getiremiyor. Türkiye boşuna “Dünya beşten büyüktür” demiyor. İğneyi kendimize batırmak gerekirse benzeri bir işlevsizlik İslam dünyasının çatı örgütlerinde de fazlasıyla var. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği gibi kurumlar, kendi küçük gündemlerini aşıp Filistin gibi sadece İslam dünyasının değil tüm insanlığın üzerinde birleştiği bir konuda sonuç alıcı çözümler üretmekten uzak. Bu tip kurumlar Türkiye’nin önderliğinde, ortak hareket edecek ve sonuç alacak mekanizmalara dönüştürülmeli.

<p>Peki, hasta olduğunu söyleyip izin alan bir çalışan gezdiği  bir fotoğrafını sosyal medyasından p

Hangi sosyal medya paylaşımı sizi tazminatsız işten çıkarılmanıza neden olur?

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı