• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
2 Ağustos 2013 Cuma

Benim adım İsrail

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş
YAZARIN SAYFASI

İsrail, Tunus’ta Muhammed Buazizi kendisini ateşe verdiğinde çok telaşlanmamıştır muhtemelen. Ateş Mısır’a da sıçrar mı sorusuna ise müttefiki Mısırlı elitlere güvenerek “hayır” cevabını vermiştir. 
Menahem Begin, Enver Sedat’la Camp David’de el sıkıştığından beri Mısır, anlaşma gereği kendisine tevdi edilen görevini hakkıyla yerine getirdi. Halkını mengene gibi sıktı, itibarını ise külçe gibi aşağı bıraktı. Filistinlilere göz açtırmazken, gözünü kırpmadan İsrail’in güvenliğini sağladı. Sağlayacaktı tabii... İsrail’in baş müttefiki ABD, İsrail’in güvenliği karşılığında 1979’dan beri Mısır’a milyar dolarlar akıtıyordu. 
Beklenen olmadı. Mısır halkı görünürde Mübarek’e ama aslında Camp David’de kurulan bölgesel sisteme başkaldırdı. Mübarek, milyonlarca Mısırlı’nın meydanlara akmasına engel olamadığında İsrail’in güvendiği dağlara çoktan kar yağmıştı. Göstericilerin arasına develerle dalan Baltacılar bile İsrail’in endişelerini giderememişti. Bu noktadan sonra Mübarek’in “her şey kontrolümüz altında” tesellisi de fayda etmiyordu. 
“Ahlaki tutarlılığını” sürdürmek için İsrail, Mısır’da devrime karşı olduğunu açıkça beyan edip, o güne kadarki hizmetlerinden dolayı “vatansever” Mübarek’e Fuad Ben-Eliezer kanalıyla teşekkür etmişti. 

ON FELAKET

O aylar İsrail için kâbus gibi geçti. Mübarek gitti, Kaddafi öldürüldü, kullanışlı düşman Esed’e karşı isyan başladı, Ürdün karıştı... Hamas sivrildi, Abbas irkildi. Yetmedi, bir de Türkiye’den özür diledi. O aylarda İsrail’in tek neşe kaynağı, tatlı su solcusu çakma anti-emperyalistlerin Arap Baharı’nda İsrail parmağı aramalarıydı. 
Ardından Mübarek kafese atıldı, yakın dost Ömer Süleyman aniden öldü. Kahire’deki İsrail Büyükelçiliği işgal edildi. Mısır’da seçimleri İhvan kazandı, Muhammed Mursi isimli bir “hacı abi” cumhurbaşkanı oldu. 
Mısır halkının “Camp David statükosuna” karşı başkaldırması, İsrail’in Mısır’daki çıkarlarını hemen terk edeceği manasına gelmiyordu. Bütün bunlar cereyan ederken İsrail’in müesses nizamı ve ABD’li mevkidaşları yeise gerek olmadığının, Mısır ordusunun Camp David ipine bağlı olduğunun altını çizdi. O noktada İsrail de her devrim karşıtı aktör gibi Mısır’ın mutlak sahibi orduyla ve yakın ilişkilerini hiç koparmadığı istihbarat ile iş tuttu. 
Öyle bir hamle yapılmalıydı ki hem Mısır’da hem de bölgede değişim için kafasını kaldıran halklara “kontrol bizde” mesajı, statükoyu temsilen Mısır ordusu tarafından açık bir şekilde verilmeliydi. 

MURSİ TATİLE ÇIKSIN

İsrail, kâbustan uyanmak için 3 Temmuz’a kadar bekledi. Mısır ordusu darbe yapıp seçilmiş cumhurbaşkanını esir aldığında İsrail, Lut Gölü’ne Eriha yolundan inmiş gibi sevindi. Devrime karşı çıktı ama darbeye arka çıktı. Darbeyi kutlayan ilk ülke unvanını Suriye Baas Cumhuriyeti’ne kaptırdı, fakat darbeden en fazla fayda sağlayan ülke unvanını kimselere kaptırmadı. 
Az mı? Mısır’da İhvan’dan kurtuldu. Filistin’de eski köye yeni adet getirmeye çalışan yeni Mısır, eskiye rücu etti. Mısır ordusu Gazze tünellerini kapatmaya başladığında Mavi Marmara’nın deldiği Gazze ablukasına yeniden hayat üflendi. Mısır halkı Filistinlilere karşı kışkırtıldı. Sivrilen Hamas törpülenmeye başladı. İsrail’in masa arkadaşı Ebu Mazen, oyuna güçlenerek girdi. Hamas-Fetih arasındaki ateş körüklendi. Bundan iyisi Şam’ın Baas’ı... 
Kısa vadeli kazanımların ve uzun vadeli kayıpların ülkesi olan İsrail, atalarının Mısır’dan çıkışını bayram olarak kutlar. An itibarıyla ise Mısır’a yeniden girmenin kutlamasını yapıyor. Kutlamalar bir sonraki devrime kadar sürecek...

<p>Başkan Erdoğan, 'Bizi çok çok çok duygulandırdın. Tarihi bir başarı aldın, seni gönülden tebrik e

Başkan Erdoğan, olimpiyat şampiyonu Mete Gazoz'u tebrik etti

İki deli bir araya geldi: Adana'da Balotelli izdihamı

Bakanı Kurum, Antalya'da incelemeler yaptı

İstanbul'da tramvay raydan çıktı