• $ 7,8228
  • € 9,4308
  • 459.326
  • 1328.83
Reklamı Kapat

Avrupa'da ırkçılık ve İslam karşıtlığı

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Avrupa’nın en ciddi sorunlarından birisi. Sistematik olarak Avrupa’nın en azından kağıt üzerindeki değerlerinin altını oymakta, iç siyasette alan kazanma adına yüz milyonlarca Müslümanı karşısına almakta, Fransa İslam’ı gibi absurditeleri üretmekte, Avrupa’da yükselişte olan İslam karşıtlığının liderliği pozisyonuna oynamakta. Radikalizmden şikayet etse de radikalizm değirmenine su taşımakta ve radikalizmle neredeyse mutualist bir ilişki kurmakta.

Charlie Hebdo foseptiğine “fikir özgürlüğü”, “laiklik” ve “liberalizm” bahaneleriyle destek veren Macron, hem mezkur kavramların içini boşaltmakta hem de Avrupa’da ve dünyada büyük bir sosyolojiyi karşısına almakta. Charlie Hebdo, faşist bir mecra. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Antisemitizm’i rezil mizah anlayışlarıyla yayan operasyon dergilerinin ruh ikizi. Mizah ve fikir özgürlüğü paravanının arkasında ırkçılık, faşizm, İslam karşıtlığı yapıyor. Dünyanın maliyeti en düşük nefret suçları olan İslam karşıtlığını ve Türk karşıtlığını “devlet desteğiyle” neşrediyor.

Avrupa ve genel olarak Batı antisemitzmi uzun süre tolere etti ve bunun bedeli çok ağır oldu. Şu an dar siyasi planlar, jeopolitik rekabet için İslam karşıtlığını sadece tolere etmiyor, mazur gösteriyor. Avrupa’da yaşayan milyonlarca Müslüman var ve bu İslam karşıtlığının doğrudan muhatabı durumundalar. Camilerine saldırılıyor, okulda, işyerinde ya da sokakta tacize uğruyorlar, olağan şüpheli konumundalar. Neo-nazilerin, aşırı sağcıların suçları bile onların üzerine yıkılıyor. Biriken kötü enerji tüm Avrupa için tehlike çanlarını çalmakta. Irkçı ideolojiler devletten bazı mahfillerle bir araya gelince maalesef sonu felaket oluyor.

Dar siyasi gündemlerle ırkçılığa arka çıkılması, dini mühendisliğe soyunulması Batı’dan Doğu’ya kimsenin hayrına değil. Bu ırkçı tırmanışa Avrupa’nın sağduyulu liderleri artık dur demeli.