• $8,6438
  • €10,1446
  • 493.411
  • 1393.36
21 Ağustos 2020 Cuma

Biden çıkmazı

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş

Amerika’nın başkan adaylarından Biden’ın Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhindeki sözleri gündemin merkezine oturdu. Biden siyasi gaflarıyla ve özellikle dış politik meselelerdeki düşük sikletiyle bilinir. Trump da tam bu yüzden kampanyasını, Biden’in mental kapasitesinin başkanlık yapmaya müsait olmadığı argümanı üzerinden yürütüyor. Hatta birden fazla defa isim vererek Biden’in Cumhurbaşkanı Erdoğan kalibresindeki bir liderle aşık atamayacağını söyledi. Biden ise karşısına çıktığı bayat ezberleriyle yeminli Türkiye düşmanına dönüşen bir basın mecrasının editörleri karşısında klişenin dayanılmaz cazibesine kapılıp “sirkatini söylemiş”.

Skandal açıklamaların analiz edilmesi gereken birçok yönü var. Biden’ı ilgilendiren yönü, dış politikaya dair Türkiye gibi önemli bir meselede sahip olduğu sığ okumanın Amerikan dış politikasını sürükleyeceği sorunlara dair sinyal vermesi. Karşısındakine duymak istediğini söyleme adına, Türkiye gibi kritik bir NATO müttefikine karşı seviyesiz ifadeler kullanması, başkan seçilmesi durumundaki muhtemel dış politika tartışma seviyesine işaret etmesi açısından önemli. Bu kısmen Amerika’nın sorunu, fakat dünyanın bir çok tarafını etkilediği için dünyanın kalan kısmının da endişelenmek için haklı gerekçeleri var.

İkinci yönü, Amerika’nın demokratik yönetimlere keyfi olarak müdahale pratiğini ortaya koyması. Malum, Biden’ın sırtını dayadığı siyasi platform, aylardır Amerikan seçimlerine dış (Rusya) müdahaleye aracılık ettiği suçlamasıyla Trump’ı mahkum ettirmek istiyor. Yani Amerikan seçimlerine bir dış aktörün müdahalesine karşılar. Fakat, söz konusu Türkiye olunca kendilerinde bir müdahale hakkı olduğunu düşünüyorlar ki bu yaklaşım, bazı “Demokratların” demokrasiyle ilişkisinin sorunlu tarafını afişe ediyor.

Üçüncü yönü, Amerika’da bazı çevrelerin darbe ile Türkiye’ye rot balans ayarı yapma ümitlerini kaybetmiş olması. “Bizim çocuklar başardı” çizgisinden “darbe ile değil muhalefeti destekleyerek” çizgisine gelmeleri, 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde Türk halkının mandacı/darbeci zihniyete karşı önemli bir caydırıcılık kurduğunu gösteriyor.

Dördüncü yönü, Amerika’dan bazı çevrelerin başka ülkelerin iç işlerine karışma metodolojisini ifşa etmesi. Şimdiye kadar kullanılan araçlar içerisinde darbeler de var, muhalif grupları destekleyerek siyaset mühendisliğine soyunmak da var. 15 Temmuz’dan önce de sonra da bazı “muhalif” gruplar üzerinden Türk siyasetini hizaya çekme çabasının yürütüldüğü aşikar. Bu ifşa da mezkur “muhalif” grupların ontolojik çıkmazını ve başarısızlıklarını gözler önüne seriyor. 

<p>TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFE

Selçuk Bayraktar TEKNOFEST'te konuştu

Sabit kanatlı vurucu İHA Alpagu talep topluyor

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Eylül 2021)

Adıyaman'da heyecanlandıran keşif